 |
Nesil  Fransızcadan dilimize giren jenerasyon (generation) sözü, "doğuş, soy, nesil" anlamlarına gelmektedir. Ayrıca bitki ve hayvan üremeleri için de kullanılmaktadır. Kurumumuz, bu söz yerine kullanılmak üzere kuşak, nesil karşılıklarını önermektedir.
Jenerasyon 
|
|
|
|
doğal zayıflama,
özel ders,
orjinal pembe maske,
ozoderm,
tercüme,
maydanoz hapı,
smoky 7,
sandalose,
metrik kılavuz,
psikolog,
african mango,
mesut yar
antakya
biber hapı ile zayıfladı
|
|
|  |
Karamano?lu Mehmet Bey'in Ferman?ndan 720 Y?l Sonra Türkçe |
Prof.Dr. ?ükrü Halûk Akal?n
(Karamano?lu Mehmet Bey)
Türkçemize son y?llarda Bat? dillerinden, özellikle de ?ngilizceden, bir kelime ak?n? oldu?u gerçektir. Ba?lang?çta birkaç kelime ile s?n?rl? olan kelime giri?i, zamanla Türkçemizi istila ?ekline dönü?tü.
Kelimelerin bir bölümü teknolojiyle birlikte geldi. Yeni bulu¬nan ve yeni üretilen aletler, ülkemize gelirken ad?n? da birlikte getiriyordu: air-conditioner, disket, faks, kamera, kompakt disk, monitör, printer, radyo, televizyon, tubeless, video, walkman? Dilimizin tabii geli?mesi içerisinde bu aletlerin çok az bir k?sm?na kar??l?k bulunabilmi?ti: buzdolab?, bilgisayar, derin dondurucu. Buna kar??l?k yabanc? kaynakl? kelimelerin dilimize giri?i her geçen gün biraz daha art?yordu. Yeni bulunan ve üretilen aletlerin adlar? girmekle kalmad?, bu aletlerin çe?itli özellikleri, parçalar?, kullan?c?lar? ile ilgili kelimeler de dilimize girmeye ba?lad?, hatta bu kelimelerden fiiller türetildi: air-conditoned araba, kaset, diskjokey (k?salt?lm?? ?ekli dj ?ngilizce söylendi dicey), videojokey (vj, vicey), fakslamak, hardware, software, zapping, zaplamak, zoomlamak...
Bilimdeki geli?me ile birlikte yabanc? kaynakl? terimler de dilimize ak?n etme?e ba?lad?. Bilim adam? olarak terimlere Türkçe kar??l?klar bulmak yerine i?in kolay?na kaçarak yabanc? kaynakl? terimleri oldu?u gibi veya Türkçenin ses özellik¬le¬ri¬ne uydurarak kullanma?a ba?lad?k. Baz? bilim adamlar?m?z bu terimlere kar??l?klar bulma çabas?ndayd?. Bulduklar? terimlerde anla?ma sa?lanamad???ndan bir terim için birkaç kar??l?k teklif edildi?i de oldu. Bu durum terimlerde karma?aya yol açt?. Bunun üzerine pek çok bilim adam?m?z terimlerin yabanc? kaynakl? olanlar?n? tercih etti.
K?sa bir süre içerisinde yabanc? kaynakl? kelime kullanmak bir özenti halini ald?. Günlük hayatta, çar??da, pazarda, radyoda, televizyonda, bas?nda, okulda, sporda k?sacas? her yerde yabanc? kaynakl? kelimeler art?k bilinçsizce kullan?l?yordu. Yabanc? kaynakl? kelimelerin bir k?sm?n?n dilimizde kar??l??? yoktu, bunlara kar??l?k aranmadan bu kelimeler oldu?u gibi kullan?lma?a ba?land?: klip, promosyon, jakobenizm, kampus, karizma, efekt, ekstre, ergonomi, hit, talk ?ovcu...
