Ana Menü
Ana Sayfa
Makaleler
Haberler
Destekleyenler
Destek Resimleri
Destekleyen Siteler
Görüntü Kayıtları
Ses Kayıtları
Tartışma Alanı
Gaspıralı

Reklâm
Türk Dili Yaz?lar?
  Kültür
  Dil-Kültür ?lgisi
  Dilbilgisi
  Modern Türkçe Dönemi
  Yeni Türkçe Dönemi
  Yeryüzündeki Diller
  Türk Dilinin Tarihi Dönemleri
  Ekler
  Türkçenin Bugünkü Durumu Ve Yay?lma Alanlar?
  Türkçede Yeni Kavramlar? Kar??lama Yollar?
  Türk Dilinin Bugünkü Durumu ve Yay?lma Alanlar?
  Lehçeler
  Kökler
  Dil Nedir - 2
  Türk Yaz? Dilinin Tarihi Geli?imi
  Türkler'in tarih Boyunca Kulland?klar? Yaz?lar
  Türkçenin Dünya Dilleri Aras?ndaki Yeri - 2
  Türkçenin Tarihi Geli?imi
  A??z
  Kültür Ta??y?c? Olarak Dil

Türk Dili Yazıları Arşivi
Türkçe Kar??l?k
 Yapboz 
Özgün imlasıyla dilimizde kullanılmaya başlanan İngilizce puzzle sözü, "bilmece, muamma" temel anlamlarına gelmektedir. Kurumumuz, sözün dilimizdeki kullanılışını göz önüne alarak bu söz için yapboz karşılığını önermektedir.
 Puzzle 
doğal zayıflama, özel ders, orjinal pembe maske, ozoderm, tercüme, maydanoz hapı, smoky 7, sandalose, metrik kılavuz, psikolog, african mango,

mesut yar antakya biber hapı ile zayıfladı


?Türkçenin Dünü, Bugünü, Yar?n?? Uluslar Aras? Bilgi ?öleni Üzerine Görü?ler
7-8 Ocak 2002 tarihleri aras?nda Kültür Bakanl??? Yay?mlar Dairesi Ba?kanl???n?n giri?imi ve Öger Turizmin katk?lar? ile düzenlenmi? olan bilgi ?öleni yap?lm??t?r.


Türk dili ile do?rudan ilgili kurum ve kurulu?lar d???nda, Yarg?tay ve Dan??tay Ba?kanlar?n?n, baz? eski, yeni say?n bakanlar?n, milletvekillerinin, Kültür Bakanl???n?n eski müste?arlar?n?n, yaz?l? ve sözlü bas?n organ? müntesipleri ile üniversite ö?retim üyelerinin, Türk dünyas?ndan gelmi? bilim adamlar?n?n, Türkçe ve edebiyat ö?retmenlerinin kat?l?m? ile Dedeman Otelinin büyük kongre salonunda gerçekle?tirilen toplant?, genel ak??? ve uyand?rd??? ilgi bak?m?ndan gerçekten bir bilgi ?öleni olmu?tur. Hele say?n Yarg?tay ve Dan??tay Ba?kanlar? ile baz? milletvekillerinin toplant?y? sürekli olarak izlemeleri, biz dilcileri ayr?ca duyguland?rm??t?r.





7 Ocak Pazartesi günü saat 9.00-9.15 aras?nda rahmetli Ulvi Cemal Erkin?in ünlü yayl? sazlar dörtlüsü ile ba?lay?p Anadolu yayl? çalg?lar? dörtlüsü ile sona eren 15 dakikal?k müzik dinletisinden sonra, toplant?n?n aç?l?? oturumuna geçilmi?tir. Bu oturumda Öger Holding Yönetim Kurulu Ba?kan? Say?n Vural Öger ile ilk Kültür Bakan? Say?n Prof. Dr. Talât S. Halman ve Kültür Bakan?m?z Say?n M. ?stemihan Talay taraf?ndan toplant?n?n niteli?i, önemi ve dilimizin bugünü ile yar?na uzanan hedefini de?erlendiren nitelikli ve anlaml? birer konu?ma yap?lm??t?r. Daha sonra, toplant?n?n sabah ve ö?leden sonraki oturumlar? ile iki gün boyunca toplam be? oturumu içine alan konulara geçilmi?tir. Her oturumda, bir yerli, bir yabanc? bilim adam?n?n ba?kanl?k etti?i toplant? program?nda, dilimizi çe?itli yönleri ile de?erlendirecek 41 bildiri yer alm??sa da, hava muhalefeti ve uçak seferlerinin iptali dolay?s?yla, 7-8 kat?l?mc?n?n gelemedi?i görülmü?tür. Ama buna ra?men, toplant?n?n iki günde tamamlanabilecek biçimde düzenlenmi? olmas?, ister istemez bir s?k???kl?k yaratm?? ve konu?mac?lara kongrelerde gelenek hâlindeki 20 dakikal?k sunu? süresi yerine 15?er dakika verilmi? olmas?, bildirilerdeki önemli baz? noktalar?n bile alt ba?l?klarla verilip geçilmesine yol açm??t?r. Bu s?k???kl?k yüzünden, her oturumun sonundaki yar?m?ar saatlik tart??ma ve de?erlendirme süresi de baz? oturum ba?kanlar?nca yaln?z soru sorma biçiminde s?n?rland?r?lm??t?r. Oturum ba?kanlar?nca, katk? ve de?erlendirmeye de izin verilen oturumlarda ise, ele al?nan konulara ba?ka yönleri ile de ???k tutulabildi?inden sonuç elbette daha verimli olmu?tur.





