 |
Kümeli  Fransızca kökenli bu söz "bir araya gelen, birbirine eklenen" anlamlarına gelmektedir. Dilimizde ise daha çok "birikmiş, katlanmış" anlamlarında kullanılan bu kavram için önerilen karşılıklar: katlanmış, birikmiş, kümeli...
Kümülatif 
|
|
|
|
doğal zayıflama,
özel ders,
orjinal pembe maske,
ozoderm,
tercüme,
maydanoz hapı,
smoky 7,
sandalose,
metrik kılavuz,
psikolog,
african mango,
mesut yar
antakya
biber hapı ile zayıfladı
|
|
|  |
Harf ?nk?lâb? - Prof. Dr. Zeynep Korkmaz |
Say?n Bakanlar, Say?n Milletvekilleri, Say?n davetliler, de?erli meslekta?lar?m.
Türkiye Cumhuriyetinin 75'inci, dil ink?lâb?n?n 66'nc?, harf ink?lâb?n?n da 70'inci y?l dönümü dolay?s?yla, kültür ink?lâb?n?n ilk yap? ta?? niteli?inde olan, haz?rl?k ve uygulama safhalar?ndaki çal??malar?n bir k?sm? bu saray?n muhte?em tarihî tablosunda gerçekle?tirilen harf ink?lâb? üzerinde durmak ve sizlere bu salondan yine o günlerin heyecan duygular? ile seslenmek istiyorum.
Bildi?iniz üzere "harf ink?lâb?" veya "yaz? ink?lâb?" diye adland?rd???m?z bu ink?lâp, Arap alfabesi yerine Lâtin alfabesi temelindeki millî bir Türk alfabesini geçerli k?lan bir de?i?imin ifadesidir. Bu ink?lâp 1928 y?l?n?n 8-9 A?ustos gecesinde, ulu Atatürk'ün Sarayburnu Park?'ndan halka yapt??? bir konu?ma ile müjdelenmi? ve bir iki ay içinde gerekli ön çal??malar tamamlanarak 1 Kas?m 1928 tarihinde, 1353 say?l? kanunla TBMM'nin onay?ndan geçmi? ve yürürlü?e girmi?tir.
Harf ink?lâb?, niteli?i bak?m?ndan basit bir yaz? de?i?iminden ibaret de?ildir. Bu ink?lâb?n sosyal ya?am?m?zda, dil ve kültür tarihimizde önemli bir yeri vard?r.
Bilindi?i üzere Atatürk ink?lâplar?n?n dayand??? temel ilke, Türkiye Cumhuriyetini siyasî yap?s? bak?m?ndan oldu?u gibi, sosyal yap?s?n? ?ekillendiren kültür de?erleri bak?m?ndan da ça?da? bir devlet hâline getirmekti. Dolay?s?yla harf ink?lâb? da millî de?erlere ba?l? bir ça?da?la?man?n ifadesidir. Ayr?ca, sosyal ve kültürel alandaki öteki yeniliklere de temel olu?turan bir özellik ta??maktad?r. Türk toplumunun kendi diline, kendi tarihine sahip ç?kabilmesi, e?itim birli?ine ve millî bir e?itim sistemine kavu?abilmesi, okuyup yazma ö?renmenin kolayla?t?r?lmas? ve kültür alan?ndaki geli?melerde gerekli hamlelerin yap?labilmesi, her ?eyden önce Türk ulusunun kendi dilinin özelliklerine uygun, kolay ö?renilir bir alfabe sistemine sahip olmas? ile gerçekle?tirilebilirdi.
Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkeleri ve devlet felsefesi ile ba?lant?l? olarak, Atatürk'ün yaz? ink?lâb? konusunda dayand??? gerekçe, Arap dilinin ihtiyaçlar?ndan do?mu? olan Arap yaz?s?n?n Türk dilinin özelliklerine ayk?r? dü?mesidir. Bu gerçek, ülkede okuyup yazma güçlü?ü do?uruyor ve kültür alan?ndaki geli?melerin önünü t?k?yordu.