Bunlar? dilimizde kar??l??? olan kelimeler yerine yabanc? kaynakl? kelimeleri kullanma al??kanl??? takip etti: Türkçemizde dönü?üm, de?i?im, kabuk de?i?tirme gibi güzel kelimeler dururken transformasyon; uzla?ma varken konsensus; üçleme varken hat-trick; engel varken handikap; gerginlik dururken stres; düzeltme, yenileme gibi ince anlam özelliklerine sahip kelimelerimiz varken revizyon; te?hir salonu gibi art?k Türkçele?mi?, sergi, sergi evi gibi tamamen Türkçe kelimeler dururken show room; gösteri dururken show?
Elbette küreselle?en Türki¬ye?nin ba?ka kültürlerle ili?kiye geçmesi, dilimizin ba?ka dillerden etkilenmesi ve kelime al?? veri?inde bulunmas? tabiidir. Üstelik bu, dilimizin tarihî geli?mesi içerisinde ilk defa da olmamaktad?r. Bildi?imiz kadar?yla dilimize yabanc? kaynakl? kelimeler, Eski Türkçenin ikinci dönemi olan Uygur yaz? dili döneminde girme?e ba?la¬m??t?r. Uygurcaya Sanskritçeden, So?dcadan, Toharca¬dan, Çinceden kelimeler girmi?tir. ?slâmiyeti kabulümüzden sonra da Arapçadan, Farsçadan kelimeler alm???z. Bu dönemde dilimize sadece yabanc? kaynakl? kelimeler girmekle kalmam?? tamla¬ma¬¬lar¬da, cümle yap?s?nda da de?i?iklikler olmu?tur. Türkçemizin ?u andaki durumu daha önce ya?ad???m?z dönemlerden farks?zd?r. Atatürk?ün dedi?i gibi «Ülkesini, yüksek istiklâlini korumas?n? bilen Türk milleti dilini de yabanc? diller boyundu¬ru¬?un¬dan kurtarmal?d?r.» Atatürk?ün bu sözü söyledi?i s?radaki ?artlarla ?u andaki ?artlar ayn?d?r. Bugün de Türkçemiz Bat? dillerinin boyunduru?u alt?na girmi?¬tir. Yap?lmas? gereken de dilimizi bu dillerin boyunduru?undan kurtar¬mak¬t?r.
Yabanc? Kaynakl? Kelimelerin Getirdi?i Olumsuzluklar
Yabanc? kaynakl? kelimelerin dilimize giri?iyle birlikte bu kelimelere kar??l?k olan Türkçe kelimelerin kullan?m? azalma?a ba?lam??t?r. Bu durum zamanla Türkçe kökenli bir kelimenin unutulmas?na yol açabilir. Kullan?mdan dü?en her Türkçe kelime, kültürümüzden bir parçay? kopar?p götürmektedir. Çünkü kelimelerimiz deyimlerimizde, atasözlerimizde, manilerimizde, bilmecelerimizde, türkülerimizde, ?ark?lar?m?zda, ?iirlerimizde, destanlar?m?zda ya?amaktad?r. Bir kelimeyi kaybetme¬miz demek, bu kelimenin geçti?i bir deyimimizi, bir atasözümüzü, bir bilmecemizi kaybetmek demektir.
Dilimize giren bir yabanc? kaynakl? kelime bazen aralar?nda ayr?nt? bulunan birkaç kelimeye kar??l?k kullan?lmakta, böylece dilimiz fakirle?mektedir. Bir örnek vereyim; dilimize Frans?zcadan giren efor (effort) kelimesi güç, gayret, çaba kelime¬le¬rinin yerine kullan?lma?a ba?land?. Bir kelimeye kar??l?k dilimizdeki üç kelimeyi feda ediyoruz. Oysa efor yerine kullanabilece?imiz üç ayr? kelimemiz var.
