 |
Yıllık  Fransızcadan dilimize giren almanak (almanache) sözü, "Yılın gün, hafta, ay gibi bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım gök bilimi, meteoroloji, istatistik bilgileri içeren kitap biçiminde hazırlanmış takvim." anlamına gelmektedir. Bu söz için, dilimizde kullanılmakta olan yıllık ifadesi uygun bir karşılıktır.
Almanak 
|
|
|
|
doğal zayıflama,
özel ders,
orjinal pembe maske,
ozoderm,
tercüme,
maydanoz hapı,
smoky 7,
sandalose,
metrik kılavuz,
psikolog,
african mango,
mesut yar
antakya
biber hapı ile zayıfladı
|
|
|  |
O?uz Türkçesinin Tarihi Geli?me Süreçleri |
O?UZ TÜRKÇES?N?N TAR?H? GEL??ME SÜREÇLER?
VE D?VANU LÛGAT-?T-TÜRK
Prof. Dr. Zeynep KORKMAZ
Divanu Lûgat-it-Türk?ün yaz?l???n?n 925. y?l dönümü dolay?s?yla
I
Ansiklopedik bir sözlük olan Divanu Lûgat-it-Türk, kültür tarihimiz için oldu?u kadar, Türk dili tarihi için de önemli bir kaynakt?r. Biz, bugün Türk dilinin metinlerle ula??lamayan baz? karanl?k noktalar?n?n ayd?nlat?lmas?nda veya kar??la?t?rmal? dil çal??malar?nda yer yer Divanu Lûgat-it-Türk'teki kay?tlara dayanmakta ve ondan büyük ölçüde yararlanmaktay?z. Yapt???m?z bilgi ?öleni ile yaz?l???n?n 925. y?l?n? kutlad???m?z Divanu Lûgat-it-Türk, üzerinde duraca??m?z konu bak?m?ndan da bir dönüm noktas? olu?turmaktad?r. Çünkü, O?uzlar ve O?uzca hakk?ndaki en eski toplu bilgileri Divan'dan ö?reniyoruz. Ka?garl? Mahmud, eserinde yer yer yaln?z O?uzlar ve O?uz ili hakk?nda de?il, ayn? zamanda O?uz Türkçesi hakk?nda da oldukça geni? bilgiler vermi?tir. Yeri dü?tükçe verilen bu toplu ve da??n?k bilgileri, yap?lan aç?klamalar? bir araya getirdi?imizde, O?uzcan?n XI. yüzy?ldaki durumu hakk?nda genel bir birikime sahip olabilmekteyiz. Ka?garl? Mahmud'un Karahanl? (Hakaniye) Türkçesi bir yana, öteki Türk lehçelerine oranla O?uzcaya vermi? oldu?u bu geni? yer, yaln?z O?uzlar?n XI. yüzy?ldaki genel durumunu belirlemekle kalmam??; dolay?s?yla O?uzcan?n XI-XIII. yüzy?llar aras?ndaki geli?me sürecine de ???k tutarak bir anahtar vazifesi görmü?tür.
Biz Divanu Lûgat-it-Türk'ün yaz?l???n?n 900. y?l dönümü dolay?s?yla daha önce haz?rlad???m?z "Ka?garl? Mahmud ve O?uz Türkçesi" adl? bir yaz?m?zda O?uz Türkçesinin Divan'daki ses ve ?ekil bilgisi özelliklerini ele ald???m?z için, bugün, konuya yaln?z yukar?da belirtilen husus, yani O?uzcan?n XI-XIII. yüzy?llar aras?ndaki geli?me sürecinin tespitinde Divanu Lûgat-it-Türk'ün yeri aç?s?ndan e?ilmek istiyoruz.
II
Bilindi?i gibi O?uzcan?n bir yaz? dili olarak varl???n? ortaya koymas? oldukça geçtir. Ba?lang?c?, O?uzlar?n Anadolu'da kurduklar? Anadolu Selçuklu Devleti'nin sonlar?na rastlar. Selçuklu Devleti'nin resmî dili Farsça oldu?u için XIII. yüzy?l?n ikinci yar?s?nda yaz?lm?? olan eserler de nitelik bak?m?ndan daha çok halka seslenen basit içerikli dinî eserlerdir. Selçuklular?n devam? niteli?indeki Anadolu Beylikleri döneminde ise, O?uz Türkçesi art?k çok yönlü yüzlerce telif ve tercüme eserlerle olgunlu?a eri?mi? bir yaz? dili durumuna gelmi?tir. Eski Anadolu Türkçesi veya Eski Türkiye Türkçesi diye adland?rd???m?z bu dönem XIII-XV. yüzy?llar aras?n? kaplar.