Say?n okuyucular, toplant?n?n genel ak??? üzerine yap?lan bu k?sa aç?klamalardan sonra, ?imdi sizlere bilgi ?öleninde ele al?nan konularla ilgili bilgi vererek baz? noktalardaki görü?lerimi sunmak istiyorum:





Prof. Dr. Mustafa Canpolat, Nermin Tu?u?lu, Sedat Nuri Kay??, Mustafa Balbay, Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Prof. Dr. ?ükrü Halûk Akal?n ve Erkan Tan taraf?ndan sunulan birinci oturum bildirilerinde, günümüzün çok önemli güncel bir konusu olan yaz?l? ve görsel kitle ileti?im araçlar?nda Türkçenin yaz?l???, söyleni?i, yaz?l??? ve söyleni?te yap?lan çok yönlü yanl??lar üzerinde durulmu?, konu?mac?lar bu türlü yanl??lar?n dilde yol açt??? yozla?ma e?ilimini çarp?c? örneklerle dile getirmi?lerdir. Bildirilerin birkaç?nda yaln?zca bu yanl??lar ve çarp?kl?klar dile getirilmekle yetinilmemi?; böyle bir yozla?maya yol açan nedenlerin özellikle e?itim yetersizli?inden, ana dili bilincindeki zay?fl?k ya da körelmeden ve yabanc? dil hayranl???ndan kaynakland??? vurgulanarak al?nmas? gereken önlemler s?ralanm??t?r. Dilimizin bugün içinde bulundu?u durum dolay?s?yla bu önlemlerin ba?l?calar?n? sizlere duyurmak yararl? olacakt?r:





1. ?lk ve orta ö?retim kurumlar?nda sa?l?kl? bir Türkçe e?itim ve ö?retiminin sa?lanmas?. Liseyi bitiren her gencin, ana dilini do?ru konu?up do?ru yazabilecek bir düzeye getirilmesi, yani ilk önce sa?l?kl? bir e?itim; e?itim ve e?itim!





2. Bu e?itim, ilk ve orta düzeydeki e?itim-ö?retim kurumlar?n?n ö?rencilerine de?il, gerekirse ö?reticilerine de uygulanmal?d?r. Çünkü vaktiyle Millî E?itim Bakanl???n?n verdi?i kararla, e?itim enstitülerinde üçer-be?er ayl?k kurslarla nas?l ö?retmen yeti?tirildi?i, dil bilgisi derslerinin bir süre nas?l programdan ç?kar?l?p ask?ya al?nd??? ve okutulup okutulmamas? ö?retmenin iste?ine b?rak?ld???, imlâ kurallar?n?n dilin yap? ve i?leyi?ini temel alan bilimsel ölçülerle de?il, yazboz tahtas? gibi ki?iden ki?iye de?i?en bilim d??? ölçülere b?rak?larak sa?l?kl? bir temele oturtulamad??? hat?rlan?rsa, bu durum daha iyi anla??l?r.





3. ?imdiye kadar yaz?lan dil bilgisi kitaplar?nda; konular?n s?n?fland?r?lmas?, de?erlendirilmesi ve terimlere ba?lanmas? aç?s?ndan, yer yer bütünüyle çeli?en, sorun olu?turan ve bilimsel ölçülere ters dü?en durumlar ortaya ç?kmaktad?r. Bu da ister istemez dil bilgisi e?itiminde ve yeti?enlerin ?ekillenmesinde bir s?k?nt?, bir ayr?l?k yaratmaktad?r. Bu nedenle, bilimsel ölçülerle ve dili sevdirecek metin parçalar? ile bezenmi? yeterli dil bilgisi kitaplar?na gereksinim vard?r.





4. Yaz?l? ve sözlü bas?n organlar?nda çal??anlar, ana dillerine ilgi ve özen gösteren bir anlay??a sahip k?l?nmal?, bu konuda bilinçli duruma getirilmelidir.





5. Radyo ve televizyon kanallar?nda görev alan spiker, sunucu ve program yap?c?lar?, fizik yap?lar?ndaki düzgünlük ve güzellikten önce, dili kullanma yeteneklerine bak?larak seçilmelidir. Bu i?ler için görevlendirme yap?l?rken, ba?vuranlar?n ana dili sözlü ve yaz?l? olarak kullanabilme yeteneklerinin uzman ki?ilerden olu?an komisyonlarca de?erlendirilmesi gerekir. Bu yetenek radyo ve televizyon daire ba?kanlar?nda da aranmal?d?r.





6. Yaz?l? bas?nda, radyo ve televizyon kurumlar?nda gerekirse birer ?Dil Denetleme Kurulu? olu?turulmal?. Buralara Türk dili ara?t?rmalar?nda, Türk dili tarihinde ve Türkiye Türkçesi alanlar?nda gerçekten ün yapm?? kimseler al?nmal?d?r. Ayr?ca, bir hizmet içi e?itim ba?lat?lmal?d?r.





7. Önemli bir nokta da bütün ayd?nlar için oldu?u gibi, yaz?l? ve sözlü bas?n organlar?nda çal??anlarda da sahteci; dili yozla?t?r?c? yabanc? söz hayranl?k ve özentisinin yerine ana dili sevgi ve bilincini a??layacak önlemler al?nmal?d?r.





8. Türk Dil Kurumunca, dilimize yeni girmi? yabanc? sözcüklere bulunan kar??l?klar? yaz?l? ve sözlü bas?n organlar?na benimsetecek önlemler al?nmal?d?r.





9. Dilimizi ilericilik-gericilik gibi politik ve gereksiz çat??malara alet etmekten ve tasfiyecilik saplant?s?ndan kurtararak, yüzy?llar?n olu?turdu?u bugünkü canl? yap?s? ile geli?tirip, ça?da? dünya ko?ullar?n?n gerekli k?ld??? yeni söz ve terimlerin üretilebilmesi için bütün dil uzmanlar?nca el birli?i ile çal???lmal?d?r.