Alfabe temeline dayanan geli?mi? yaz?larda alfabeyi olu?turan i?aretler veya harfler, dildeki seslerin yaz?ya yans?m?? sembolleridir (kar??l?klar?d?r). Bu nedenle bir alfabenin mükemmelli?i, o alfabedeki i?aretlerin dildeki sesleri ve dilin ses yap?s?n? kar???kl??a meydan vermeyecek biçimde kar??lamas?na ba?l?d?r. Oysa, Türkçeye uygulanan Arap harfleri, böyle bir imkân? sa?lamaktan çok uzak durumdad?r. Çünkü yine hepimizce bilindi?i gibi, Arap dili Hamî-Samî diller ailesine giren bükümlü bir dildir. Bu dilde yeni türetmeler ve f?il çekimleri sabit harflere ba?l? kök durumundaki kelimelerin iç bünyelerinde meydana gelen ünlü k?r?lmalar? ve bunlar?n "vezin" denilen belli gramer kal?plar?na göre geni?letilmesi ile yap?l?r. Klâsik bir örnek olarak, ketebe "yazd?", kâtib "yazan", mekteb "okuyup yazma yeri", mektûb "yaz?lm?? ?ey" gibi ?ekiller gösterilebilir. Türkçe ise Altay dil ailesine ba?l?, eklemeli (agglutinant, iltisakl?) bir dildir. Bu dilde kelime kökleri sabittir. Yeni türetmeler ve çekimler bu köke eklenen ekler ile kar??lan?r.
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
Ayr?ca, Türkçe, kendi ses sisteminde ünlülere a??rl?k veren bir dildir. Standart Türkçede 9 ünlü vard?r. Arap yaz?s? ise, ünsüz iskeletine dayanan bir yaz?d?r. Ünlülerinin say?s? üçü geçmemekte ve bunlar da yaln?z uzun okunan ünlüler için kullan?lmaktad?r. Yani yaz?da k?sa ünlüler yaz?lmamaktad?r. Oysa, Türkçe ayn? zamanda k?sa ünlülere dayanan bir dildir. Arapçadaki bu ünlü eksikli?i dolay?s?yla ünsüzlere a??rl?k verilmi? ve ünsüzlerinde Türkçenin ünsüz sistemi, ses yap?s? ve ses kurallar? ile ba?da?mayan bir çe?itlilik ortaya ç?km??t?r. Bu durum, dilimize girmi? Arapça ve Farsça kelimelerin do?ru okunup yaz?lmas? bir yana, Türkçe kelimeler için bile büyük bir s?k?nt? do?urmu?tur. Söz geli?i q½ yaz?l???ndaki bir sözün gel mi kel mi, kil mi gil mi, gül mü yoksa göl mü okunaca?? yaln?zca karineye yani sözün geli?ine ba?l? kal?yordu. Dolay?s?yla bu imlâ, ünlülere de?er vermeyen, kelimelerin kal?p hâlinde yaz?ld??? kli?ele?mi? bir imlâ idi ve yine ünsüzlerinde Türkçe ile ba?da?mayan uyumsuzluk dolay?s?yla, Türkçenin tek bir k ünsüzüne kar?? Arap imlâs?n?n kef ( " ) ve kaf ( , ) diye ayr?lan iki ünsüzü, Türkçenin tek h sesine kar?? ha ( Õ ), h? ( O ) ve he ( ^ ) diye adland?r?lan üç h'si, Türkçenin tek s ünsüzüne kar?? sat ( ' ), sin ( " ) ve peltek s ( À ) denen üç türü, z ünsüzünün z ( " ), zel ( < ), z? ( ´ ) ve dat ( ÷ ) olarak adland?r?lan dört türü, t'nin te ( ® ) ve t? (¹ ) denilen iki türü vard?r. Yaz?da ünlülerin kal?n m? ince mi okunmas? gerekece?i bu ünsüz türlerine göre ayarlan?yordu. Oysa, Türkçede bu çe?itli ünsüzlere hiç gerek yoktu. Çünkü bir ünsüzün ön s?radan (palatal) m? arka s?radan (guttural) m? oldu?u ünlü uyumu kural? sayesinde kolayca ayarlanabiliyordu. Söz geli?i, bakmak sözündeki k'yi kaf ( , ) ile yazmak, ekmek sözündeki k'yi de kef ( " ) ile yazmak gerekmiyordu.