O?uzlar VI. yüzy?ldan beri tarih sahnesinde olduklar? ve Orta Asya'da kurulmu? Türk devletleri içinde önemli bir etnik kol olu?turduklar? hâlde, lehçelerinin bir yaz? diline dönü?mesinin bu kadar gecikmi? olmas?, her hâlde, onlar?n tarih sahnesine ba??ms?z bir siyasî varl?k olarak ç?kamam??, ba??ms?z bir devlet kuramam?? olmalar?yla ilgilidir. Ama O?uz Türkçesine ait birtak?m belirtiler ve baz? özellikler, Köktürk ve Yenisey Yaz?tlar?'ndan beri de bilinmektedir. Bu bak?mdan O?uzcan?n tarihî geli?me sürecini, onlar?n tarih sahnesindeki etnik, siyasî ve sosyal durumlar?na ko?ut olarak birbirinden farkl? üç ayr? döneme ve dolay?s?yla üç a?amaya ay?rmak uygun olacakt?r. Bunlar:
1. VI-XI. yüzy?llar aras?ndaki dönem,
2. XI-XIII. yüzy?llar aras?ndaki dönem,
3. XIII. yüzy?ldan sonraki dönemler.
III
Konumuza giri? yapabilmek için önce birinci dönem üzerinde k?saca dural?m:
VI ve XI. yüzy?llar aras?n? kaplayan ve Türk dili tarihinde Eski Türkçe diye adland?r?lan dönemde, O?uzlar, sosyal ve etnik varl?klar?n? Köktürk (552-745), Uygur (745-840) ve Karahanl? (912-1212) Türk devletlerinin co?rafyas?nda, siyasî bak?mdan onlara ba?l? ve zaman zaman da bu devletler üzerinde önemli etkiler yaparak sürdüregelmi?lerdir. Gerek Orhun ve Yenisey Yaz?tlar?'ndaki kay?tlardan gerek bu konuda yap?lan ara?t?rmalardan, O?uzlar?n VII. yüzy?l?n ilk yar?s?nda Yenisey bölgesindeki Barl?k ?rma?? yörelerinde, VII. yüzy?l?n ikinci yar?s?ndan sonra da Tula ?rma?? boylar?nda ve Ötüken yöresinde oturduklar? bilinmektedir. Köktürk yaz?tlar?nda Türk ve Türk olmayan öteki etnik unsurlar yan?nda çe?itli vesilelerle yer yer O?uzlar?n da ad? geçmektedir. Köktürk Ka?anl???n?n O?uzlarla ili?kisi ise, kimi zaman gergin ve sava?l? olmu?; kimi zamanlarda da ka?anl???n sad?k bir metbuu derecesine yükselmi?tir.
O?uzlar?n, Köktürklerin yerini alan Uygurlar döneminde de Orhun ?rma?? bölgesinde ya?ad?klar? ve Uygurlarla Köktürk döneminde oldu?u gibi, kimi zaman dostluk ili?kileri içinde olduklar?, kimi zaman da sava?lar yapt?klar? bilinmektedir.
O?uzlar Karahanl?lar döneminde de sahnede olmu?lar ve varl?klar?n? Karahanl?lar?n bat?s?ndaki s?n?r bölgelerinde sürdürmü?lerdir. IX-XI. yüzy?llar aras?ndaki dönemde, O?uzlar?n Aral gölü kuzeyindeki steplerde ve Seyhun (Sirderya) ?rma??n?n iki yakas?nda oturduklar?n?, tarihî ve co?rafî kaynaklar?n verdi?i bilgilerden ö?reniyoruz. Bu O?uzlar?n daha X. yüzy?lda Sirderya (Öküz ?rma??) boylar?nda ve Aral gölü k?y?lar?nda Yenikent merkez olmak üzere bir Yabgu Devleti kurduklar?n? da biliyoruz. X-XI. yüzy?llar aras?nda Yenikent'e ilâve olmak üzere, Haare, Cend, Sepren (Sabran, Savran), Su?nak, Karnak, Karaçuk (Fârab) ?ehirlerini de kurmu?lard?r. O?uzlar?n XI. yüzy?lda bat?da Hazar denizi k?y?s?ndaki Mang??lag (Siyah Kûh) ad?n? verdikleri yar?maday? ele geçirip orada yerle?tikleri de bilinmektedir. Bu bölgedeki O?uzlar k?smen göçebe k?smen de yüksek kültürlü bir yerle?ik hayata geçmi? bulunuyorlard?. Oturduklar? yerlerde bir yandan Maveraünnehir'in yerli halk? ile kar??makta, bir yandan da Karahanl?, Ya?ma, Çi?il, Argu ve Karluklar ile kom?uluk ili?kilerini devam ettirmekte idiler.
