 |
Buzlu Çay  İngilizce özgün yazımıyla dilimizde kullanılan ice-tea sözü, "Soğuk içilen bir tür çay." anlamındadır. Kurumumuz, bu söz için buzlu çay karşılığını önermektedir.
Ice-tea 
|
|
|
|
doğal zayıflama,
özel ders,
orjinal pembe maske,
ozoderm,
tercüme,
maydanoz hapı,
smoky 7,
sandalose,
metrik kılavuz,
psikolog,
african mango,
mesut yar
antakya
biber hapı ile zayıfladı
|
|
|  |
Türkçe, Dünya Dili |
Türkçe'nin bir tak?m s?k?nt?lar içinde bulundu?unu, ancak bunlar? a?acak "cihan devleti dili" olma özelli?ine de sahip oldu?unu belirten Prof. Dr. ?sa Özkan, Türkçe'nin bilim dili olmas?n?n sa?lanmas? gerekti?inin alt?n? çiziyor.
Prof. Dr. ?sa Özkan Kimdir?
Prof. Dr. ?sa Özkan, 1957 y?l?nda Nev?ehir'in Kozakl? ilçesinde do?du. Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat? Bölümü'nü 1980 y?l?nda bitirdi. 1983 y?l?nda yüksek lisans, 1987 y?l?nda doktora derecesini alan Özkan, 1988 y?l?nda Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat? Bölümü'ne yard?mc? doçent olarak atand?. 1989-1991 y?llar? aras?nda Polonya-Var?ova Üniversitesi'nde ö?retim eleman? olarak çal??an Özkan, burada Türk Dili ve kültürüyle ilgili dersler verdi.
1992 y?l?nda doçent olan ?sa Özkan, 1993 y?l?nda Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat? Bölümü'nde doçentlik kadrosuna tayin edildi. 1997 y?l?nda Gazi Üniversitesi Türkçe Ö?renim. Ara?t?rma ve Uygulama Merkezi (TÖMER) Ba?kanl???na getirildi. 1998 y?l?nda profesör olan Özkan, hâlen Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat? Bölümü ve Gazi Üniversitesi TÖMER Ba?kanl??? görevini sürdürmektedir.
Kültür Bakanl??? Yay?mlar Dairesi Ba?kanl???, Kaynak Eserler Kurulu ve Atatürk Kültür Merkezi Yay?n Kurulu'nda üyelik görevlerinde bulunan ?sa Özkan, 1995 y?l?ndan bu yana Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Bilim Kurulu aslî üyesidir. Harp Akademileri Millî Güvenlik Akademisi'nde dersler vermektedir.
Yay?mlanm?? çok say?da kitab? ve makalesi bulunan Prof. Dr. ?sa Özkan'?n baz? kitaplar? ?unlar:
1- Abdurrahman Han Destân?., Ankara l989, Kültür Bakanl??? Yay?nlar?,
2- Yusuf Bey-Ahmet Bey (Bozo?lan) Destân?.,Ankara 1989, Kültür Bakanl??? Yay?nlar?,
3- Üç Uygur Destân?:Çin Tömür Batur, Nözügüm ve Sadir Pelvan Ankara 1994. Kök Sosyal ve Stratejik Ara?t?rmalar Vakf?, Edebiyat Serisi, 4- Türkiye ve Tatar Türkçesiyle Nasretdin Huca Mezekleri, Nasreddin Hoca F?kralar?, T?KA Yay?nlar? Ankara 1999, 5- Türkiye ve Türkmen Türkçesiyle Ependi, Nasreddin Hoca F?kralar?., T?KA Yay?nlar?.
Giri?:
Balkanlardan Kafkasya'ya, Ba?dat'tan Kudüs'e kadar bütün Osmanl? hinterland?nda yang?n var. Alevler sanki bu co?rafyan?n üzerinden ayr?lmamaya yemin etmi?. Evet Osmanl? co?rafyas? alev alev yan?yor. ?nsan?yla, devletiyle, a?ac?yla, geçmi?iyle ve elbette kültürüyle. Bir zamanlar sadece Türklerin de?il Türkçe'nin de at ko?turdu?u, türkü yakt???, mani söyledi?i bir tarih bütün varl???yla yan?yor. Türküler art?k sadece a??tlara b?rakm?? yerini.. "Türkçe bir ifade arac?, toplumun sesi ve ses bayra??d?r. Bu bayra?? bulunmas? gereken yerde, görkemli bir ?ekilde dalgaland?rmak icap etmektedir." diyen Prof. Dr. ?sa Özkan'la Türkçe cinayetini konu?tuk.