Türkçede bo?umlanma (atikulation) noktalar?ndaki ayr?l?k sebebiyle ayr? ses de?erleri ta??yan g, ?, v, ñ, y gibi ünsüzler Osmanl? imlâs?nda tek bir harf ile kef ( " ) ile kar??lan?yordu Bunun okuyup yazmada ortaya koydu?u güçlük çok büyüktü. Söz geli?i, de?irmen sözündeki ? ünsüzü kef ( " = s¦d½o ) ile kar??lan?rken, ba??r sözündeki ?, gay?n ( �= dG� ) ile kar??lan?yordu. kovmak sözündeki v, gay?n ile yaz?l?rken ( oLG¬ ), övmek sözündeki v kef ile (pL½" ) yaz?l?yordu. Bu güçlükler için daha nice nice örnekler s?ralanabilir. Durum yukar?da belirtilen bütün ünsüz türleri için de ayn? idi.
Türkçede birer hançere sesi olan ay?n ( Y ) ve hemze ( ¡ ) ünsüzleri bulunmad??? için bunlar?n yaz?l?p okunmas? da ayr? bir sorun olu?turmu?tur. Bu sesleri ta??yan al?nt? sözler, Türkçedeki okunu?lar?nda söz ba?lar?nda hep, söz sonlar?nda çok kez at?larak a, ?, o, u, ö, ü gibi ünlülere çevrilmi?, kelime içinde de ya at?lm?? ya da kesme biçiminde okunmu?tur: âciz, acaba, ömür, malûm, maruf, memur, mimar gibi. Ancak, bunlar?n imlâda ne zaman elif, ne zaman ay?n ve ne zaman hemze ile yaz?laca??, her sözün yaz?l???n? teker teker bellemeden öteye bir çözüm getirememi?ti.
Bu güçlüklere, imlâda yaz?l?p da okunmayan, Arap dilinde p, ç bulunmad??? için sonradan imlâya eklenmesine ra?men, yaz?da kar???kl??a yol açan p, ç ünsüzlerinin durumu ile daha ba?ka kar???kl?klar? da ekleyebiliriz. Bu konu ile ilgili ayr?nt?lar ve Arap yaz?s?n?n Türkçenin imlâ sisteminde yaratt??? s?k?nt?lar, birkaç yaz?m?zda ayr?ca ele al?nd???ndan,1 burada konu?man?n özünden ayr?larak daha fazla ayr?nt?ya inmek istemiyoruz. Ancak, belirtilmesi gereken önemli husus ?udur ki, Arap dilinin ses yap?s? ve gramer kurallar? ile Türk dilinin ses yap?s? ve gramer kural lar? aras?ndaki z?tl?k ve uyu?mazl?klara ra?men, Türk yaz? sisteminin Arap yaz?s?n?n kal?plar?na sokulmas?, Türkçede imlây? kli?ele?tirmi?; her kelimeyi ?ekil ve anlam olarak teker teker tan?ma ve ö?renme mecburiyeti do?urmu?tur. Dilde Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin de fazlas?yla yer alm?? olmas?, bu güçlü?ü daha da art?rm??t?r.