O?uz Türklerinin lehçelerine gelince: VI-XI. yüzy?llar aras?ndaki dönemde O?uzlar nas?l ba??ms?z bir devlet kuramam??lar ise, O?uzcaya dayal? bir yaz? diline de sahip olamam??lard?r. Ancak, Eski Türk yaz?tlar?nda olsun, Uygur ve daha sonraki döneme ait eserlerde olsun yer yer O?uzcan?n yaz? dillerine ve yaz?l? eserlere yans?m?? belirtilerini ve baz? özelliklerini de bulmak mümkündür. Bilindi?i gibi Türkçe, VI-XI. yüzy?llar?n Türk devletleri olan Köktürk, Uygur ve Karahanl?lar dönemlerinde, yer, zaman ve kültür alan? ayr?l?klar?na, kelime hazinesindeki baz? farkl?la?malara ra?men, genel yap?s? itibar?yla yine de birbirinin devam? niteli?inde tek bir kol hâlinde ilerlemi?tir. Bu bak?mdan O?uzcan?n VI-XI. yüzy?llar aras?ndaki dönemi esas itibar?yla sisli bir perdeyle örtülmü? bulunmaktad?r. Ne var ki, bu dönemdeki Türk devletlerinin s?n?rlar? içinde birbirinden farkl? etnik unsurlar?n yer alm?? ve bunlara ait dil özelliklerinin yer yer yaz? diline de yans?m?? olmas?, yaz?tlarda olsun meydana getirilen yaz?l? eserlerde olsun birtak?m lehçe veya a??z ayr?l?klar?n?n do?mas?na yol açm??t?r. Nitekim W. Radloff, Orhun Yaz?tlar? yan?nda, merkezi Turfan olan geni? bir alanda daha ba?ka edebî bir dil oldu?unu ve bu edebî dilin daha sonraki bir s?ra Türk lehçelerine temel olu?turdu?unu yazm??t?r. Rus Türkologlar?ndan S. E. Malov da Yenisey ve Orhun Yaz?tlar?'ndaki lehçe ayr?l?klar? ile eski Kuzey O?uzcas?n?n etkisine i?aret etmi?tir. A. von Gabain ise, Eski Türkçe döneminde, bugüne kadar hangi kavmî unsurlara ait oldu?u tespit edilemeyen be? ayr? lehçenin izleri bulundu?unu belirtmi?tir. Ayr?ca, Uygur yazmalar?nda oldu?u gibi, Orhun ve Yenisey Yaz?tlar?'nda da lehçe ayr?l?klar? yüzünden bir dil birli?inin bulunmad???na i?aret etmi?tir. Köktürk ve Uygur ülkelerinde yukar?da belirtildi?i üzere, O?uzlar da önemli bir yer tuttuklar?na göre, Eski Türkçe döneminde O?uz lehçesi ile ilgili bir k?s?m özelliklerin de kendini göstermesi ola?and?r. Bizim bu konuda metinler üzerinde yapt???m?z bir ara?t?rma, özellikle Yenisey ve Orhun Yaz?tlar? ile Uygurcan?n n lehçesi metinlerinde belirtiler veya genel e?ilimler hâlinde birtak?m O?uzca özelliklerin de yer ald???n? ortaya koymu?tur. Daha sonraki yüzy?llarda, Karahanl? dönemini temsil eden bir eserde de O?uzcan?n belirgin izlerine rastlanmaktad?r. Rus Türkologlar?ndan A. K. Borovkov'un ara?t?rmalar?na göre, O?uzcan?n etkisi, daha eski bir O?uz-Türkmen edebî an'anesinin varl???n? gösterecek biçimde Anonim Kur'an Tefsiri'nde de yer alm??t?r. Demek oluyor ki, VI-XI. yüzy?llar aras?ndaki geli?me sürecinde, O?uz lehçesi temelde bir sis perdesine bürünmekle birlikte, yine de birtak?m özelliklerini o devir eserlerine yans?tm?? bulunmaktad?r.
IV
Gelelim O?uzcan?n tarihî geli?me sürecindeki ikinci a?amaya, yani XI-XIII. yüzy?llar aras?ndaki döneme. Bizi Divanu Lûgat-it-Türk bak?m?ndan as?l ilgilendiren de bu dönemdir.
Türklerin ?slâml??? kabulünden sonra O?uzlar?n siyaset sahnesindeki y?ld?zlar? da parlamaya ba?lam??; daha sonraki tarihî olaylar?n da ortaya koydu?u üzere, Orta-Asya Türk dünyas?n?n bat? kesiminde ve ?slâm dünyas?nda çok önemli bir yer tutmu?lard?r.