Yabanc? kaynakl? kelimeler bilen bilmeyen taraf?ndan kullan?l?rken bazen keli¬me¬ye yanl?? anlamlar da yüklenmektedir. Frans?zcadan geçen promosyon (promotion), ilerleme, yükselme, art?rma, ço?altma anlamlar?ndayken dilimize adeta arma?an kampanyas? anlam?yla yerle?mi?tir. Öte yandan, s?rf yabanc? kaynakl? kelime kullanaca??m diye okur yazar ki?ilerimiz bile yanl?? kelime kullanmaktad?r. Frans?zca porte (portée) kelimesi, «bir i? için gereken para tutar?» anlam?ndad?r. Dilimizde bu kelimenin kar??l??? olarak de?er kelimesi bulunmaktad?r. Pek çok ki?i «Bu i?in mali portresi çok yüksek.» diyerek porte kelimesi yerine yanl??l?kla portre kelimesini kullan?r. Oysa portre «bir ki?inin ya?l? boya resmi veya foto?raf?» anlam?ndad?r. Bu yanl?? kullan??ta anlat?m bozuk¬lu?u vard?r. Halbuki bu anlat?m bozuklu?una dü?memek son derece kolayd?r. Anlam?n? tam olarak bilmedi?iniz yabanc? kaynakl? kelime yerine, Türkçesini kullan?rsan?z anlat?m bozuklu?una dü?mekten kurtulursunuz.
Her dile ba?ka dillerden kelimeler geçti?ini biliyoruz. Bunun bir ölçüsü vard?r, ancak daha vahimi, dilin söz diziminin yabanc? dillerden etkilenmesi ve giderek bozulmas?d?r. Bu durumu Türkçede isim tamlamalar?n?n kullan?l???nda görmekteyiz. Türkçenin özelli?i, tamlayan kelimenin daima tamlanan kelimeden önce gelmesidir. A Eczanesi yerine Eczane A, B Oteli yerine Otel B gibi kullan??lar Türkçenin yap?s?na ayk?r?d?r. Yine bu tamlamalarda tamlanan kelimenin iyelik eki almas? gereklidir. Buna ra?men dana k?ymas? yerine dana k?yma, halk ekme?i yerine halk ekmek ?eklindeki tamlamalar da birer yanl?? kullan??t?r.
Yabanc? kaynakl? kelimelerin imlâs?nda ve söyleyi?inde birlik bulunmamakta¬d?r. Kimileri simpozyum, transformey??n, leyz?r, maykro derken, kimileri de sempoz¬yum, transformasyon, lazer, mikro demektedir. Bu durum da dilde bir karma?a meydana getirmektedir.
Yabanc? dillerin etkisi Türkçe kelimelerin söyleyi?ini, seslerin ç?kar?l???n? da bozmu?tur. Geçenlerde bir özel radyodaki müzik program?n? dinliyordum. Program? sunan ki?i Türkçe konu?uyordu, ama kelimeleri bir yabanc? aksan?yla söylüyordu. Vurgu kaybolmu?tu. Kelimelerdeki sesleri a?z?nda yuvarlayarak ç?kar?yordu. Y?llar önce dilimize giren ve radyo ?eklinde kullan?lan kelimeyi reydyo, müzik kelimesini de müyzik diye söylüyordu. Bu söyleyi? garabetinden Türkçe kelimeler de nasibini al?yordu: de?il kelimesi diyl, aray?n kelimesi arayn, yar?n kelimesi y?r?n gibi tuhaf ?ekillerde söyleniyordu.
Yabanc? dillerdeki kelimeleri oldu?u gibi çeviri yoluyla Türkçeye aktarmak ve kullanmak da bir ba?ka anlam bozuklu?u. Üzgünüm, korkar?m, banyo almak, du? almak, çay almak, yeme?e almak, art? (ayr?ca, ilave olarak, üstelik anlamlar?nda), bekleme yapmak gibi kelimeler Türkçe olsa da kullan?l?? yerleri ve ?ekilleri Türkçe¬nin mant???na ayk?r? oldu?u için birer anlat?m bozuklu?udur. Güle güle - Allaha ?smarlad?k yerine, baybay, çaav, çüüs, görü?ürüz gibi kelimeler de birer Türkçe ifade de?ildir. Üstelik dilimizdeki görü?ürüz ?eklindeki bir ifade tehdit, göz da?? bildirmektedir.