Arap yaz?s?n?n Türk dili aç?s?ndan getirdi?i bu yetersizlik, Tanzimat döneminden ba?layarak s?k s?k Osmanl? imlâs?n? gündeme getirmi? ve çe?itli tart??malara yol açm??t?r. Bu tart??malar sonunda, zamanla iki farkl? görü? su yüzüne ç?km??t?r. Bunlardan biri Arap yaz?s? temelindeki Osmanl? imlâs?n?n ?slah? görü?üdür. Ancak, bu görü?le ilgili denemeler olumlu bir sonuç vermemi?tir. O hâlde, geriye kalan ikinci görü?, alfabe de?i?ikli?idir.
Bütün bu olumsuz geli?meleri yak?ndan izleyen ve bilen Atatürk, art?k bir yaz? ink?lâb? yapman?n gere?ine inanm?? bulunuyordu. Üstelik böyle bir ink?lâp dil tarihimizde bir dönüm noktas? olu?turacak, sosyal ve kültürel alandaki öteki ink?lâplara da temel vazifesi görerek öncülük edecekti. Ne var ki, böyle bir ink?lâb? gerçekle?tirmek kolay de?ildi. Bunun için önce Arap alfabesi ile okuyup yazma güçlü?ünün getirdi?i olumsuzluklar?n halka aç?klanmas?, sosyal yap?n?n böyle bir de?i?imi kabule haz?r duruma getirilmesi, uygulama için zaman ve zemin ?artlar?n?n kollanmas?, uygulaman?n sistemli ve plânl? bir programa ba?lanmas? gibi önemli süreçlerden geçmesi gerekiyordu. Bunda, ink?lâb? uygulayacak önderin kimlik ve ki?ilik yap?s?n?n toplumca benimsenmesinin de önemli bir pay? vard?.
Biraz önce yaz? ink?lâb?n?n dil ve kültür tarihimizde bir dönüm noktas? olu?turdu?una i?aret etmi?tik. Öyle ya, Run ve Uygur yaz?lar?ndan ba?layarak -Benden sonra konu?acak olan de?erli meslekta??m Prof. Dr. Say?n Osman Sertkaya'n?n da üzerinde duraca?? üzere- Türk toplumlar? tarih boyunca çe?itli alfabe sistemlerini benimsemi? ve kullanm??lard?r. Türklerin, Anadolu bölgesinde yurt tutan kolu, XI. yüzy?ldan ba?layarak XX. yüzy?l?n ilk çeyre?ine kadar uzanan 900 y?ll?k bir dönemde Arap yaz?s?n? benimsemi? bulunuyordu. Bu yaz? ile binlerce kültür ürünü ortaya konmu?tu. Üstelik Arap yaz?s? ?slâm din ve kültürünün bir sembolü gibi de alg?lan?yordu. Türk toplumunun böyle gelenekle?mi? bir yaz? kültüründen kopar?l?p da Lâtin yaz?s? temelinde yeni bir alfabeyi benimsemesi elbette kolay de?ildi. Ama ink?lâplar?n dayand??? temel ilkeler ve Türk milletinin gelece?ini ilgilendiren geli?meler de böyle bir de?i?ikli?i kaç?n?lmaz k?l?yordu. Esasen Arap yaz?s?n?n Türkçe için ne kadar yetersiz kald??? Tanzimat, Servetifünûn ve Millî Edebiyat döneminde yap?lan bilimsel tart??malarda da ortaya konmu?tu. Arap yaz?s?n? ?slah yolundaki denemeler de ba?ar?s?z oldu?u için ç?kar yol Türkçenin dil yap?s?na uygun bir alfabe sisteminin kabulünde idi.