Devlet Bakan? Say?n Y?lmaz Karakoyunlu?nun tart??malarda yer alan reyting ?izleme oran??, primetime ?alt?n zaman? ve viyadük ?köprü yol? sözlerinden hareketle ve etkili konu?mas?yla ba?layan ikinci oturum, daha sonra Prof. Dr. ?erafettin Turan, Zeki Sar?han, Prof. Dr. ?clâl Ergenç, Harid Fedaî, Dr. Aslan Tekin ve Doç. Dr. Sedat Sever?in bildirileriyle ?Bilim, E?itim ve Ö?retim Dili Olarak Türkçe? konusunda yo?unla?m??t?r. Her biri e?itim diline ayr? bir yönden ???k tutan bu bildiriler, genellikle yararl? sonuçlar ortaya koymu?tur. Ancak, bu oturumun bildirilerinde var olan sorunlar dile getirilirken, bazen yanl?? tespitlerin yap?ld???na da tan?k olunmu?tur. Say?n Turan??n ?Türkçenin Bilim Dili Olmas?na ?li?kin Sorunlar? konusundaki bildirisi bunun tipik bir örne?idir. Say?n Turan, var olan birkaç sorun aras?nda, tarihî dönemlerdeki as?l sorunun ?slâm dinine giri?ten sonra ba?lad???na i?aret ederken, bunun nedenini Osmanl? ayd?nlar?n?n bilim dili Arapça, sanat dili Farsça olacak biçimindeki kabullerine ba?lam??t?r. Oysa, bu durum bir neden de?il, bir sonuç ve nedenin d??a vuran görüntüsünden ibarettir. Ortaya ç?kan sorunun as?l nedeni, Anadolu?da yeni bir yaz? diline temel olu?turan O?uz lehçesinin o dönemdeki dil yap?s?ndan kaynaklanmaktad?r. 15-16. yüzy?llar?n Osmanl? ayd?nlar?, Anadolu Beylikleri döneminde oldu?u gibi filizlenip ye?ermeye ba?lam?? olan Türk yaz? diline sahip ç?karak onun dil varl???n? çe?itli kavramlar ve gerekli terimler aç?s?ndan zenginle?tirme yöntemini benimseyecekleri yerde kendilerini Arapçan?n ve Farsçan?n söz ve gramer kal?plar?n? benimseme gibi bir zihniyet yanl???na kapt?rm??lard?r. Sorun zihniyet hastal???d?r. Konuya yaln?zca bir tarihçi gözüyle yüzden bakan say?n konu?mac?, dilci olmad??? için, bir dil tarihçisinin kolayca görebilece?i bu nedeni görememi?, görüntüyü ve ortaya ç?kan sonucu bir neden olarak sunmu?tur. Bu nokta, dilimizin geçirdi?i al?n yaz?s? aç?s?ndan son derece önemli oldu?u için, burada özellikle belirtme gere?ini duyduk. Gerçi Osmanl? ayd?n?, Arapça, Türkçe ve Farsçadan olu?an bu yapma ve melez dile büyük emekler vererek onu o günün ?artlar?nda muhte?em bir yaz?, edebiyat, felsefe ve bilim dili düzeyine yükseltmi?tir. Ancak, Türkçeyi öldürme pahas?na... E?er bu eme?i Türkçe için verse ve ana dilini Mustafa ?eyho?lu?nun da Hur?idnâme?de belirtti?i biçimde göbüt ?kötü, kaba?, sovuk ve yavan bir dil olarak nitelendirerek kendini onu hor görme hastal???na kapt?rmam?? olsayd?, Türk dil yap?s?nda var olan çok yönlü cevherleri ile daha o dönemde katk?s?z zengin bir yaz? ve kültür dili olabilirdi. Bizim burada söz konusu bildiri nedeniyle bu nokta üzerinde duyarl?kla durmam?z?n nedeni, bu ayd?n hastal???n?n yaln?z o dönemle s?n?rl? kalmay?p Tanzimat dönemi ayd?nlar? ile günümüz ayd?nlar?na da s?çram?? olmas?d?r. Tanzimat döneminde ?inasi, Nam?k Kemal, Ziya Pa?a, Ahmet Mithat Efendi ve daha ba?ka edebî ?ahsiyetlerin Osmanl? Türkçesini sadele?tirme yönündeki çabalar?n?n uygulamada yetersiz kalmas?, meydan? Fesahatç?larla Tasfiyecilerin birbirine uç olu?turan verimsiz çat??malar?na b?rakm??; bu kez de ayn? zihniyet hastal??? Frans?z dili hayranl???na dönü?mü? ve dilimizi Frans?zcan?n ak?n?na u?ratm??t?r. O devirde öyle de bugün durum ba?ka m?d?r? Ne gezer! Bildirilerde dile getirildi?i üzere, 2. Dünya Sava??ndan sonraki dönemde, dilimizi yozla?maya sürükleyen önemli etkenlerden biri bu kez de ?ngilizce hayranl???n?n getirdi?i yabanc? sözcük ve terim ak?n?d?r. Bu ak?n yaln?z genel dilde kalmay?p i? yeri tabelâ adlar?na, türlü üretim maddelerine kadar s?çrayarak sonunda, bir k?s?m yüksek ö?retim kurumlar?nda, Türkçe e?itim-ö?retim dili olamaz yaygaras?yla ?ngilizce e?itim ve ö?retime kadar uzanm??t?r. ??te bugün de a??r basan bu tutum, ta 15-16. yüzy?llarda ba?lay?p da günümüze kadar süregelen ve körü körüne yabanc? dil hayranl???ndan kaynaklanan bir zihniyet yanl???ndan ba?ka bir ?ey de?ildir. Bu yanl??lardan dönülmesi için s?ras? dü?tükçe aç?klanmas? ve vurgulanmas? gerekir. Biz toplant?n?n ?tart??ma ve de?erlendirme? a?amas?nda, bu durumu aç?klamak istedik. Ancak, kendisinin ele?tirilece?i endi?esine kap?lan say?n konu?mac?, o s?radaki oturum ba?kanl??? yetkisine dayanarak, yaln?z soru sorulabilece?ini, katk? ve de?erlendirme yap?lamayaca??n? bildirerek aç?klamaya engel olmak istedi. Oysa, sonraki oturumlarda uyguland??? üzere o a?ama ?tart??ma ve de?erlendirme? a?amas? idi. Toplant?y? izleyen say?n üyelerce Ba?kan?n bu tutumu tarafs?zl?k ilkesine ayk?r? bulunarak ay?planm??t?r.





Bu bildiride eksik kalan önemli bir nokta da, konu ?bilim dili? oldu?una göre, bir bilim dilinde aranan özelliklerin neler oldu?unun aç?klanmamas?d?r. Türkçe bilim dili olamaz iddialar?na kar?? verilecek en iyi yan?t, dilin bu bak?mdan ta??d??? nitelik ve özelliklerin s?ralanmas? olmal?yd?. Ne yaz?k ki bu da yap?lmam??t?r.