Siyasi ve ekonomik alanda büyük bir ç?kmaz?n içine giren ülkemizde kültür hayat?m?z da bu depremden do?al olarak etkilenerek dü?tü?ü dejenerasyon girdab?nda ölüm-kal?m mücadelesi veriyor. Bu felakette Türkçe en fazla sald?r?ya ve yaraya maruz kalan organlar?m?zdan birisi. Türkçe bu sava?? kazanabilecek mi?
Çok fazla karamsar olmamak laz?m. Evet Türkçe bugün birtak?m s?k?nt?lar içerisinde ama bir cihan devleti dili olma özelli?i ve tarihten gelen muhte?em zenginli?i kendisini yeniden diriltme de en önemli güç kaynaklar? olacakt?r. Türkçe'nin ya?ad??? s?k?nt?lar kesinlikle çözümsüz problemler de?ildir. Yeter ki ne yapaca??m?z? bilelim ve bu olumsuz tablonun bizi tembelli?e sevk etmesine izin vermeyelim.
Öyleyse öncelikle ne yap?lmal??
Yapmam?z gereken i?lerin ba??nda Türkçe'nin bir bilim dili olmas?n? sa?lamak geliyor. Bilim dili olmak ayn? zamanda mensubu oldu?unuz milletin bir dünya devleti olmas?yla da ilgilidir. Siyasette, ekonomide ve kültürde belli noktalara eri?ebilmek için dil alan?nda da e? zamanl? olarak olumlu i?lerin yap?lmas? gerekiyor.
Siz aksini iddia ediyorsunuz ama kimi ayd?nlar?m?z ve bilim adamlar?m?z Türkçe'nin bir bilim dili olmad???n? savunuyorlar.
Türkçe geçmi?te bir bilim diliydi. Bilim dili oldu?unu kurdu?umuz cihan devletleri aç?k bir biçimde ispat etmektedir. Bugünkü anlamda Türkçe'nin bilim dili olabilmesi için siyasi ve ekonomik alan yan?nda elbette bilim alan?nda da çok önemli i?ler ba?arabilmemiz gerekmektedir. Ama bir ?eyin ne olup olmamas? gerekti?ine önce kendiniz inanacaks?n?z. Türkçe'nin bilim dili olmas?na Türk ayd?nlar? olarak hep birlikte inan?rsak bunu ba?ar?r?z.
Baz?lar? inanm?yor.
Türk ayd?nlar? birer müstemleke memleketi münevveri gibi hareket ediyorlarsa biz o zaman kendi gelene?imize ve geçmi?imize bir reddiye ç?kar?yoruz demektir. Bu son derece yanl?? bir tutum.
Peki diyelim herkes inand?, ilk ad?m ne olmal??
Evvela bilim alan?ndaki geli?meler ana dilde olmal?d?r. Bugün ?ngilizce nas?l yayg?n ve muteber bir dil haline gelmi?se bizde Türkçe'yi bu seviyeye yükseltmek için çabalamal?y?z. Unutmayal?m ki, her mal kendi mü?terisini bulur. Bir meta k?ymetliyse onun muhatab? muhakkak k?ymetli olacakt?r. Dünya çap?nda eserler veren bilim adamlar?m?z kitaplar?n? ve makalelerini Türkiye Türkçe'siyle yazarlarsa bu alanda çal??anlar ister istemez Türkçe'ye ra?bet edeceklerdir.
Sonuçta i? yine bizde bitiyor.
Tabi ki. Bu ülkede üretilen bir bilimsel veriyi yurt d???na pazarlarken kendi dilimiz yerine ba?ka dilde verirsek bunun ad?, biz bedensiz ve bedelsiz bir ilim ihrac?nda bulunuyoruz demektir. Böyle bir tavr? asla milli ve yerli bir tav?r olarak görmüyorum.
Peki bir cihan dili olan Türkçe'ye ne oldu da bugün bu noktaya geldi?