Atatürk'ün Türk toplumunda bir yaz? ink?lâb? yap?lmas? gere?ini benimseyen görü?ü oldukça eskidir ve Cumhuriyetten önceki y?llara kadar uzan?r.2 Türk toplumunun kendi geli?mesini engelleyen ba?lardan kurtularak, geleneksel kültürden ça?da? kültüre geçmesinin ink?lâpç? at?l?mlar ile gerçekle?tirilebilece?i görü?ünde idi. Ancak, yukar?da belirtilen s?k?nt?lar?n giderilmesi için önce toplumun böyle bir geçi?e haz?r duruma getirilmesi gere?ine de inan?yordu. Onun büyük Nutuk'unda dile getirdi?i "Ben milletin vicdan?nda ve istikbalinde ihtisas etti?im büyük tekâmül istidad?n?, bir millî s?r gibi vicdan?mda ta??yarak peyderpey, bütün heyet-i içtimaiyemize tatbik ettirmek mecburiyetinde idim." sözleri,3 bu görü?ün ve ink?lâplardaki zamanlama s?ras?n?n önemine i?aret etmektedir.
Cumhuriyet döneminde, Lâtin alfabesinin kabulü konusundaki ilk te?ebbüsler 1923 y?l?nda ba?lam??t?r. Bu tarihte ?zmir'de düzenlenen ?ktisat Kongresi'nde Ali Nazmi ile bir arkada?? Lâtin harflerinin kabulü konusunda bir öneri vermi?lerdi. Ancak, bu öneri tepki ile kar??lanm??, hatta en büyük tepki de "Lâtin Harflerini Kabul Edemeyiz" ba?l?kl? yaz?s? ile4 Kongre Ba?kan? Kâz?m Pa?a (Karabekir)'dan gelmi?tir. Hüseyin Cahit Yalç?n da 1923'te ?zmir'de ?stanbul gazetecileri ile yap?lan bir toplant?da yine böyle bir öneri ileri sürdü?ünde bu öneriyi Atatürk bile olumlu kar??lamam??t?r. Çünkü, memlekette o gün esen hava böyle bir yenilik için daha zaman?n gelmemi? oldu?unu gösteriyordu. Nitekim Atatürk, bu isteksizli?inin sebebini daha sonraki y?llarda Falih R?fk? Atay'a "Hüseyin Cahit bana vakitsiz bir i? yapt?rmak istiyordu. Yaz? ink?lâb?n?n daha zaman? gelmemi?ti." diye aç?klam??t?r.5 Ayn? durum, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki müzakerelerde de göze çarp?yordu. 25 ?ubat 1924 tarihinde ?zmir Milletvekili ve Millî E?itim Bakan? ?ükrü Saraco?lu, millî e?itim bütçesi dolay?s?yla yapt??? konu?mada, yap?lan bunca fedakârl?klara ra?men, halk?n hâlâ okuyup yazma bilmemesinin Arap harflerinin yetersizli?inden kaynakland???n? dile getirdi?i zaman kar??la?t??? büyük tepki, Atatürk'ün zamanlama konusundaki duyarl???n?n ne kadar yerinde oldu?unu ortaya koyan bir örnektir. Bu durum bir süre bas?ndaki yaz? ve tart??malarda da devam etmi?tir. Atatürk, yenilikleri topluma bir oldubitti biçiminde kabul ettirme yerine, toplumu, duygu ve dü?ünceleri ile bu yenili?e haz?rlama yöntemini benimsemi?ti. Bu nedenle 1924-1928 y?llar? aras?ndaki süre, yaz? ve dil ink?lâb?na öncülük eden baz? yeniliklerin yap?lmas? (3 Mart 1924'te ö?retim birli?i ile ilgili, Tevhid-i Tedrisat kanununun, 26 Aral?k 1925'te ?slâm takvimi yerine uluslar aras? takvimin ve saat ölçülerinin kabulü, 24 May?s 1928'de ç?kar?lan bir kanunla Arap harfli rakamlar yerine Lâtin esasl? uluslar aras? rakamlar?n al?nm?? olmas? gibi) ve yeni Türk alfabesinin kabulü için bir ortam haz?rlama süresidir.