Söz konusu bildiride düzeltilmesi gereken bir ba?ka önemli nokta da 1983 y?l?nda yeni bir düzenlemeden geçirilen Türk Dil Kurumu çal??malar?n?n dinleyiciye yanl?? yans?t?lmas?d?r. Say?n konu?mac?, burada eski ve yeni Türk Dil Kurumu gibi gereksiz ve maksatl? bir ay?r?ma giderek 1983 y?l?na kadar eski Türk Dil Kurumunda 65 alanda (!) çok say?da terim sözlükleri ç?kar?ld???n? ve 120.000 terimin tutundu?unu, daha sonra bu eserler yay?mlanmad??? için bunlar?n unutulup kullan?mdan dü?tü?ünü ve yerine yenilerinin konmad???n? ileri sürmü?tür. Böyle bir aç?klama, say?n konu?mac?n?n TDK?n?n 1983?ten sonraki yay?nlar? üzerine hiç e?ilmedi?ini ve ezbere konu?tu?unu ortaya koymaktad?r. Bir kez çok küçük çaptaki bu eski sözlükler incelendi?inde görülür ki, oralarda yer alan ve terim olarak gösterilen sözlerin büyük bir bölü?ü ayr? zamanda terimle?mi? olsa da genel dilde öteden beri zaten var olan ve kullan?lagelen sözlerdir: Abdal ?gezginci dervi??, a??t, ba?lama, benzetme, bunama, caize, danaburnu, delice, destan, dörtlük, ebced, halk edebiyat?, ilâhî, karamuk, oyun yazar?, pamukcuk, polis roman?, sarma??k, s???rc?k, suçiçe?i gibi. Bunlardan bir bölü?ü de toplumda genel kabul görerek benimsenmi? olan terimlerdir. Kullan?mda olduklar? için bunlar?n unutulmas? söz konusu olamaz. Bir ba?ka bölü?ü ise ta??d?klar? a??r?l?k veya kavram yanl??l??? dolay?s?yla dile mal olma de?erini yitirmi? olan terimlerdir. Gözya?? tecimi, neden bilim, ak??ta ?ko?uk?, belgin, betimce, örge, örü, ta??r?l?k, ülküt vb. bu küçük çapl? sözlükler bir dilcilik süzgecinden geçirilerek gerekli olanlar? yeniden yay?mlanm??t?r. Toplumda benimsenmemi? olanlar? yeniden yay?mlaman?n bir gere?i var m?d?r? Kald? ki, bunlardan bir bölü?ünün mevcudu bile tükenmemi?tir.





Türk Dil Kurumunun 1983?ten önce 65 alanda terim yapt???, sözüne gelince: Türk Dil Kurumunun 1932 y?l?ndan beri yapt??? yay?nlar ortadad?r. (TDK Yay?nlar? Katalo?u 1932-1999, Ankara 1999). Bunun Atatürk dönemi d???nda kalan 1950-1983 aras?ndaki y?llar?nda yay?mlanan ba?l?ca terim sözlüklerinin say?s? 20?dir. Bu da demektir ki, bu kadar alanla ilgili terim yap?lm??t?r. ?leri sürüldü?ü gibi 65 alanda de?ildir.





Türk Dil Kurumu 1983?ten sonra terim konusuna el atmam?? ve yeni terim sözlükleri yay?mlamam??t?r iddias?na gelince: Say?n konu?mac? burada da bilerek veya bilmeyerek yan?lg?ya dü?mü?tür. Çünkü, Türk Dil Kurumu, 1983?ten sonra öteki alanlara oldu?u gibi, terim alan?na da ciddî ölçülerle e?ilmi?tir. TDK?n?n 1973?te haz?rlad??? küçük boy Terim Haz?rlama K?lvuzu?nu yetersiz buldu?u için, terim sözlükleri haz?rlayacaklara öncülük etmek üzere, Prof. Dr. Hamza Zülfikar?a Terim Sorunlar? ve Terim Yapma Yollar? ba?l?kl? 213 sayfal?k, kapsaml? bir eser haz?rlatm??t?r (Ankara 1991). Ayr?ca Atatürk?ün geometri terimlerini de içine alan Geometri kitab?n? (1991) ve Anayasa Sözlü?ü?nü yeni gereksinimlere göre geni?leterek yeniden bast?rm??t?r (Ankara 1985). Daha önce Prof. Dr. Sevinç Karol taraf?ndan haz?rlanan Biyoloji Terimleri Sözlü?ü, Sevinç Karol-Zekiye Suludere-Cevat Ayval? taraf?ndan yeni ba?tan i?lenip geni?letilerek 1067 sayfal?k kapsaml? bir sözlük biçiminde yay?mlanm??t?r (Ankara 1998). Kurumca daha önce yay?mlanan Dilbilim Terimleri Sözlü?ü, birçok yönden yetersiz kald??? için hem ülkemizdeki dil bilgisi ve gramer alan?ndaki terim karga?as?n? önleme hem de sa?l?kl? bir terim sistemi geli?tirme bak?m?ndan Prof. Dr. Zeynep Korkmaz?a haz?rlat?lan birle?tirici ve bütünle?tirici nitelikte Gramer Terimleri Sözlü?ü yay?mlanm??t?r (Ankara 1992). Buna Emine Gürsoy-Naskali?nin haz?rlad??? Türk Dünyas? Gramer Terimleri K?lavuzu da eklenebilir (Ankara 1997). Matematik Terimleri Sözlü?ü (1983) ile Nükleer Enerji Terimleri sözlü?ü de yay?mlanm?? bulunmaktad?r. Prof. Dr. Turhan Baytop?un ayn? zamanda terimleri ve 500 renkli resmi içine alan Türkçe Bitki Adlar? Sözlü?ü (Ankara 1994) de de?erli bir çal??mad?r. Bunlara haz?rlama, inceleme veya bask? a?amas?nda olan Kimya Terimleri Sözlü?ü, Malzeme Bilimi Terimleri Sözlü?ü, Bilgisayar Terimleri K?lavuzu gibi terim sözlüklerini de eklemek gerekir. Görülüyor ki, Kurum bu alanda da üzerine dü?en görevi yapma gayretindedir. Gerçek durum bu iken say?n konu?mac?n?n ?eski Dil Kurumu?, ?yeni Dil Kurumu? gibi gereksiz ve bölücü bir ay?r?mla, dinleyicilere yan?lt?c? yanl?? bilgiler vermesi ola?an kar??lanacak bir durum de?ildir. Nitekim, bu yanl?? de?erlendirme Türk Dil Kurumu Ba?kan? Say?n Prof. Dr. ?ükrü Halûk Akal?n taraf?ndan dile getirilerek dinleyicilere do?ru bilgiler verilmi?tir. Ayr?ca, TDK?ce yay?mlanan, dilimize yeni girmi? Yabanc? Kelimelere Kar??l?klar ba?l?kl? iki kitapta (Ankara 1995-1998) yer alan kar??l?klar?n bir k?sm? da terim niteli?inde oldu?u için, bu yolla da ihtiyaç duyulan terimlere kar??l?klar bulunmaktad?r.





