 |
İleri Teknoloji  Batı kökenli bu söz bir kısaltma olup "Yüksek seviyede uygulanan teknoloji." anlamındadır. Kurumumuz, bu söz yerine yüksek teknoloji veya ileri teknoloji karşılıklarının kullanılması görüşündedir.
High-Tech 
|
|
|
|
doğal zayıflama,
özel ders,
orjinal pembe maske,
ozoderm,
tercüme,
maydanoz hapı,
smoky 7,
sandalose,
metrik kılavuz,
psikolog,
african mango,
mesut yar
antakya
biber hapı ile zayıfladı
|
|
|  |
Ruhbilimsel Sava? |
En etkin sava??n ruhbilimsel sava? oldu?unu hepimiz biliyoruz. Buna "ruhbilimsel" diyorum; Türkçe. "Pisikolojik sava?" demiyorum. [Tarzanca "pisi pisi" falân derseniz, kediler üstünüze atlar. Ayr?ca "pisikiyatri" demiyelim; Türkçesi "ruhiyat". Bak ne güzel: ?kisine de ayr? düzgün terim. ?llâ da "pisi pisi"li Tarzan terimleri kullanmakta ?srar edenlerin üstüne yaln?z kediler de?il, ruhiyatç?lar da atlar haa... "Dedesini ?ngiliz huligan? zannetmi?; mü?teri ç?kt?" diye dü?ünerek.]
Evet, baz? ülkeler, ruhbilimsel sava? taktikleri kullan?larak içinden fethedilmi?tir; tek kur?un s?kmadan. ?lâveten, "kültür mühendisli?i", "toplum mühendisli?i" adlar?n? takt???m yöntemler de var. [Bunlar için Bkz. O.Sinano?lu, "Bye-Bye Türkçe" ve "Hedef Türkiye" kitaplar? (OTOPS? Yay?nlar?, ?stanbul, 2000-2002)].
Matematiksel biçime bile sokulabilecek bu yöntemler neden etkin? Çünkü insanlar?n kafalar?n?, gönüllerini sömürgele?tirirsen, sonunda fabrikalar?n?, bankalar?n?, tar?m?n?, en son da topraklar?n? al?r götürürsün.
?çerdeki özel i?birlikçiler sana yard?mc? olur; geni? bir kesimin de kar?? durmalar?n? sa?layacak melekeleri y?prat?lm??t?r; "g?k" ç?karmayanlar ço?al?r.
Bu yöntemler tarih boyu hep vard?; ama 20. yüzy?lda iyice bilimselle?tirildi. Birkaç ay önce bir d?? ülkede duydum ki, orada bir "Özel Harekât ve Ruhbilimsel Sava? Evrenkenti" kurulmu?. Herkes için de?il, o ülkenin baz? ordu mensuplar? için. Tabii evrenkent (üniversite) olunca, ("Tarzanca dershanesi"nden bahsetmiyorum; sâhici evrenkent), ara?t?rma da a??r basar demektir. Demek ki, zaten yap?lmakta olan ara?t?rmalar daha da yo?unla?t?r?l?yor.
Ruhbilimsel sava??n en önemli iki arac? e?itim kurumlar? ve (ayarl?) bas?n-yay?n; bunlara nüfuz edip kullanmak. Önemli oyunlardan biri de sözcük/kelime oyunlar?.
Her sözcü?ün, o dili kullananlar?n tarihî ve kültürel birikimine ba?l? bir ça?r???m bulutu var. Bunu "Bye-Bye Türkçe" kitab?nda anlatm??t?k. Hele öyle sözcükler vard?r ki, o ülkedekilerde derin duygular uyand?r?r, onlar? harekete geçirir: "Vatan", "yurt", "millet" (ya da "ulus"), "Kuvay? milliye" gibi. Ruhbilimsel sava?ta böyle sözcükler y?prand?r?l?r, gözden dü?ürülür, hatta onlara sahte anlamlar yüklenir. Ülkülem (ideoloji) veya inanç ifâde eden kelimelere de bu özellikle yap?l?r. Türkiye'de son k?rk y?lda bu yöntem yo?un bir biçimde uygulanm??t?r. Her ülkülemin içi bo?alt?lm??, onu temsil eden kurulu?lar sahtelenmi?, o ülkülemin hakikisini benimseyenler ezilmi?, maskeliler tepelerine oturtulmu?tur. [Tabii bu yaln?z Türkiye'de yap?lmad?. Benzerleri son yetmi? y?lda birçok Güney ve Orta ("Lâtin") Amerika ülkesinde görülmü?tür].
Bahis konusu yöntemde yeni sözcükler, terimler, kavramlar da türetilir. Ve bunlar ayarl? bas?n-yay?n yoluyla alt? ay gibi k?sa bir sürede halk?n kafas?na âdetâ da?lanm?? gibi yerle?tiriverilir. ABD, kendi halk? üzerinde de ayn? oyunu sürekli sergiler. Tek sözcü?e ?artlanm?? "kamuoyu" sonra da ba?ka ülkelere ihraç edilir. Bunun dünya çap?nda yo?un bir örne?ini 1991'den itibâren gördük. Hâl-i haz?rdaki Haçl? Seferi 11 Eylül 2001'de de?il, önce ruhbilimsel sava?la 1991'de ba?lat?ld?: "K?z?l tehlike" yerine "ye?il tehlike", "medeniyetler çat??mas?", "fundamentalist", ... . Asl?nda 1947'de türetilen "k?z?l tehlike" de ayn? cinsten bir kavramd?. Bu "tehlike"nin, ABD silâh sanayii harcamalar?n? kamuoyuna gerekli göstermek için (ayr?ca di?er ülkeleri, içinden bölerek, veya ürküterek, ABD'nin, daha do?rusu "küresel k?raliyetçi"lerin boyunduru?una sokmak için) en az?ndan abart?ld???n? 1991'den sonra ABD yetkilileri ve CIA da itiraf ettiler.
Ruhbilimsel sava?la içinden fethedilmi? ülkelerde ilk yap?lacak i?, ilk kurtulu? harekât?, gönülleri, zihinleri sömürgele?tirilmi? halk?n gönüllerini ve zihinlerini kurtarmakt?r. Böyle bir kurtulu? sava?? da önce ruhbilimsel sava? silâhlar?na kar?? ayn? cinsten silâhlarla sava?may? gerektirir. ??te bu yeni kurtulu? sava?? Türkiye'de ba?lam?? bulunuyor. Dü?man?n sava??nda ülkenin dilini yok etmek çok önemli bir yer tuttu?una göre, dili yok etmenin ba?l?ca yolunun da e?itim dilini Türkçe yerine Tarzanca yapmak oldu?una göre, bizim kurtulu? sava??m?z da, çok y?llar önce, Türkçe e?itim ve bilim dilinin kurtar?lmas? ?eklinde ba?lad?. Biliyorduk ki, Türkçe konusunda ülke çap?nda ulusal hassasiyet yeniden canland?r?l?rsa, Türkiye Cumhuriyeti'nin ba??ms?zl???n?n, iktisâd?n?n, ulus-devletinin, topraklar?n?n korunmas? için ?art olan ulusal hassasiyet de yeniden canlan?r, ve giderek artar. Nitekim öyle de oldu. ?imdi, rehâvete kap?lmamak ?art?yla herkes sevinmelidir: Kurtulu? için gerekli bilinç ve Atatürk ruhu canland? ve dalga dalga ve h?zla ülkemizin her kö?esinde gönüllerden gönüllere yay?lmaktad?r.
16 Mart 2002, Kocatepe-Ankara
Oktay Sinano?lu
|
| |
|
|