?? bunlarla da kalmad?. Ünlemle¬ri¬miz de?i?ti. Art?k hayret verici bir durum kar??¬s?nda vaouv diye sesleni¬liyor. Kelimelerimizden baz?lar? da ?ngilizce kelimelere benzetilerek söylenilir oldu; her?ld (her hâlde).
Bütün bunlar?n sonunda, yak?n bir gelecekte ana diline yabanc? ku?aklar?n ortaya ç?kmas? ihtimali de vard?r. Ana dilini iyi bir ?ekilde bilmeyen, ö?renemeyen ku?aklar?n edebiyat?m?za, kültürümüze yabanc? kalmas? da söz konusudur. Zaten ?u anda ya?ad???m?z durum da, Türkçemizin kullan?m?nda bir kay?ts?zl?k ve umursa¬maz¬l?k oldu?unu göstermektedir. Yüksek ö?renim yapan ku?aklar?m?z bile dilimizin ve edebiyat?m?z?n klâsikleri say?lan eserleri okumadan, Türkçemizi do?ru ve güzel kullanma yetene?ini kazanmadan günlerini geçirmektedir. Okumayan ki?inin dü?ün¬mesi, dilini geli?tirmesi, hele yazmas? mümkün de?ildir.
Çözüm Ne ?
Kar??la?t???m?z bu durum ba?ka ülkelerde de ya?and? ve ya?an?yor. Amerika¬l?¬lar, dillerine giren ?spanyolca kelimelerin son zamanlarda artm?? olmas?n¬dan rahat¬s?z¬lar. Almanlar, öteden beri yabanc? kaynakl? kelimelere kar?? tav?r alm?? durumda. Fran¬s?zlar da Frans?zcan?n ?ngilizcenin etkisine girmesine ve dilleri¬nin ?ngilizcele?¬me¬?e ba?lamas?ndan çok rahats?z oldular. Haz?rlad?klar? bir kanunla dillerini koruma alt?na alman?n mücadelesini veriyorlar. Bizde de Fransa gibi bir kanun ç?karma haz?rl??? var. Önce bir kanun tasla?? haz?rland? ve kamuoyunda tart??maya aç?ld?. Olumlu olumsuz yank?lar uyand?rd?. Asl?nda herkes Türkçenin bugün içinde bulundu?u durumdan rahats?z. Kanun tasla??na tepkiler ise daha çok, dilin kanunla korunamaya¬ca¬?? dü?ünce¬sin¬den kaynaklan?yordu. Kanunlar günlük hayat?m?zdaki, ekonomimiz¬de¬ki, toplum hayat?m?zdaki pek çok konuya düzenleme getiriyor. Kanunlar olmasa, büyük bir karma?an?n ya?anaca??n? hepimiz biliyoruz. Dil alan?nda da bir karma?a ya?anm?yor mu ? O halde, Türkçenin kullan?lmas?na ili?kin bir kanun ç?kar?lmas?nda da bence bir sak?nca yoktur. ?çinde bulundu?umuz durum ne yaz?k ki böyle bir kanunun ç?kar?lmas?n? gerekli k?l?yor.
Bu kanun tasla??nda baz? de?i?iklikler yap?ld? ve bu defa bir kanun tasar?s? haz?rland?. ?imdi bu tasar? meclise ula?m??t?r. Tasar?n?n en k?sa zamanda kanunla?¬ma¬s?n? bekliyoruz. Böylece dilimizin içinde bulundu?u durumdan kurtulmas? için önemli bir ad?m at?lm?? olacakt?r.
Elbette her ?ey bu kanun tasar?s?na b?rak?lm?? de?il. Türk Dil Kurumu, Atatürk?ün sözünü kendisine ?iar edinerek, dilimizi yabanc? dillerin boyunduru?un¬dan kurtarma mücadelesini veriyor. Türk Dil Kurumu, yakla??k üç y?ld?r yabanc? kaynakl? kelimelere kar??l?klar buluyor, bu kar??l?klar? Türk Dili der¬gi¬sin¬de yay?ml?yor. Bu kar??l?klara birkaç örnek vermek istiyorum: Fac-similé için belgegeçer, onun k?salt?lm?? ?ekli olan faks için ise belgeç; promosyon için özendirme; zaping için geçgeç; viyadük için köprü yol; reyting için de?erlen¬dir¬me; rantiye için getirimci vb?