?Türk Dünyas?nda Ortak ?leti?im Dili Olarak Türkçe? konusuna ayr?lan üçüncü oturumda, bildiri sunacak be? konu?mac? gelemedi?i için yaln?z Prof. Dr. Nimetullah Haf?z (Kosova) ile Say?n Dr. Mustafa ?erif Onaran??n bildirileri dinlenebilmi?tir. Bu konu, daha önce yap?lan birkaç bilimsel toplant?da dile getirildi?i üzere, çok dikkatli bir de?erlendirmeyi gerekli k?lmaktad?r.





Prof. Dr. Olcay Önertoy ve Prof. Dr. Harid Fedaî?in ba?kanl???nda ?Yaz?, Konu?ma ve Çeviri Dili Olarak Türkçe? konular?yla, 8 Ocak Sal? sabah? ba?layan dördüncü oturum, Prof. Dr. Nevzat Gözayd?n, Cornelius Bischoff, Feyza Hepçilingirler, Vural Öger, Prof. Dr. Hamza Zülfikar ve Dr. Abdülkadir Akgündüz?ün konuyu çe?itli yönleri ile de?erlendiren bildirileri ve yap?lan tart??malarla sürmü?tür. Konu?malar?n her biri ilgi çekici özellikler ta??makla birlikte Say?n Öger ile Say?n Zülfikar??n konu?malar? bizim özellikle ilgimizi çeken birer konu olmu?tur.





Prof. Dr. ?ükrü Halûk Akal?n ve Prof. Dr. Nimetullah Haf?z ba?kanl???ndaki be?inci ve son oturum, ?Türkçenin Yabanc? Diller Etkisinde Kalmas?yla Ortaya Ç?kan Sorunlar? konusuna ayr?lm??t?r. Bu oturumda, Prof. Dr. Do?an Aksan??n k?sa ve özlü konu?mas?n?, Prof. Dr. Olcay Önertoy, Emin Özdemir ve Cemil Kurt?un konu?malar? izlemi?tir. Adlar? bu oturumda yer alan ve Ankara d???ndan gelecek olan birkaç konu?mac? da hava muhalefeti dolay?s?yla kat?lamam??t?r.





Programda, her toplant? sonunda yar?m?ar saatlik bir tart??ma ve de?erlendirme süresi bulundu?u hâlde, baz? konular?n niteli?i bak?m?ndan 15 dakikal?k konu?ma süresini a?mas? veya soru sorma ve de?erlendirmelerde çok kimsenin söz almak istemesi yüzünden, toplant? konular?n?n kapsam? içine giren baz? hususlarda gerekli aç?klamalar yap?lamam??; bu hususlar bulan?k kalm??t?r. Oysa, Türkçenin yaln?z dünü bak?m?ndan de?il bugünü ve yar?n? aç?s?ndan da önemli olan noktalar?n aç?klanarak vurgulanmas? gerekirdi. Zaman yetersizli?i dolay?s?yla aç?klanamam?? olan bu noktalarda ilgililerin do?ru bilgilendirilmesi gere?ine inand???n?z için bu konudaki baz? görü?lerimizi sizlerle payla?mak istedik. ?öyle ki:





Bildiri sunu?lar? veya tart??malar s?ras?nda ileri sürülen görü?lerden biri (Cemil Kurt, Türkçenin Yabanc? Diller Etkisinde Kalmas?yla Ortaya Ç?kan Sorunlar), dilimize girmi? yabanc? sözlerin, özellikle Arapça ve Farsça olanlar?n dilin bir kültür dönemini yans?tt?klar? gerekçesi ile benimsenmesi ve dilden at?lmamas? yolundaki görü?üdür. Bizce burada üzerinde durulmas? gereken önemli nokta, dile girmi? yabanc? sözlerin niteli?idir. Dilimizde yer alm?? Arapça, Farsça ve bat? kökenli yabanc? sözleri ikiye ay?rmak gerekir: 1) Bunlar?n bir k?sm? dile girdikten sonra, zamanla ses ve ?ekil yap?lar? aç?s?ndan olsun, anlam aç?s?ndan olsun, Türkçenin kendi kal?plar?na uydurularak Türkçele?tirilmi? olan dolay?s?yla da Türkçe sözlerden ay?rt edilemeyen nitelikteki sözlerdir. Bunlar?n Türk diline, i?leyi? bak?m?ndan herhangi bir zarar getirmesi de söz konusu de?ildir: Aba, ak?l, anahtar, bezi, bezelye, çama??r, çar?amba, çar??, çerez, çengel, çiltim, düven, efendi, fistan, halat, hasta, ?spanak, kale, kiremit, merdiven, per?embe, s?n?r, sakal, tavla, vatan, millet gibi y???nlarca söz, kökence Türkçe de?ildir ama bunlar Türkçenin kendi mal? olmu?tur. Konuya bu aç?dan bak?nca bugün art?k biçim mi? / ?ekil mi?, araç m?? / alet mi?, ko?ul mu? / ?art m??, yap?t m?? / eser mi?, yan?t m?? / cevap m??, k?namak m?? / ay?plamak m??, k?y? m?? / kenar m??, söyle?i mi?/ sohbet mi gibi tart??malara girmek bizce gereksizdir. Zaman bunlar için en iyi süzgeçtir. Ya bunlardan birini tutar ötekini atar; yahut da aralar?nda baz? anlam incelikleri olu?turarak ve her ikisini de söz varl???na alarak dile zenginlik katar: Us ile ak?l (uslu çocuk / ak?ll? adam), ba? ile kafa (kafa çekmek / kafay? çekmek, kafa tutmak), yürek ile kalp (yüreksiz adam / kalpsiz adam), ku?ku ile ?üphe (amma ku?kulu adam / ?üphe etmeyiniz) aras?ndaki anlam ayr?l?k ve incelikleri gibi. Bu türlü Türkçele?mi? sözleri köken yap?lar?na bakarak dilden atmaya kalkmak, dile hiçbir ?ey kazand?rmaz. Aksine, kullan?mda söz varl??? bak?m?ndan bir büzülmeye ve anlam k?s?rl???na yol açar. Bugün gençli?imizin söz da?arc???n?n yetersizli?inden yak?n?yoruz. Bu yetersizlik, k?smen okuyup ö?renme yetersizli?inden kaynaklan?yorsa, k?smen de belirli sözlere saplan?p kalma al??kanl???ndan kaynaklanmaktad?r. Kademe, basamak, safha, derece, rütbe gibi anlam ayr?l?klar? ta??yan sözlerin hep a?ama ile; seviye, devre, dereke, plân gibi sözlerin hep düzey; adam, insan, ?ah?s, ki?i, kimse sözlerinin hep ki?i; sebep, sebebiyle, vas?tas?yla, dolay?, dolay?s?yla, yüzünden gibi sözlerin de hep neden sözü ile kar??lanmas? bu yüzdendir. Birçok gencimiz bayram dolay?s?yla gelen kartlar yerine bayram nedeniyle gelen kartlar diyerek kar yüzünden yollar t?kanm?? diyecek yerde kar nedeniyle yolar t?kanm?? diyerek Türkçemizin tad?n? tuzunu kaç?ran cümleler kurmaktad?r. Bunlar ayn? zamanda belirli sözlere tak?l?p kalman?n getirdi?i anlam büzülmeleri, anlam yetersizlikleridir. Bu konuda bir ikinci örnek de olay sözüdür. Bugün birçok ayd?n?m?z olu?, k?l??, eylem veya olgu ile hiçbir ba?lant?s? olmayan durumlarda bile olay sözüne saplan?p kalmaktad?r. Onlar için konu, durum vb. sözler ile kar??lanabilecek anlat?mlar bir yana, her nesnenin ad? bile olay?d?r: ev olay?, masa olay?, yol olay? gibi. Bu konuda daha nice örnek s?ralanabilir.