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
Bu geçi? döneminden sonra, art?k harf ink?lâb?na el atma zaman? da gelmi? oldu?undan, Atatürk'ün direktif? ve Bakanlar Kurulunun karar? ile daha önce kurulmu? olan Dil Encümeni 26 Haziran 1928 tarihinde resmen çal??maya ba?lam??t?r. Falih R?fk? (Atay), Yakup Kadri (Karaos-mano?lu), Ru?en E?ref (Ünayd?n), Ahmet Cevat (Emre), Rag?p Hulûsi (Özdem), Faz?l Ahmet (Aykaç), Mehmet Emin (Eri?irgil) ve ?hsan (Sungu)'dan olu?an bu encümen, Lâtin alfabesi temelinde, ancak, her yönü ile Türkçenin ses yap?s?na uygun millî bir Türk alfabesi haz?rlama görevini yüklenmi? bulunuyordu. Encümen çok dikkatli ve titiz çal??malar yaparak, bir tasar? haz?rlam??t?r. Encümen taraf?ndan haz?rlanan bu tasar?da ne Arap alfabesindeki harfler yer alm?? ne de Avrupa milletlerinin yaz?lar?nda görülen ch, sch, tsch gibi ikili, üçlü ve dörtlü harflere yer verilmi?tir. ç, c, s, j, ? gibi harfler de ba?ka dillerin alfabesinden al?nd??? hâlde, ses de?erleri bak?m?ndan kendi dilimize göre ayarlanm??t?r.6 Çal??malar s?ras?nda komisyon güçlükle kar??la?t?kça, Atatürk devreye girmi? ve bu güçlükleri keskin görü?ü ile ayd?nl??a kavu?turmu?tur.7
Komisyonun üzerinde durdu?u önemli bir nokta da kabul edilecek yeni alfabenin uygulama süresi idi. Üyeler bu yeni alfabenin 5-15 y?l aras?nda de?i?en bir süre içinde uygulanabilece?i görü?ünde idiler. Komisyon üyesi Falih R?fk? Atay, Komisyon tasar?s?n? Atatürk'e sundu?u zaman, Atatürk'ten ald??? cevap, devlet ba?kan?n?n bu konudaki derin sezi? gücünü bir daha ortaya koyar niteliktedir. Falih R?fk? Atatürk'le aralar?nda geçen bu konu?may? ?öyle aktarm??t?r:
"Atatürk bana sordu:
-Yeni yaz?y? tatbik etmek için ne dü?ündünüz?
-Bir on be? y?ll?k uzun, bir de be? y?ll?k k?sa mühletli iki teklif var, dedim. Gazeteler yar?m sütundan ba?layarak yeni yaz?l? k?sm? art?racaklard?r. Daireler ve yüksek mektepler için de tedricî baz? usuller dü?ünülmü?tür.
Yüzüme bakt?:
-Bu ya üç ayda olur, ya da hiç olmaz, dedi. Hayli radikal bir ink?lâpç? iken ben bile yüzüne bakakalm??t?m.
-Çocu?um dedi, gazetelerde yar?m sütun eski yaz? kald??? zaman dahi, herkes bu eski yaz?l? parçay? okuyacakt?r. Arada bir harp, bir iç buhran, bir terslik oldu mu, bizim yaz? da Enver'in yaz?s?na döner. Hemen terk olunuverir. "8
Bu konu?mada geçen ve Enver yaz?s? denilen yaz?, Enver Pa?an?n Osmanl? imlâs?na bir çare bulmak üzere, imlâya, ünlülerin ilâvesi ve her harfin ayr? yaz?lmas? ile olu?turdu?u bir imlâ biçimidir. Ne yaz?k ki, hatt-? munfas?l, hatt-? cedîd, Enverî yaz? veya Enver yaz?s? denilen bu yaz? türü de uygulamada benimsenmemi? ve f?yasko ile sonuçlanm??t?r.