Teklif edilen kar??l?klar?n bir bölümü 1995 y?l?nda Yabanc? Kelimelere Kar??l?klar ad?yla kitap olarak yay?mland?. Bu kelimelerden tutulup kullan?lanlar da oldu, tutulmayanlar da. Bu kelimelerin ço?u, zamanla tutulacak ve toplumun her kesimi taraf?ndan kullan?lacak. Bu konuda bas?n?m?za, radyo ve tele¬viz¬¬yon kurulu?lar?m?za da önemli bir görev dü?mektedir. Bu kelimelerin tutulmas?, yayg?nl?k kazanmas?, topluma mal olmas?, bas?nda, radyo ve televizyonda kullan?l¬ma¬¬s?yla daha çabuk olacakt?r. Gazetecilerimiz, yazarlar?m?z, sunucular?m?z, teklif edilen kar??l?k¬lar? kullan?rlarsa, söz varl???m?z?n zenginle?mesine katk?da bulunmu? olacaklard?r.
?? Yeri Adlar?nda Kullan?lan Yabanc? Adlar Sorunu
Ticarî kurulu?lar?n unvanlar?nda, isimlerinde, tabelâlar?nda, reklâmlar?nda yabanc? kökenli kelime kullanmas? da son y?llarda h?z kazand?. Türkçeye kar?? kay?t¬s?z¬l?¬??m?z i? adamlar?m?z? ve esnaf?m?z? da etkiledi. Çar??lar?m?zda yabanc? kaynakl? ad kullanan ma?azalar?n say?s? giderek artmakta. Caddede yürürken ma?aza adlar?na bakan ki?i, Türkiye'de mi yabanc? bir ülkede mi oldu?unu anlayam?yor. Yurt d???ndaki kurulu?larla ili?kide olan, onlar?n ülkemizde temsilcili?ini yapan firmalar?n yabanc? marka adlar?n? kurulu?lar?nda kullanmalar? bir mecburiyet olabilir. Bu bir ölçüde ho? kar??lanabilir. Ama, marka ad?n? ta??mayan, dolay?s?yla yurt d???ndaki bir kurulu?la ilgisi olmayan ma?azalar?m?z da modaya uyarak yabanc? adlar? kullan?yorlar. ??te bunu anlamak zor. Türk milletine hitap etmesine ra?men ma?azas?na yabanc? ad verenlere yapt?klar? i?in mant?ks?z oldu?unu anlatmak gerekir. Ülkemizin ma?azalar?n?n, kurulu?lar?n?n adlar?n?n Türkçe olmas? ve Türk alfabesiyle yaz?lmas? esas olmal?d?r. Adlar?nda Q, W, X gibi harfleri kullanan ma?aza ve kurulu?lar, Atatürk'ün harf ink?lâb?na ve 1 Kas?m 1928 gün ve 1353 say?l? alfabe kanununa ayk?r? hareket etmektedirler. Bilindi?i gibi yirmi dokuz harfimiz içerisinde bu harfler yer almamaktad?r. Bizzat Atatürk?ün haz?rlad??? bu kanunda harflerin adlar? be, ce, fe, ge, he, me, ne, te, ve? ?ekillerinde belirtilmi?tir. Dolay?s?yla, bu harfleri bi, si, di, ef, ci, eyç, em, en, ti, vi ?ekillerinde kullanmak da Atatürk?ün harf ink?lâb?na sayg?s?zl?kt?r.