2. ?kinci tür yabanc? sözler, dilimize, geldikleri dilin ses yap?lar? ve gramer kal?plar? ile birlikte girmi? olanlard?r. Bunlar ayd?n dilinde yer eden, halka ve topluma mal edilmemi? olan sözlerdir: enformasyon ?dan??ma?, entelektüel ?ayd?n?, iane ?yard?m?, intihap ?seçim?, kat?iyet ?kesinlik?, mahrukat ?yak?t?, mü?min ?inançl??, mücrim ?suçlu?, nikbîn ?iyimser?, plâsman ?yat?r?m?, ?ayia ?söylenti?, tenevvür ?ayd?nlanma?, tolerans ?ho?görü?, zelzele ?deprem? gibi. Bu sözler, vaktiyle Türkçe sözlerin yerlerini ald?klar? ve dilimizin geli?me yolunu t?kad?klar? için at?lmas? gereken sözlerdir. Nitekim at?lm??lard?r da... Dilimizin Osmanl? Devleti döneminde Arapça ve Farsçadan, Tanzimat döneminde Frans?zcadan bugün de, ?ngilizce sözlerden çekti?i s?k?nt? hep bu yüzdendir. Bu nedenle, günümüz bilim dünyas?nda uluslar aras? ortak kullan?m özelli?i ta??yan baz? sözler bir yana, onlar?n d???nda kalan ve dilimize köstek olan yabanc? sözler at?l?p yerlerine sa?l?kl? Türkçe kar??l?klar konmal?d?r. Ancak, bunlar?n dilde yerle?mi? olanlar?n? söküp atman?n kolay olmad??? da unutulmamal?d?r.





Üzerinde durulmas? gereken bir ba?ka nokta, gerek bir iki bildiride dile getirilen gerek de?erlendirme konu?malar? s?ras?nda, bir ara devrim sözünün yasaklanm?? olmas? dolay?s?yla ç?kan suçlay?c? tart??mad?r. Bu tart??mada devrim yerine ink?lâp sözünün kullan?lmas? ele?tirilmi?tir. Evet, ele?tirilmesine ele?tirilmi?tir de, devrim sözünün neden yasaklan?r oldu?u aç?klanmam??t?r. Bize kal?rsa, o söz o dönemde kendi kendisini devreden ç?karm?? ve baz? ayd?nlar?n kullan?m?ndan dü?mü?tür. Bu durum dil ile toplum ve sosyal yap? aras?ndaki s?k? ba?lant?n?n sonucudur. 1970-1980 y?llar? aras?nda ülkemizde boy gösteren ideolojik e?ilim ve çat??malar?n Atatürk ilkelerini ve Cumhuriyet rejimini uçurumun k?y?s?na sürükleme d???nda, yer yer baz? kesimlerce dilin de bir ideolojik araç olarak kullanmaya yeltenilmesi, bir k?s?m ayd?nlar? devrim yerine ink?lâp sözünü kullanmaya yöneltmi?tir. Bunun Osmanl?ca sözleri benimsemekle en küçük bir ili?kisi yoktur. Dev-yol, Dev-sol, devrim nikâh? gibi o dönemde türemi? illegal örgüt adlar? ile baz? kal?p sözlerde, devrim sözünün ideolojik bir kirlenme ile ?ihtilâl, bozgunculuk, y?k?m ve rejim dü?manl???? anlatan kavram karga?as?, ben dâhil bir k?s?m ayd?n? bu sözü kullanmaktan so?utmu?tur. O çalkant?l? y?llarda, dildeki baz? anahtar sözlerin var olan içeriklerinin bo?alt?larak, kuzeyden esen ideolojik rüzgârlar?n etkisi alt?nda nas?l bir anlam yozla?mas?na u?rad?klar? bilinen bir gerçektir. Devrim sözü de bunlar?n ba??nda gelir. Bu sözün bir süre yasaklanm?? olmas? da her hâlde bu durumla ilgili olmal?d?r. Bugün çok ?ükür o dönem atlat?lm?? ve devrim sözcü?ü de kendi kimli?ini kurtarabilmi?tir. Bu ele?tiriyi yapanlar, dilin o günün sosyal çalkant?lar?na nas?l alet edildi?ini bilirler. Hem de çok iyi bilirler. Ancak, toplant?da politik bir davran??la ve belki de özel bir maksatla, kapal? veya aç?k olarak hatta ad belirleyerek baz? kimseleri suçlamaya yeltenmi?lerdir. Böyle bir tepki, belki de bilinçalt? bir etkiyle ba?kalar?n? suçlama görüntüsü alt?nda kendilerini mazur gösterme e?iliminden kaynaklanm?? olabilir. Ama de?erlendirme a?amas?nda da bunlar hak ettikleri a??r cevab? alm??lar ve bilimsel bir ?amar yemi?lerdir. Bu durum, baz? konular?n hâlâ sen ben davas?na alet edilmesinin ac? bir göstergesidir. Bu yaz?da isim belirtilmeden özel olarak vurgulanmas?n?n nedeni de budur. Bu münasebetle belirtmek isteriz ki, biz, ilke olarak kelime yasaklanmas?n?n da do?ru olmad??? görü?ündeyiz. Yukar?da özel olarak belirtildi?i gibi, sa?l?kl? bir geli?me ray?na oturtulabilmi? olan dilde, ?zaman? böyle bir ay?klama için en iyi süzgeç görevindedir. TRT Yönetim Kurulunda görev ald???m?z y?llarda, dil konusu dolay?s?yla yapt???m?z baz? uyar?lar ve zab?tlara yans?m?? olan görü?lerimiz bu durumun tan?klar?d?r. Bu konudaki en güzel de?erlendirmeyi de dil devrimi uygulamalar?n?n yöntem yanl??? yüzünden ortaya koydu?u baz? aksakl?klara bakarak yine Atatürk?ün kendisi yapm??t?r. Onun 1936 y?l?nda dil konusundaki bir sohbet s?ras?nda: ?Yeni Türkçe sözler teklif edebiliriz. Bu yönde ?srarla çal??mal?y?z. Fakat bunlar? Türk dilinin olgunla?ma seyrine b?rakmal?y?z. Birkaç gün önce Ahmet Cevat Bey?e söyledim ?ketebe?, yektübü?, arab?nd?r; ?kâtip?, ?mektup? Türkündür? sözleri, bu aç?dan ne kadar anlaml? ve yol göstericidir.