Yukar?daki aç?klamalar s?ras?nda, O?uzlar?n X. ve XI. yüzy?llarda Sirderya ?rma??n?n iki yakas?nda önemli ?ehirler kurarak büyük ölçüde yerle?ik hayata geçtiklerine de i?aret edilmi?ti. Kaynaklar XII. yüzy?lda bu ?ehirlere Barç?nl?g-Kent, E?nas, Uzkent ve S?rl?-Tam gibilerinin de eklendi?ini bildiriyor. Tarihçilerimiz, Divanu Lûgat-it-Türk'ün ve öteki ?slâm kaynaklar?n?n pek çok O?uz ?ehirlerinin varl???ndan söz etmelerini, O?uzlar?n büyük bir bölü?ünün yerle?ik hayat ya?amalar? ile ilgili bulmu?lard?r. Faruk Sümer de O?uzlar?n önemli bir k?sm?n?n oturak ya?ay??a geçmesinde ?slâml??? kabullerinin büyük etken oldu?unu belirtmi?tir. Ka?garl? Mahmud'un da belirtti?i gibi, yerle?ik ya?ay??a geçmi? olan O?uzlar?n yüksek kültürlü bir ?ehir hayat? vard?. Ama hemen ?unu da belirtmek gerekir ki, Sirderya'n?n iki yakas?nda ?ehirli O?uzlar ile birlikte göçebe O?uzlar da ya?amaktad?r. Hatta Ka?garl?, göçebe O?uzlar?n yerle?ik ya?ay??taki O?uzlar? alaya alarak onlara yatuk (tenbel) dediklerini, bunlar?n ?ehirlerden d??ar? ç?kmad?klar?n? ve sava? yapmad?klar?n? kaydetmi?tir.
Öte yandan XI.-XIII. yüzy?llar aras?, O?uzlar?n Aral gölü kuzeyindeki steplerden güneye Harezm ve Sirderya bölgelerine sürekli olarak göç ettikleri bir dönemdir.
Bu O?uzlardan bir k?sm? büyük gruplar hâlinde Harezm yolu ile Horasan üzerinden Yak?n Do?u'ya uzanarak oralardaki Selçuklu Devletlerinin kurulu?unu haz?rlam??lard?r. Bilindi?i gibi XI.- XIII. yüzy?llar aras?nda Harezm bölgesinin Türkle?mesinde, baz? Türk boylar? yan?nda K?pçaklarla birlikte O?uzlar?n da büyük etkisi olmu?tur. Görülüyor ki, bu dönemdeki O?uz nüfuzu yaln?z Sirderya kuzeyindeki steplerden ba?layarak Sirderya, Maveraünnehir, Harezm, Horasan bölgelerinde kalmam??t?r. XI. yüzy?lda Büyük Selçuklu Devletinin bat?ya yapt??? göçler ve fütuhatlarla, bu nüfuz Azerbaycan ve Irak üzerinden Abbasi Devletinin ba?kenti ve devrin büyük kültür merkezi Ba?dat?a kadar uzanm??t?r. Asl?nda Ka?garl? Mahmud?un, eserinde O?uzlara ve O?uzcaya bu denli geni? ve a??rl?kl? bir yer vermi? olmas?n?n sebebi de, onlar?n bu dönem Türk dünyas?ndaki yay?lma durumlar? ile orant?l?d?r. XI. yüzy?ldan XIII. yüzy?la do?ru uzanan bir dönemde, Orta-Asya Türk dünyas?n?n siyasal ve sosyal yap?s?nda bu denli önemli bir yer tutmu? olan O?uzlar?n dil bak?m?ndan bo?lukta kalm?? olmalar? imkâns?zd?r.
V
Konuya dil tarihi aç?s?ndan bakt???m?z zaman XI.-XIII. yüzy?llar aras?ndaki dönemde özellikle XII. ve XIII. yüzy?llarda Harezm bölgesinin yeni yaz? dillerinin olu?mas?na kaynakl?k etti?ini ve bir be?ik vazifesi yapt???n? görüyoruz. Bu bölgede bir yandan, ileride Ça?ataycaya temel olu?turan Karahanl? Harezm Türkçesi temelinde bir yaz? dili kurulurken bir yandan da Bat? Türkçesinin kuzey kolunu olu?turan K?pçak Türkçesi ile güney kolunu olu?turan O?uz Türkçesi ilk ?ekillenmelerine ba?lam?? görünüyor.
O?uz Türkçesinin do?rudan do?ruya kendi lehçe özelliklerine dayal? metinleri en erken XIII. yüzy?l sonlar?nda ortaya kondu?una göre, acaba bundan önceki yüzy?llarda O?uz lehçesi ne durumda idi? Bu dönemde Eski Anadolu Türkçesinin kurulu?una öncülük eden bir geçi? dönemi ya?anm?? m?d?r? Ya?anm??sa, dil yap?s? nas?ld??