15 A?ustos 1928 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yazd??? bir makalede Yunus Nadi de yeni harf uygulamas?n?n aceleye getirilmemesi gerekti?i görü?ünü savunuyor ve kesin uygulama için kendisince on y?ldan fazla bir süreye ihtiyaç oldu?unu ileri sürüyordu9. Ancak Atatürk, Yunus Nadi'nin görü?ünü de mant?kl? bir cevapla geçersiz k?lm??t?r10.
Esasen Atatürk'ün; 1928 y?l?n?n 8-9 A?ustos gecesinde Sarayburnu Park?'nda yapt??? tarihî konu?mas?nda, Arap yaz?s?ndan gelen güçlü?ü, halk?n bütün emeklerini k?s?rla?t?ran çorak bir yolda yürümeye benzetmesi ve "Bir milletin, bir heyet-i içtimaiyenin yüzde onu okuma yazma bilir, yüzde sekseni bilmez, bundan insan olanlar utanmak lâz?md?r. Bu millet utanmak için yarat?lm?? bir millet de?ildir; iftihar etmek için yarat?lm??, tarihini iftiharla doldurmu? bir millettir. Fakat milletin yüzde sekseni okuma yazma bilmiyorsa bu hatâ bizde de?ildir. Türkün seviyesini anlamayarak kafas?n? birtak?m zincirlerle saranlardad?r. Art?k mazinin (geçmi?in) hatâlar?n? kökünden temizlemek zaman?nday?z. Hatâlar? tashih edece?iz (düzeltece?iz)."11 sözleri, hem tarihî bir zaruretin, hem kendisine güvenilir bir önder olarak millet üzerindeki yap?c? etkisinin, hem de bu i?teki düzenli ivedili?inin ifadesidir.
Nitekim bundan sonra 11 Â?ustos-29 A?ustos 1928 tarihleri aras?nda yine bu sarayda, Atatürk'ün ba?kanl???nda milletvekillerinin, yazarlar?n ve dilcilerin kat?ld??? alfabe uygulamas? ile ilgili toplant?lar ve dersler ba?lam??t?r. Bu toplant?larda Alfabe Encümeni'nin haz?rlad??? taslak do?rultusunda kabul edilen ilkeler de Ba?bakan ?smet Pa?a (?nönü) taraf?ndan 3 madde hâlinde bas?na aç?klanm??t?r12.
Bundan sonraki günler ve haftalar (23 A?ustos-21 Eylül 1928) Atatürk'ün yeni Türk alfabesini ö?retmek için bizzat önderlik etti?i yurt gezilerine ayr?lm?? ve bir e?itim seferberli?i ba?lat?lm??t?r13.
Görülüyor ki, gerçekle?tirilen dil ink?lâb? ile dil ve kültür tarihimizin çetin bir dönüm noktas? ba?ar? ile a??lm??t?r. Plânl? ve düzenli sosyal de?i?imin mükemmel bir örne?i ortaya konmu?tur. Tasarlanan daha sonraki ink?lâplar?n hedeflerine ula?abilmesi için de sa?lam bir temel haz?rlanm??t?r. Getirdi?i sonuçlar bak?m?ndan da e?itim ve kültür hayat?m?zda verimli geli?meler sa?lanm??t?r.
Harf ink?lâb?n?n 70. y?l dönümünü kutlarken, aziz Atatürk'ün ve bu alanda eme?i geçmi? de?erli dü?ünce adamlar?n?n manevî huzurlar?nda ?ükran ve sayg? duygular? ile e?iliyor, sizleri de sayg?lar?mla selâmlayarak konu?mama son veriyorum.
* "Harf ?nk?lâb?n?n 70. Y?l Dönümü" dolay?s?yla, 26 Eylül 1998 tarihinde Dolmabahçe (?stanbul) Saray?'?nda yap?lan konu?ma metnidir.
Prof. Dr. Zeynep KORKMAZ
|
| |
|
|