Konu?ma ve tart??malarda alt? çizilmesi gereken bir ba?ka nokta da dilimizin gramer kurallar? ile ilgili baz? yanl?? de?erlendirmelerdir. Say?n Emin Özdemir, kendi bildirisinde üzerlerine basa basa öz ya?am, ön deneme, ön yarg?, alt yap? gibi örnekler s?ralayarak, bunlardaki öz, ön ve alt sözcüklerinin art?k birer ön ek durumuna geldi?ini söylemi?tir. Böyle bir de?erlendirme, dilimizin kendi yap? ve i?leyi? ölçülerine göre de?erlendirilmesi gereken gramer konular?n?n, adland?rma ve s?n?fland?rma aç?s?ndan, yüzy?llard?r nas?l bir yandan Arap dilinin bir yandan da bat? dillerinin özellikle Frans?z dilinin gramer kal?plar?na kurban edildi?inin tipik örneklerinden biridir. Bilindi?i gibi Türkçe, genel dil s?n?flamas?nda sondan eklemeli diller (iltisakl? diller, agglutinative languages) grubunda yer alan bir dildir. ön, öz, alt, son gibi ba??ms?z sözleri birer ek saymak havsalan?n alamayaca?? bir yanl??t?r. Bunlar ek de?il birer ba??ms?z sözcüktür. Öz ya?am gibi bir kurulu?ta, öz sözü s?fat görevindedir. Dolay?s?yla bu söz kal?b? da bir s?fat tamlamas? olu?turmu?tur. Alt yap? gibi bir kurulu?ta ise, s?fat tamlamas? kal?b?nda bir birle?ik ad niteli?indedir. Durum böyle iken bunlar? birer ön ek gibi göstermek, dilin yap?s?n? tan?mama ve bunlar? bir yenilik gibi gösterme gayretke?li?i de?il midir? Ba?laç yerine ba?lama edat?, ünlem yerine ünlem edat?, edat (ilgeç) yerine son çekim edat?, m?? / mu? soru eki yerine soru edat? gibi terim ve s?n?fland?rmalar da yine Arap gramerindeki isim, fiil, edat (veya harf) biçimindeki üçlü s?n?fland?rman?n bize yans?yan örnekleridir. Art?k söz varl???nda oldu?u gibi, gramer konular?n?n s?n?fland?r?l?p terimlere ba?lamas?nda da Türkçenin kendi malzemesinin verdi?i sonuçlara ve gördü?ü i?levlere bak?larak de?erlendirilme yap?lmas? kaç?n?lmazd?r. Bu konudaki bilinçsiz taklitçili?e son verilmelidir. Gramerlerimizde bu aç?dan üzerinde durulacak epey konu vard?r.





De?erlendirmeler s?ras?nda, baz? konu?mac?lar?n, dilimizin kaynak eser niteli?inde i?levsel bir gramere ihtiyac? oldu?u noktas?ndaki dilekleri çok yerindedir. Türk Dil Kurumunun bu konuda yapt??? haz?rl?klar san?r?z k?sa bir süre sonra meyvesini verecektir.





Üzerinde son olarak durmak istedi?imiz bir ba?ka önemli husus da gerek sunulan bildiriler gerek de?erlendirmeler s?ras?nda baz? konu?mac?lar?n duygusal ve politik nedenlerle Türk Dil Kurumunun kapat?lm?? oldu?unu bildirmeleri veya ayr?mc?l?k yapm?? olmalar?d?r. Türk Dil Kurumu, bilindi?i gibi yapageldi?i yüzlerce kapsaml? ve nitelikli yay?nlar? ile dilimize ve ülkeye yararl? çal??malar?n? sürdüregelmektedir.





