Ana Menü
Ana Sayfa
Makaleler
Haberler
Destekleyenler
Destek Resimleri
Destekleyen Siteler
Görüntü Kayıtları
Ses Kayıtları
Tartışma Alanı
Gaspıralı

Reklâm
Türk Dili Yazıları
  Kültür
  Modern Türkçe Dönemi
  Dil-Kültür İlgisi
  Dilbilgisi
  Yeni Türkçe Dönemi
  Türk Dilinin Tarihi Dönemleri
  Yeryüzündeki Diller
  Türk Dilinin Bugünkü Durumu ve Yayılma Alanları
  Dil Nedir (Kişilerden Tanımlar)
  Türkçenin Bugünkü Durumu Ve Yayılma Alanları
  Orta Türkçe Dönemi
  Ekler
  Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri - 2
  Türk Dilinin Tarihi Dönemleri ve Gelişmesi
  Eski Türkçe Dönemi
  Türkçe Kelimelerde Vurgu
  Dil Nedir - 2
  Türkçede Yeni Kavramları Karşılama Yolları
  Kökler
  Türkçenin Tarihi Gelişimi

Türk Dili Yazıları Arşivi
Türkçe Karşılık
 Vurmalı(Çalgı) 
Fransızca perküsyon (percussion) sözü dilimizde "Vurularak çalınan müzik aletleri." anlamında kullanılmaktadır. Bu söz için Kurumumuz vurmalı (çalgı) karşılığının uygun olduğu görüşündedir
 Perküsyon 
Tartışma Alanı
Genel Bölümler
   Genel Konular
Türkiyat Araştırmaları
   Yeni Türkçe
   Orta Türkçe
   Eski Türkçe
   Dil Bilim
   Dil Sorunları
   Çağdaş Türk Lehçeleri
   Kaynakça
   Köken Bilimi
Türk Dilinin Sorunları
   Tabelalar ve İnternet
   Yanlış Kullanımlar
   Yabancı Dilde Eğitim
Yazım Kılavuzu
  n>m Değişmesi
  Pekiştirmeli Sıfatların Yazılışı
  İle'nin Ek Olarak Yazılışı
  Ünsüzlerin Nitelikleri
  İken'in Yazılışı
  Bağlaç Olan ne ... ne ...’nin Yazılışı
  Fiil Çekimi ile İlgili Yazılışlar
  Uzun Ünlü
  Mastar Eklerinin Yazılışı
  Düzeltme İşareti
  Ünsüz Uyumu
  Sesler ve Ses Uyumları
  Ek Fiil Olan imek’in Yazılışı
  Ünsüz Türemesi (y,v)
  Ünsüz Düşmesi
  Ünlü Düşmesi
  Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler
  Sayıların Yazılışı
  Küçük ünlü Uyumu
  Büyük Ünlü Uyumu

Yazım Kuralları Arşivi
burun estetiği
araba
Lazer Epilasyon
estetik
biber hapı
oyun
Epilasyon
lida zayıflama
Estetik
Varikosel
telefon dinleme
casus telefon
burun estetiği
evden eve nakliyat
Estetik
Fx15 ve Biber hapı zayıflama satış sitesi.

Türk Dilinin Tarihi Dönemleri ve Gelişmesi
Bir dilin konuşma dili ve yazı dili olmak üzere iki yönü vardır. Özel bir çalışmayla günlük dile ait konuşma metinleri tespit edilmediği sürece konuşma dilinin tarihî gelişimi, inceleme alanı dışında kalır. Ancak günümüzün teknik imkânlarıyla video kasetlerine, ses bantlarına, CD, VCD ve DVD’lere kaydedilen konuşmalar, ileri bir tarihte konuşma diliyle ilgili çalışmalara malzeme oluşturabilir. Yazı dilinin tarihî gelişimi ise, ancak o dile ait yazılı metinlerle takip edilebilir. Metinlerle takip edilemeyen dönemden öncesi için birtakım tahminlerde bulunmak mümkün olmakla birlikte kesin bilgi vermek zordur.

Konuşma dili



Konuşma dili, günlük hayatta diğer insanlarla iletişim kurmak için konuşurken kullandığımız dildir. Bu dil, doğal olduğu için konuşurken cümlemizin kurallı olup olmadığına, kelimelerin doğru sıralanıp sıralanmadığına, söyleyişin doğru olup olmadığına pek dikkat etmeyiz. Bu sebeple zaman içinde, bölgeden bölgeye değişen birtakım söyleyiş farklılıkları ve kelime farklılıkları ortaya çıkar. Bu farklılıkların tarihî süreç içinde, bölgelere göre geçirdiği maceradan o dilin lehçeleri ortaya çıkar.