Takdir olunur ki, bir yaz? dilinin kurulmas? kolay de?ildir. Hele O?uzca gibi uzun yüzy?llar konu?ma dili olarak süregelmi? bir lehçede bu durum daha da önemlidir. Zamana ba?l? tarihî, sosyal ve etnik ?artlar?n gerekli k?ld??? bir ön haz?rl?k devresinden geçmesi ola?and?r. Durumun ayd?nlanabilmesi için de tarihî olaylar?n seyrine ba?l? geli?meler ile dil tarihinin ortaya koydu?u veriler birlikte de?erlendirilmelidir.
Orta Asya?da XI.-XIII. yüzy?llar aras?ndaki dönemde Karahanl? Türkçesi ortak yaz? dili durumunda oldu?una göre, O?uzlar?n yerle?ik ve üstün kültür düzeyindeki ?ehirli kesimi, ilk yüzy?llarda her hâlde bu yaz? dilini benimsemi? olmal?d?r. Öte yandan XI-XIII yüzy?llar aras?nda O?uzlar?n Orta Asya?n?n bat? kesiminde geni? bir alana yay?ld?klar?, geçirdikleri tarihî seyir ve Sirderya boylar?nda yerle?ik O?uzlar ile göçebe O?uzlar?n iç içe ya?am?? olmalar?, gibi hususlar ile O?uzlar?n kendi lehçe yap?s?ndaki baz? de?i?me ve geli?meler dikkate al?n?nca, XI-XIII. yüzy?llar aras?ndaki O?uz Türkçesinin, yerle?ik, ?ehirli O?uzlar?n arac?l?k etti?i, Karahanl? Türkçesi ile O?uzca özellikler aras?nda olaca??n? tahmin etmek güç de?ildir.
VI
Bugün elimizde yaz?l?? tarihleri belli veya belli olmayan ve ta??d?klar? dil özelliklerine göre XII. yüzy?l?n ikinci yar?s? ile XIII. yüzy?l?n ilk yar?s?na giren birkaç eser vard?r. Behçetü?l hadaik, Ali?nin K?ssa-i Yûsuf?u, Kudurî Tercümesi, Kitab-? Güzîde, Kitabu?l feraiz ve kitapl?klarda henüz yazma hâlinde bulunan baz? eserler gibi. Bilindi?i üzere bu eserlerde Eski Anadolu Türkçesinden farkl? olarak O?uzcaya ait dil özellikleri ile Karahanl? yaz? diline ait özellikler iç içe girmi? ve olga bolga dili diye adland?r?lan bir "kar???k dilli eserler" sorunu ortaya ç?km??t?r. Bu kar???k dilin ne ifade etti?i konusunda da birbirinden farkl? iki temel görü? ortaya at?lm??t?r. Bunlardan biri, bu türlü eserlerdeki dil kar???kl???n? bu eserlerin farkl? lehçe alanlar?na mensup müstensihler taraf?ndan kopya edilmesine veya Horasan?dan göç etmi? göçmenlerin, Do?u Türkçesi ile Bat? Türkçesi aras?nda bocalamalar?ndan kaynaklanan ?ahsî ve anorganik etkilere ba?layan görü?tür. Merhum Re?it Rahmeti Arat ve Sadettin Buluç, biz ve Mustafa Canpolat bu eserlerdeki dilin bir geçi? dönemini temsil etti?i görü?ündeyiz (?eyyat Hamza vb.?nin Do?u Türkçesinde yaz?lm?? ?iirlerindeki durumu bununla kar??t?rmamak gerekir). Ancak böyle bir görü?ün geçerlik kazanmas?, konunun tan?klay?c? örneklere ba?lanmas?n? gerekli k?lmaktad?r. ??te bu noktada bize Ka?garl? Mahmud?un O?uzca için verdi?i bilgiler yard?mc? olmaktad?r.
Kar???k dilli eserlerde yer alan özellikler ile Ka?garl? Mahmud?un O?uzca için verdi?i özelliklerin yan yana getirilmesi, aralar?nda genel bir ortakl?k ve ko?utluk oldu?unu ortaya koymakta; O?uzcan?n XI.-XIII. yüzy?llar aras?nda böyle bir geçi? süreci ya?ad???n? göstermektedir. ?imdi durumu Karahanl? yaz? dili ile Eski Anadolu Türkçesi aras?nda ayraç (kriter) olu?turan baz? özellik ve örneklere dayanarak aç?klamaya çal??al?m:
1. Ka?garl? eserinin O?uzcaya ay?rm?? oldu?u bölümünde, lehçe ve a??z ayr?l?klar?ndan söz ederken, "as?l kelimede de?i?iklik az olur, De?i?meler ancak birtak?m harflerin yerine ba?ka harfler gelmesi yahut at?lmas? yüzündendir" (Terc. c. I, s. 30-31) dedi?ine göre, O?uzcan?n Karahanl? Türkçesine oranla gösterdi?i ayr?l?kta, ses de?i?melerinin a??rl???na i?aret etmi? olmal?d?r.