1932-1983 aras? y?llarda, dernek niteli?indeki Türk Dil Kurumu ile Atatürk?ün 1936 y?l?ndaki dile?ine uygun olarak 1983 y?l?nda yeni bir düzenlemeden geçirilerek akademik bir kurulu? durumuna getirilmi? olan Türk Dil Kurumunu birbirinden ay?r?p suçlay?c? bir tutumla eski Dil Kurumu, yeni Dil Kurumu gibi bir ay?r?ma gidilmesi do?rusu çok yak???ks?z kaçm??t?r. Çünkü her ikisi de ayn? amaç do?rultusunda hizmet veren birbirinin devam? niteli?inde bir kurumdur. Atatürk, birbirinin tamamlay?c?s? durumunda olan tarih ve dil konular?n?n, yabanc?lar?n kas?tl? yorumlar?ndan kurtar?lmas? için, asl?nda birer bilim kurulu?una ihtiyaç oldu?unu daha Dil ve Tarih Kurumlar?n?n kurulu?undan epey önce görmü?tür. Hatta, Türk dilinin özel durumu dolay?s?yla, bir dil akademisi kurulmas? direktifini de vermi?tir. ?smet Pa?a?n?n 7 Kas?m 1925 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapt??? ?Millî harsa ait te?ebbüsattan olmak üzere bu sene bir lisan akademisi, hars nokta-i nazar?ndan Türk lisan? üzerinde vezaif-i esasiyeyi ifa etmek üzere en yüksek mütehass?slardan mürekkep bir akademi vücuda getirece?iz?1 biçimindeki konu?mas?, devletin bu konudaki karar?n?n ifadesidir. Ancak, zaman?n Millî E?itim Bakan? Mustafa Necati?nin 9 ?ubat 1926 tarihinde gazetecilere verdi?i demeçten anla??ld??? üzere2 o günün ?artlar?nda böyle bir kurulu?u besleyecek bilim kadrosu bulunmad??? için Atatürk, dil ve tarih konular?n?n ele al?nmas? ve dil devrimin ba?lat?labilmesi için, bu kurulu?lar?n ba?lang?çta birer dernek hâlinde çal??malara ba?lamas?n?n uygun olaca??n? dü?ünmü?tür. Nitekim TDTC (daha sonra TDK)?nin kurulmas? ile ba?layan çal??malar; çok az say?daki bilim adam?, edebî ?ahsiyet ve gazeteci d???nda hep ta?radaki gönüllü ayd?nlar eliyle yürütülmü?tür. Daha sonraki y?llarda yeniden ele al?nan Derleme ve Tarama dergileri bu türlü çal??malar?n ürünüdür. Atatürk bu yolla yap?lacak çal??malar?n birer ön çal??ma olaca??n? biliyor ve ileride bu çal??malar? sa?lam temellere oturtma gere?ini duyuyordu. ?Hayatta en hakikî mür?it (gerçek yol gösterici) ilimdir? diyen, Türk toplumunu sa?lam sosyal temeller üzerine yerle?tirmek isteyen uzak görü?lü bir devlet kurucusunun, Türk dilini, sürekli olarak amatör dilcilere emanet etmesi dü?ünülemezdi. Gerçi, o dönemde ön çal??malar?n yap?labilmesi ve ulusa ana dili sevgi ve bilincinin a??lanabilmesi için bu gerekliydi. Ancak, bir süre sonra Kurumun akademik bir yap?ya kavu?turulmas? da önemli idi. Nitekim, Atatürk?ün 1936 y?l?nda TBMM?nin aç?? konu?mas?n? yaparken ?Bu ulusal kurumkar?n az zaman içinde ulusal akademiler hâlini almas?n? temenni ederim. Bunun için çal??kan tarih ve dil âlimlerimizin, dünya ilim âlemince tan?nacak orijinal eserlerini görmekle bahtiyar olmam?z? dilerim?3 sözleri böyle bir gere?in ifadesidir.





??te 1983 y?l?nda gerçekle?tirilen yeni düzenleme, Atatürk?ün bu dile?ini yerine getirme amac?na dayanan ve Kurumu bilimsel temellere oturtma hedefi güden bir düzenlemedir. Türk Dil Kurumunun ba??ms?z bir bilim kurulu?u olmas? belki daha uygun olurdu. Ne var ki, o günün ?artlar?nda bu yol benimsenmi?tir. Asl?nda TDK, bilimsel çal??malar?n? bugün de tam bir özgürlük içinde yürütegelmi?tir.





Yukar?da belirtildi?i gibi, Türk Dil Kurumu böyle bir geli?me süreci gösterdi?i hâlde, bunu eski, yeni gibi bir ay?r?ma sokan görü? çok yak???ks?zd?r. Türk Dil Kurumu 1932?den ba?lay?p bugüne uzanan bir bütünlük içindedir. Dil konusuna gönül vermi? olanlara da böyle gereksiz bir ay?r?mc?l?k yapmak de?il, yap?lacak çal??malarda birle?ip bütünle?mek gerekir. Çünkü, dava, sen ben davas? de?il, Türk diline hizmet davas?d?r. Toplant?da, birkaç ki?i taraf?ndan da olsa söylenmi? olan bu tats?z söz ve tutumlar hem taraf?m?zdan hem öteki üyeler taraf?ndan hem de kapan?? de?erlendirmesinde, TDK ba?kan? Say?n Akal?n taraf?ndan ele?tirilerek ortak amaçta birle?me gere?ine i?aret edilmi?tir.





Sonuç olarak, ?Türk Dilinin Dünü Bugünü ve Yar?n?? konusundaki uluslar aras? bilgi ?öleni, Kültür Bakanl??? Yay?mlar Dairesinin çok iyi organizasyonu, kat?l?mc? kurulu? ve ki?ilerin düzeyli ve olgun tutumu dolay?s?yla, genellikle çok ba?ar?l? ve verimli olmu?tur. Say?n Kültür Bakan? ?stemihan Talay??n oturumlar? sürekli olarak izlemesi ve kendisine yöneltilen baz? sorular? cevapland?r?rken gösterdi?i olgunluk da takdire de?er niteliktedir. Bakanl???n Yay?mlar Dairesi Ba?kan? Say?n Ali Osman Güzel ile bu düzenlemede eme?i geçen say?n görevlilere ve Bakanl??a maddî destek sa?layan Öger Turizm sahibi Say?n Vural Öger?e ne kadar te?ekkür edilse azd?r. Biz de bu alan?n mütevaz? bir mensubu olarak Say?n Kültür Bakan? ba?ta olmak üzere bütün ilgililere Türk dili ad?na ?ükran duygular?m?z? ve içten gelen te?ekkürlerimizi sunmay? bir borç biliriz.



Prof. Dr. Zeynep KORKMAZ





 
Anasayfa | Tartışma Alanı | Destekleyenler | Destek Resimleri | Haberler | Makaleler | Yazım Kuralları | Künye | İletişim

®2005 - 2006 Anadilim.org Türkçe ve diğer Türk Lehçeleri(Dilleri) hakkında bilgi vermek ve bu dillerin kullanımını en üst seviyede tutmak için kurulmuştur.
Tüm Haklari N. Kaan Fakılı ya aittir. Bu site Php Nuke kodlarının % 70 değiştirilmesi ile oluşturulmuştur.