Bu sosyo-kültürel yap?m?zla alakal? bir husus. Sosyo-kültürel yap?m?z Cumhuriyet'in ilk y?llar?ndan 1938' kadar kendini bulma ve kendine dönme sürecini ya?am??t?. Ama 1938'ten sonra gelene?in giderek zay?flad???n? ve hassasiyetlerimizin kaybolmaya ba?lad???n? görüyoruz. Ya?anan bu süreçten sonra Türkiye özellikle 1960'dan sonra h?zla bir de?i?ime u?rad? ve bu de?i?im 1965'ten itibaren tamamen ideolojik anlamda bir bölünmeye yol açt?. Ve 1980'li y?llara kadar ülke bu bölünmü?lü?ü ya?ad?. ??te Türkçe en fazla yaray? bu dönemde ald?.
Ne gibi?
Dilde politika olmaz. Türkçe bu dönemde tasnife tabi tutuldu, kimi kelimeler adeta ideolojik bir kimlik ögesi haline sokuldu. Bu tasnif bir çok yanl??a yol açt?. Oysa kültürün temel ve tabii ta??y?c?s? Türkçe'dir. Türkçe'nin temel probleminde bizim sanat, kültür ve bilim ufkunda çok güzel i?ler yapamamam?z ve bunlarla beraber politikada da iyi bir noktaya gelemememiz yatmaktad?r.
Tabi birde bunlara bat? hayranl??? eklenince!
Elbette. Kendi milli kültürüne yabanc?la?an ve milli kültüründen kopan, giderek bir bat? hayranl??? ve bu bat? hayranl???n?n beraberinde getirdi?i bat? dillerini ö?renme süreci ister istemez bir ülkenin imtiyazl? ve imkanl? tabakas? olarak nitelendirebilece?imiz insanlar?n Türkçe'ye kar?? lakay?t tav?rl? olmalar?na yol açm??t?r. Bu insanlar?n konu?urken moda ve bilgiçlik anlam?nda bat?l? kelimeleri kullanmalar? durumun psikolojik tablosunu net bir ?ekilde ortaya koyuyor.
Dil devriminden sonra ba?layan "Öztürkçe" kavgas? yani "uydurukça" sefaletini nas?l de?erlendiriyorsunuz?
Bu yanl?? bir kavgayd?. Dil politikas? olur ama dilde politika olmaz. En öz Türkçe halk?n konu?tu?u, ya?ayan Türkçe'dir. Dili sadele?tirmek ba?ka bir ?ey, tasfiye etmek bamba?ka bir ?eydir. Türkçe yap-boz tahtas? de?il ki! Dilde, bugünkü yahut geçmi?teki birtak?m siyasi anlay??lara yöneli? olamaz. Çünkü dil bir ifade arac?, toplumun sesi ve ses bayra??d?r. Bu bayra?? bulunmas? gereken yerde, görkemli bir ?ekilde dalgaland?rmak icap etmektedir.
Ama bayrak yere dü?ürüldü!
O dönemdeki yanl??l???n temelinde Türkiye'deki ayd?n?n bölünmü?lü?ü yat?yor. Halbuki dil konusunda ikilik olmaz. Bugün dilimize Arapça ve Farsça'dan kelime girmemektedir ama bat? dillerinden ve özellikle ?ngilizce'den bol miktarda kelime almakta beis görmüyoruz.
Bunu engellemenin bir yolu yok mu?
Buna kar?? elbette yeni kelime türetece?iz. Ancak geçmi?te yeni kelime türetme i?e uydurukçac?l?k dedi?imiz çok a??r? bir haldeydi. ??in ilginç yan? bu i?i yürütenler dil ve edebiyat uzman? de?il, daha çok ideolojik tavr? olan kimselerdi. Dolay?s?yla tam bir hayal k?r?kl??? oldu. Yeni kelime muhakkak türetilmelidir, ama i?i dil uzmanlar?na b?rakmak gerekiyor. Bizim ihmal etti?imiz husus, bu ülkede ihtisas erbab?na sayg? duymamaktan kaynaklanmaktad?r. Ana dili herkes kullan?yor diye herkes dil üzerinde tasarrufta bulunmamal?.
?ngiltere'de "Özingilizce-Üveyingilizce" diye bir tart??ma var m? acaba?
(Gülüyor) Zaten bu çok yanl?? bir tart??ma. Bir dilin özü veya üveyi olmaz. Ancak bir dili çok iyi veya kötü kullanmak ?eklinde bir tart??ma yap?l?r.