Lehçe, bir dilin değişik bölgelerde, aynı dil grubuna dahil kişiler tarafından konuşulan değişik biçimidir. Lehçede kelime farklılıkları, ses ve yapı yönüyle ayrılıklar bulunur. Türkçe, diğer dillere göre oldukça geniş bir alanda çok hareketli bir macera geçirdiği için Türkçenin yirmi civarında lehçesi vardır. Türkçenin tarihî lehçeleri olan Yakutça ve Çuvaşça bugünkü lehçelerle -ayrı bir dil olduklarını düşündürecek kadar- çok büyük farklılıklar gösterirler. Türkmence, Özbekçe, Gagavuzca, Kazakça, vb. Türkçenin bugünkü lehçelerindendir.



Türk dili, lehçelerine göre;



a) Oğuz – Türkmen grubu (Güney – Batı Türkçesi),



b) Kıpçak grubu (Kuzey – Batı Türkçesi) ve



c) Karluk grubu (Kuzey – Doğu Türkçesi) olmak üzere üç ana grup oluşturur. Bu ana gruplara dahil lehçeler birbirlerinin yakın dalları oldukları için anlaşmada çok büyük farklılıklar görülmez. Aynı grupta yer alan Türkiye Türkçesi ile Azerbaycan Türkçesi buna örnek olarak gösterilebilir.



Ağız ise bir dil veya lehçenin yakın zamanda ayrılmış, bölgeden bölgeye veya şehirden şehire sadece söyleyiş farklılıkları gösteren küçük kollarıdır. Ağızlardaki ayrılıklar çoğu zaman söyleyişten öteye gitmez. Bölge ağzına özgü kelimelerin sayısı, dilin bütün söz varlığı düşünüldüğü zaman fazla bir yer tutmaz. Konuşmada görülen bu durum, zaten yazı diline de yansıtılmaz.



Konya şivesi, Erzurum lehçesi, Urfa şivesi gibi adlandırmalar yanlıştır. Doğrusu; Konya ağzı, Erzurum ağzı, Urfa ağzı şeklindedir.

Yazı dili



Yazı dili, adından anlaşılacağı üzere yazıda kullanılan dildir. Dilde birliği, anlaşma kolaylığını sağlamak için kullanılan kitap dilidir, kültür dilidir, edebî dildir. Konuşma dilinin her bölgenin doğal, günlük dili olmasına karşılık yazı dili, okuma yazmada kullanılan ortak dildir.



“Bir dilin yazısı, o dilin lehçe veya ağızlarından birine göre yazılır ve bu yazılış, standart yazı dilini oluşturur. Yazı dili olma vasfını taşıyan ağız, bir memleketin kültür merkezi olarak gelişen yerinin ağzıdır ve konuşma dillerinin en gelişmişidir. Türkiye Türkçesinin yazı dili genellikle İstanbul ağzına dayanır. Bir ülkede çeşitli konuşma dilleri ve ağızlar bulunduğu halde bir tek yazı dili bulunur. Yazı dili muhafazakârdır. Normal şartlar altında özelliklerini kolay kolay kaybetmez. Ayrıca, lehçe ve ağızların alabildiğine farklılaşmasını da önler. Gereğinde, hepsinin zenginliklerinden yararlanır ve onları ortak bir kaynaktan zenginleştirerek birbirine yaklaştırır. Aydın kesimlerin kendi bölge ağızları ile değil, yazı dili temelindeki standart Türkçe ile konuşmaları, yazı dilinin bu birleştirici ve ağız ayrılıklarını silici fonksiyonundan kaynaklanmaktadır.”[1]



Türk dili derslerinin amaçlarından biri de konuşma diliyle yazı dilini birbirine yaklaştırmaktır. Kişi, edebî dille doğru konuşabilir fakat yazı dilinin özelliklerini ve kurallarını bilmezse doğru yazamaz. Bu sebeple ana dilin kuralları ve incelikleri iyi bilinmelidir ki dil, anlaşma aracı olma işlevini tam anlamıyla yerine getirebilsin.

Özellikle son zamanlarda sezgiye dayalı bir anlaşma yolu seçildiği için “Nasıl olsa ne demek istediğim, dinleyenler tarafından iyi kötü anlaşılıyor - daha doğrusu seziliyor - ” düşüncesiyle yazı dilinin kurallarını önemsememek yanlış bir tutumdur. Yazılı anlatımda, söylemek istediğimizle yazdığımızdan çıkan anlam karşılaştırılırsa konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır.



Kaynak: Suzep





 
Anasayfa | Tartışma Alanı | Destekleyenler | Destek Resimleri | Haberler | Makaleler | Yazım Kuralları | Künye | İletişim

®2005 - 2006 Anadilim.org Türkçe ve diğer Türk Lehçeleri(Dilleri) hakkında bilgi vermek ve bu dillerin kullanımını en üst seviyede tutmak için kurulmuştur.
Tüm Haklari N. Kaan Fakılı ya aittir. Bu site Php Nuke kodlarının % 70 değiştirilmesi ile oluşturulmuştur.