Ürünlerin tan?t?m?nda, kullanma k?lavuzlar?nda kullan?lan yabanc? dil de ayr? bir sorundur. Bir ürünü be?eniyor¬su¬nuz, sat?n al?yorsunuz. Eve gelip bak?yorsunuz, kullanma k?lavuzunda ürünün nas?l kul¬la¬n?laca?? ?ngilizce, Almanca, Frans?zca, Arapça, Japonca, ?spanyolca, Yunanca, Rusça anlat?lm??, Türkçesi yok. Bu, sadece ithal ürünlerde de?il, Türkiye'de üretilip de ihraç edilecek ürünlerde de görülüyor. Dünyan?n hiçbir ülkesinde ithal edilen ürünün kullanma k?lavuzunda o ülkenin dilinin olmamas? dü?ü¬nü¬lemez. Avrupa ülkeleri bu konuda son derece hassast?r. Kendi dilinde kullanma k?lavuzu olmamas? hâlinde o ürünün ülkeye sokulmas?na izin verilmez. Tüketicinin ald??? ürünü do?ru bir ?ekilde kullanabilmesi için kullanma k?lavuzunun anla??l?r bir dilde yaz?lmas? gerekir. Aksi takdirde tüketici sat?n ald??? mala istemeden zarar verebilir ve kullanma k?lavuzuna uygun kullanmad??? için de ürün garanti kapsam? d???nda kalabilir. Bu sebeple ürünlerin kullanma k?lavuzlar?nda Türkçe aç?klamalar?n mutlaka yer almas? gerekir.
Az önce sözünü etti?imiz kanun tasar?s?nda bu konulara da çözüm getirilmek¬te¬¬dir. Tasar?n?n üçüncü maddesinde; «Ticarî kurulu?lar?n ad ve unvanlar? ile mal, ürün ve hizmet adlar?n?n Türkçe olmas? ve yeni Türk alfabesiyle yaz?l?p okunmas? zorunludur... Mal, ürün ve hizmetlerin sunulu? ve tan?t?lmas?nda, kullanma tarifesi veya kitapç???nda, bunlarla ilgili fatura, makbuz ve di?er belgelerde de Türk dilinin ve yeni Türk alfabesinin kullan?lmas? zorunludur. Sunulu? ve tan?t?mda, kullanma tarifesi veya kitapç???nda, fatura, makbuz ve di?er belgelerde ba?ka diller kullan?lacaksa bunlar ilgili kitapç?k ve belgelerde Türkçeden sonra yer al?r.» hükmü bulunmaktad?r.
Asl?nda bütün bunlar?n bir kanuna gerek kalmadan olmas? gerekirdi. Millet olarak hep birlikte ana dilimize sahip ç?ksayd?k, ana dilimize özen gösterseydik, ana dili ö?retimini en az yabanc? dil ö?retimi kadar önemseseydik, bugün herkesin ?ikâyetçi oldu?u durumla kar??la?maz, dilimizi korumak için kanun ç?karma mecburiyetinde kalmazd?k.
Kanunun yan? s?ra ba?ka tedbirler de al?nabilir. Meselâ belediyeler i? yeri açma izninin verilmesi s?ras?nda Türkçe ad kullanmayan ma?aza ve kurulu?lara izin vermeyebilir. Nitekim Karaman, Afyon, Kastamonu, K?r?ehir, Boyabat, Salihli, Turgutlu bele¬di¬ye¬leri, i? yerlerinin tabelâlar?nda ve reklâm amaçl? ilânlar?nda Türkçe kökenli kelimeler kullan?lmas?, yeni aç?lacak i? yerlerine Türkçe adlar konulmas? konusunda kararlar alm??lard?r. Türk Dil Kurumu, bu belediyelere onur belgesi vermi?tir. Uygulaman?n yurt sath?na yay?lmas? yararl? olacakt?r.
Bütün bunlar, yürütülen çal??malar?, toplumumuzun benimsedi?ini, sa?duyulu her insan?n dilimize sahip ç?kt???n? göstermektedir. Türk milleti diline sahip ç?kt?ktan sonra, karamsar olmak gereksizdir. Bu sebeple, Türkçemizin gelece?i konusunda hiçbir endi?e ta??m?yorum. Türkçemizi ayd?nl?k günler beklemektedir.
|
| |
|
|