O, yapt??? aç?klamalarda, her iki kolda ortakla?an kelime ve ?ekillere dokunmam??t?r. Tahsin Banguo?lu Divan?da O?uzca diye gösterilen 265 kelime tespit etti?ine göre, bunun d???nda pek çok kelimenin her iki lehçede de ortak oldu?una hükmedilebilir. Nitekim Divan?da yer alan on, ün, ögüt, öküz, ülü?, a?uk "topuk kemi?i", uluk "eskimi?, y?pranm??, bozuk", erük, ogul, üzüm, at "ad", ae "aç", üt-, ula?- vb. pek çok kelime hiçbir kay?t olmad??? hâlde O?uzca ile ortakla?an sözlerdir.
2. Divan?da ön sesteki b->m- de?i?imi aç?s?ndan, O?uzca, genellikle b- yan?ndad?r. Ka?garl? Karahanl? Türkçesindeki men (ben), mün "çorba", mayak "pislik" ?ekillerine kar?? O?uzca için ben, bün (Div. Terc. I, 31) ve baynak "pislik" (c. III, 175-13) ?ekillerini vermi?tir. Ama buna ra?men, yer yer O?uzca olarak gösterilen m?li örnekler de vard?r. muñar "p?nar" (III, 376) gibi. O?uzca bekle?- ve beklet- fiillerinin aç?klamas? yap?l?rken verilen cümleler ol maña at bekle?ti "o bana at gözlemekte yard?m etti" (II., 203-204), men at beklettim "ben at beklettim" (II, 341) biçimindedir. Yine O?uzca a?at- fiili için ol maña a? a?att? "o bana yemek yedirdi" (I, 210-4) cümlesi kullan?lm??t?r. Buna daha ba?ka örnekler de eklenebilir. Esasen Divan?da ses yap?s? farkl? olmayan kelimeler için bir aç?klama yap?lmad???na göre bu dönem O?uzcas?nda ön seste b-?li kelimeler yan?nda m-?li kelimelerin varl???n? da kabul etmek gerekiyor.
Ayn? durum kar???k dilli eserler için de söz konusudur. Mustafa Canpolat Behçetü?l-hadaik?ta b->m- aç?s?ndan m-?li ?ekillerin bask?n oldu?unu; ancak, bunun yan?nda beñ (228-21), beñgü (279-15), beñiz (189-9) gibi b-?li örneklerin de bulundu?unu kaydediyor. Buna m-?li ?ekiller için men, maña, anuñça (241-3), meñiz (191-1,2), meñgü (163-24) ve meñze- (11-18, 15-2) ?ekillerini de ekleyebiliriz.
Ayn? durum Kudurî Tercümesi için de söz konusudur. Eserde ben (15b-15), benüm (43b-12), beñzer (41b-16), bindürdüñ (60a-10), biñ (65a-2) vb. ?ekiller yan?nda men (11b-15), menim (36b-4), munuñ (3b-11), mundan (6b-10), meñzer (5b-10) vb. ?ekiller de yer alm??t?r. Ali?nin K?ssa-i Yusuf?unda da bu ikili durum göze çarpmaktad?r.
3. Ay?r?c? nitelikteki bir ba?ka özellik de ön, iç ve son seslerdeki b>v de?i?imidir.
Ka?garl? Mahmud, Karahanl? Türkçesinde b ile f aras?nda bo?umlanan çift dudak w ünsüzünün O?uzlarda di?-dudak sesi v?ye dönü?tü?ünü kaydetmi? ve ab>av (I, 31-32) eb-ev (göst y.) örneklerini vermi?tir. Eserin ba?ka yerlerinde de O?uzca kayd?yla tavar "cans?z mal" (I, 362), sava? (II, 82), savç? "sözcü" (III, 325), sewük (I, 92), sevün- (III, 153), yavlak "kötü" (III, 43) vb. sözler yer alm??t?r. Bu durum b>v de?i?iminin yaln?z iç ve son seslerde gerçekle?ti?ini gösteriyor. Nitekim ön seslerdeki b?ler bar "var", bar- "varmak", bar! "git!", bard?m "gittim", baran "varan" (I, 31, 33, 339), bir- "vermek", bol- "olmak" (II, 45-47 aras?) gibi örnekler ile koruna gelmi?tir.