Türkiye'de dili gelece?e ta??yacak ve geli?tirecek kültürel bir atmosfer var m??
Türkiye'de fikir alan?nda çok büyük simalar?n ortaya ç?kt???na pek ?ahit olam?yoruz. Dü?ünce dille ba?lar. Tefekkürün olmad??? toplumlar geleceklerini in?aa edemezler. Dünya çap?nda mütefekkirlerimiz olmaz ise bugün "modern kölelik" dedi?imiz kölelik böylelikle ba?lar.
"Dili yabanc? kelimelerden temizliyoruz" sloganlar? e?li?inde yap?lan tasfiye hareketi sonucu Türkiye'de nesiller aras?nda bir kopukluk ya?and??? muhakkak. Osmanl?can?n okullarda ders olarak okutulmas? bu yaraya merhem olabilir mi?
Bugün 200-300 kelimeyle dü?ünen, konu?an, yazan, e?lenen bir anlay??tan büyük devlet fikrini ç?kartamay?z, hiçbirimiz bunu ba?aramay?z. Bunun olabilmesi için gerçekten Türkçe'nin söz varl???na, kavramlar?na hakim olmak gerekmektedir. Türkiye Türkçe'si köksüz bir dil de?il, büyük bir gelenekten geliyor. Bu gelenekten haberdar olmak ve kültürel de?erlerimize sahip ç?kmak ad?na Osmanl?can?n okullarda ders olarak okutulmas? teklif edilebilir.
Osmanl?cay? ö?retmek faydal? olmaz m??
Dil meselesi bir zevk ve his meselesidir. Sevilmedikçe ve sevimli hale getirilmedikçe büyük s?k?nt?lara ve ele?tirilere yol açacakt?r. O bak?mdan bunu bir sevgi ortam? içerisinde anlatmam?z gerekiyor. Geleneksel kültürümüzü, özellikle divan edebiyat?m?z? gençlere sevdirmek ve benimsetmek için zor taraflar?n? de?il, gerçekten oradaki incelikleri, sanatkarane söyleyi?i ve çok yüksek bir tefekkür edebiyat? oldu?unu anlatmam?z icap etmektedir.
Tabi bunun da yolu Osmanl?cay? ö?renmekten geçiyor.
Divan edebiyat? soyut bir edebiyatt?r. Bu soyutlu?u anlayabilmek için o bilgi birikimi ve kelime hazinesine, dolay?s?yla o kültürün bütün unsurlar?na hakim ve sahip olmak gerekir.
Osmanl?cay? ö?retmiyoruz ama baz? okullar?m?z tamamen yabanc? dille e?itim yap?yor. Ba??ms?z bir ülke çocuklar?na yabanc? dille e?itime izin verir mi? Tabi ba??ms?zl?k umurundaysa!
Yabanc? dille e?itim bizi i?te bu noktaya getirdi. Evet geldi?imiz durum çok çok kötü de?ildir ama bizim tarihi gerçeklerimize ve geçmi?imize uygun da de?ildir. Buradaki okullar tam bir müstemleke okul haline dönü?mü?tür. Yabanc? dille e?itim yap?yoruz ve yapmal?y?z k?l?f? alt?nda memleketin en zeki çocuklar?n? misyon üniversitesi dedi?imiz üniversitelerde ö?renime tabi tutuyoruz. Ve bu okullarda okuyan ö?renci bilimsel alanda bir hamle yapmak yerine bütün gücünü o yabanc? dile ö?renmeye harc?yor. Elbette yabanc? bir dili ö?retmeliyiz ama, tümüyle yabanc? dille e?itim çok yanl?? bir uygulamad?r.
Zaten yabanc? dil diyoruz ama onu bile okullar?m?zda do?ru dürüst ö?retemiyoruz.
??in en tuhaf yan? da zaten bu. Gerçek anlamda yabanc? dili hakk?yla ö?retemedi?imiz gibi kendi dilimizi de bilmiyoruz. En zeki çocuklar?m?z?n gitti?i ODTÜ ve Bo?aziçi gibi misyon üniversitelerinde ö?renci yabanc? dilde problem kurup problem çözmek durumunda olmaktan ziyade yabanc? dil problemini yenmekle bo?u?mak zorunda kal?yor.
Prof. Dr. ?sa Özkan
|
| |
|
|