Behçetü?l-haday?k?ta da ön ses b?leri ayn? biçimde korunmu?tur: bar128-5, 139-19), bar- (105-12, 158-23), bar??- "görü?mek, konu?mak" (29-6); bir- "vermek" (70-4, 116-2) vb. Kudurî Tercümesi'nde de bar "var" (34a-17), bar- "varmak" (3a-6), barmaga (112a-7), birge "verecek" (8a-12), birsün "versin" (64b-2), bolga "olacak" (53a-15), bolur (93b-11) gibi sözler ayn? durumu yans?tmaktad?r.
4. Ön seste t->d- de?i?imi bak?m?ndan Divanu Lûgat-it-Türk?le Kudurî Tercümesi ve Behçetü?l- hadaik aras?nda zaman fark? oran?nda yine genel bir paralellik gözlenmektedir. Ka?garl? t->d- de?i?imi için: "O?uzlar ile onlara yak?n olanlar kelimedeki t- harfini d- harfine çevirirler. Türkler (Karahanl?lar) deveye tewey bunlar devey derler" (I, 31-19 ve öt.) diyor. Bu aç?klamay? XI. yüzy?l?n ikinci yar?s?nda t->d- de?i?imi ba?lam??t? diye de?erlendirebiliriz. Ama bunu, O?uzcada kurall? bir t->d- de?i?iminin var oldu?u biçiminde yorumlamak mümkün de?ildir. Çünkü, eserde bu de?i?imin genel durumunu aç?klayacak pek çok örnek vard?r. t->d- de?i?imine u?ram?? dak? "dahi, daha" (II, 195) gibi örnekler bir yana, t- ünsüzünü korumu? ince ve kal?n s?radan daha nice örnekle kar??la??lmaktad?r. Ka?garl? tamak "damak", tamar "damar", tar?à "dar?", tavar "davar", tegül "de?il", telü "deli", teñelgüç "dölengeç ku?u", teriñ "derin", til "dil", tok?- "dokunmak", töl "döl", tön- "dönmek" vb. ince ve kal?n s?radan sözleri de "O?uzcad?r" kayd? ile verdi?ine göre t->d- için yapt??? aç?klamay? kurall? bir de?i?im olarak kabule imkân yoktur. Bu ikili durumun, Eski Anadolu Türkçesi yolu ile yer yer bugüne kadar bile uzand??? dikkate al?n?rsa, bu dönü?ümün XI. yüzy?l?n ikinci yar?s?nda yeni ba?lam?? oldu?una hükmedilebilir.
Ka?garl??n?n eserindeki ikili durum ayn? ?ekilde d-'li ve t-?li örneklerle Kudurî Tercümesi?nde de görülmektedir: dañ "tan vakti" (15a-2), dart- (32b-3), davar (35b-14), dapu "hizmet" (78b-2), danuk (10b-3,8), da??- (39a-13), dürlü (40a-10), dükel (25b-7), delü (21a-3); taà (6a-1), ti- (45a-9), tört (7a-16), ta? (9b-1), tanuk (62b-14) tavar (46b-12) vb.
t->d- de?i?imindeki zaman fark?n?n getirdi?i geli?meler dolay?s?yla Behçetü?l-hadaik?ta Türk ve tümen kelimeleri d???nda ince s?radan kelimelerde d-'li biçimin yayg?n oldu?u; kal?n s?radan kelimelerde de ikili durum bulundu?u belirtiliyor.
5. Karahanl? Türkçesi ile O?uz Türkçesini birbirinden ay?ran önemli ayraçlardan biri de ek ve hece ba?lar?ndaki à/g ünsüzleri ile birden fazla heceli kelimelerin sonlar?ndaki à/g ünsüzlerinin durumudur. Ka?garl? à/g de?i?mesi ile ilgili olarak çumàuk>çumuk "ala karga", tamàak "damak", tav??àan>tav?an, baraàan>baran "varan, var?c?", uraàan>uran "vuran" örneklerini vermi?tir (C. I-33). Eserin ba?ka yerlerinde baràan, uràan, kuràan, kak?làan, sokulàan, ay?à (I-79), satàa?- "kar??la?mak" (II, 169), tuàrak "tu?ra" (I, 385), yaz?àç? "yaz?c?, postac?" (II, 55) vb. örneklerin de verilmi? olmas?, g dü?mesi olay?n?n bu devirde ba?lam??; ancak, tamamlanmam?? oldu?unu gösteriyor. Bilindi?i gibi bu olay?n tamamlanmas? XIII. yüzy?l sonlar?ndad?r. Kudurî Tercümesi'nde de g ünsüzünün belirtilen yerlerde ve yerge (6b-7), erge "ere" (61b-6), k?làa "k?lacak, k?ls?n, k?lmal?d?r", bolàa (61b-10), bizge (61b-5) ar?à "temiz" (1b-8), yats?à "yats? vakti" (14a-6), bat?à (64b-16) örneklerinde korunmu?; dapu "hizmet" (78b-2), dürlü "türlü"(40a-10), úamu (15a-16) ulu (27b-5), biren "veren" (54a-3), ba?lu (86a-5), yazuklu "günahkâr" (108b-2) vb. örneklerde de dü?mü? olmas?, genellikle Divan?a ko?ut bir durumu ortaya koymaktad?r. Behçetü?l-hadaik?ta da uluà (132-14), úapuà (82-14), tapuà (294-17), yalàan (30a-9), boràu "boru" (113-4), eygü (31-8), körgemen (243-8), uràalar "vuracaklar"(54-10), ölgesi "ölecek" (311-19), kurtaràa "kurtaracak" (327-13), yatàas?n (116-8) gibi g?li örneklere ra?men zaman?n getirdi?i geli?me dolay?s?yla O?uzca özelli?i bask?n durumdad?r. Kar???k dilli eserlere olga bolga dili denmesinin sebebi de ek ba?? g?lerinin Eski Anadolu Türkçesine göre gösterdi?i bu ayr?cal?kt?r.
6. Ka?garl??n?n verdi?i bilgiye göre XI. yüzy?l sonlar?nda O?uzlarda ê>y de??imi iêi? "tas, bardak, tencere" (I, 61, 62), aêruk (I, 98) gibi bir iki istisna d???nda tamamlanm?? say?labilir. Durum ayaà "ayak" (65a-9), ayà?r (541b-11), ay?r- (23a-7), ayru (27a-7), uyu-(84a-8) gibi örneklerle Kudurî?de de ayn?d?r. Behçet?de de iêi "Tanr?" ve boêak "boya" sözleri d???nda y?li ?ekiller hâkimdir.
Ayn? durum ?ekil bilgisi özellikleri için de söz konusudur. Yukar?da s?ralanan özellikler konuyu ayd?nlatacak yeterlikte oldu?u için daha fazla örnek vermeyi gereksiz say?yoruz.
Bizim vaktiyle Selçuklu O?uzcas? veya Do?u O?uzcas?, G. Doerfer?in de Do?u Selçukças? diye adland?rd??? bu kar???k dilli dönem, O?uz Türklerinin Anadolu bölgesinde ba??ms?z olarak yerle?tikten sonra kendi lehçelerine ait özellikleri konu?ma dilinden yaz? diline aktarmalar? ile durulmaya ba?lam??t?r. Bu durulma eski yaz? dilinden gelme özelliklerin körle?mesi ve O?uz lehçesine ait özelliklerin yo?unla?mas? biçiminde kendini göstermi?tir. Dolay?s?yla XIV. yüzy?ldan ba?layarak art?k O?uz Türkçesinde tarihî geli?me sürecinin üçüncü dönemine geçilmi? bulunmaktad?r. Hatta XV. yüzy?lda olga bolga dilindeki eserlerin Anadolu?da iyice yad?rgan?r oldu?unu, Muhammed Baydur?un, Kitâb-? Güzîde?yi "ayd?n ve ru?en Türki?ye aktar?rken" dü?tü?ü kay?ttan anl?yoruz.
Yukar?dan beri yap?lan aç?klamalar ortaya koymu?tur ki, O?uz Türkçesi XI-XIII. yüzy?llar aras?nda kar???k dilli bir geçi? dönemi ya?am??t?r. Bu dönemin dilinde kendini gösteren özellikler, baz? dilcilerimizin sand??? gibi s?rf eserlerin istinsah yeri ayr?l?klar?ndan veya ki?isel a??z yap?lar?ndan gelen anorganik özellikler de?ildir. Belki bir dereceye kadar bu türlü etkenler de söz konusu olabilir. Ama, bizce esas itibar?yla o günün tarihî ve sosyal ?artlar?n?n olu?turdu?u belirleyici organik özelliklerdir. Bu konuda, Divanu Lûgat-it-Türk?e dayanarak yap?lan kar??la?t?rmalar, durumu çok daha sa?l?kl? bir biçimde ortaya koymakta ve öteki ihtimalleri bizce dayan?ks?z b?rakmaktad?r. O?uz Türkçesinin tarihî geli?me sürecinin tespitinde bir anahtar vazifesi gören ve bir dönüm noktas? olu?turan bu de?erli bilgiler için Ka?garl??ya ne kadar te?ekkür etsek azd?r. Onun aziz hat?ras? önünde sayg? ile e?iliyor ve sözlerimizi ruhu ?ad olsun diyerek bitiriyoruz.
|
| |
|
|