 |
Köprü Yol  Latince via (yol) ve ductus (ulaştırma) sözlerinden oluşan viyadük, dilimizde "Vadi veya ırmak üstünden geçen, ayaklar üzerine oturtulmuş, yüksek bir köprü şeklindeki yol." anlamında kullanılmaktadır. Bu söz için Kurumumuz tarafından sıfat tamlaması yapısındaki köprü yol karşılığı önerilmektedir.
Viyadük 
|
|
|
|
doğal zayıflama,
özel ders,
orjinal pembe maske,
ozoderm,
tercüme,
maydanoz hapı,
smoky 7,
sandalose,
metrik kılavuz,
psikolog,
african mango,
mesut yar
antakya
biber hapı ile zayıfladı
|
|
|  |
Türkçenin Anlat?m Gücü |
?lk yaz?l? belgeleri M.S. 5. yüzy?lda ba?layan ve tarih boyunca çe?itli ?aheserlerin yaz?m?nda kullan?lan dilimiz, bu uzun ve verimli geçmi?ine ra?men yeterince i?lenmedi?i ve korunmad??? için, günümüzde sahip oldu?u anlat?m imkânlar? oran?nda bilinmemekte ve dilimizin bu gücünden faydalan?lamamaktad?r. Türkçeyi gücü oran?nda tan?mayan, bilmeyen veya kullanamayanlar da zaman zaman ba?ka dillerle kar??la?t?rarak fakir bir dil gibi göstermeye çal??maktad?rlar. Anlat?m gücü, gerçek kelime hazinesi göz önüne al?nmadan yap?lan bu kar??la?t?rmalarda Türkçenin aleyhine sonuçlar ç?kar?lmaktad?r. Tarihî süreçte Türkçenin yabanc? dillerden etkilenmi? olmas?, dilimizin yap?s?n? ve milletimizin o dönemlerdeki kültürel ve sosyolojik durumunu bilmeyen veya bunu göz önüne almayan ki?ilerce Türkçenin fakirli?ine dayand?r?lmaktad?r.
Tarih boyunca çok geni? bir co?rafyaya yay?lm??, farkl? bölgelerde çe?itli devletler kurmu? olan milletimiz, tabiat?yla bu bölgelerdeki milletlerle kültür al?? veri?lerinde de bulunmu?tur. Bu ili?kiler sonunda kültürde meydana gelen de?i?meler, kültürün ta??y?c?s? ve en önemli göstergesi olan dile de yans?m??, Türk dili ile bu milletlerin dili aras?nda çok önemli oranlarda al?? veri?ler olmu?tur. Türk dili ve kültürü birtak?m de?i?melere u?ram??, ancak sa?lam bir temelinin bulunmas? dolay?s?yla bu de?i?meler özüne fazla etki edememi?tir. Bu temaslar?n meydana geldi?i dönemlerde Türk milleti, siyasî aç?dan az?nl?k durumunda kalmad??? için, az?nl?klar?n ruh hâliyle kendilerini koruma ve bu sayede yok olmaktan kurtulma içgüdüsüyle davranmam?? ve bu yüzden yabanc? etkilere aç?k kalm??t?r. Kültürel temaslar?n oldu?u dönemlerin pek ço?unda asker ve nüfus bak?m?ndan daha güçlü bir durumda olanlar Türklerdir. Yak?n tarihlere kadar Türklerin az?nl?k durumuna dü?tü?ü ve bu sebeple yok olmamak için kendi kültürel de?erlerini koruma kayg?s? ta??d???, yani az?nl?k psikolojisiyle davrand??? dönemler pek görülmez.
Ayr?ca çe?itli din de?i?iklikleri esnas?nda, Türklerin, karakter özelliklerinin bir sonucu olarak yeni dinlerini bütün samimiyetleri ve dürüstlükleriyle benimsedikleri, bu yeni dinin kendisinden önce ortaya konmu? kültürel de?erlerini hiç yad?rgamadan kabullendikleri görülür. Özellikle ?slâmiyetin benimsenmesinden sonra, Müslüman milletlerin bizden önce ortaya koyduklar? medeniyetin en sad?k ve en dürüst koruyucular? durumuna gelmi?lerdir.
Bütün sosyal olaylar gibi kültürde ve dilde meydana gelen de?i?meleri de, sadece bir iki sebebe ba?lamak mümkün de?ildir. Ayr?ca tarihî bir olay de?erlendirilirken, bugünün ?artlar? de?il, o günün ?artlar?n? göz önüne almak gerekir. Arap ve Fars dillerinin Türkçe üzerinde niçin daha fazla etkili olduklar?n? veya bugün bat? dillerine kar?? Türkiye?de ortaya ç?kan hayranl???n sebeplerini ara?t?r?rken de, bütün tarihî, sosyolojik, kültürel faktörler hesaba kat?lmal?d?r. Meseleye böyle bak?l?nca, yabanc? dillerin Türkçe üzerindeki etkilerinin sebepleri aras?nda, Türklerin az?nl?k durumunda kalmamalar? yüzünden ?kültürlerini ve dillerini koruma kayg?s? ta??mamalar?? ve ?yeni din ve kültürleri, karakterlerinin gere?i olarak bütün samimiyetleri ile benimsemeleri? ?eklinde özetleyebilece?imiz sebepleri de sayabiliriz. Olumsuz sonuçlar do?uran ve Türkçenin yeterince geli?mesini engelleyen bu tesirin, böyle bir ruh hâlinin yaratt??? anlay??tan kaynakland???n? söylemek yanl?? olmaz. Ancak bu etkiye yol açan yaz?, vezin, ortak medeniyet, vb. gibi ba?ka tarihî ve sosyal sebepler de elbette bulunmaktad?r
Gerçekler böyle iken bir k?s?m insanlar?m?z?n dilde görülen al?? veri?leri Türkçenin fakirli?ine dayand?rmalar?, bilgisizliklerinden kaynaklanmaktad?r. Türkçeyi yeterince tan?mayanlar, ?ngilizce, Almanca gibi dillerin birkaç yüz binlik kelime varl???na kar??l?k Türkçenin 50-60 binlik bir kelime hazinesinin bulundu?unu, dolay?s?yla fakir bir dil oldu?unu savunurlar.
Türkçenin bilim dili olamayaca??n? veya fakir bir dil oldu?unu ileri sürenlerin dayand??? ilk nokta, kelime varl???m?z?n yetersiz oldu?u dü?üncesidir. Sözlü?ümüzün 50 bin civar?ndaki kelime kadrosunu ?ngilizce ile k?yaslayanlar, ?Türkçe zengin bir dil de?ildir.? ?eklindeki kanaatlerini ispatlad?klar?n? san?rlar. Oysa ?bu acele verilmi? hüküm bir dilin gücünü sadece o dildeki kelime say?s?yla ölçmek demektir ki böyle bir kabul dil bilimine göre tamamen yanl??t?r.? Sözlükte yer alan kelimelerin say?s?na dayal? bir kar??la?t?rmada durum, Türkçenin tarih boyunca ve bugün ?uurlu bir ?ekilde i?lenmemesinden dolay? Türkçenin aleyhine göründü?ü için, iddia sahiplerini hakl?ym?? gibi gösterebilir. Nitekim Türkçenin bugünkü durumuna ili?kin de?erlendirme yapanlar bu kayg?lar?n? dile getirirler: ?Türkçe bu asr?n ba??nda 100 bin kelimelik dev bir dil iken ?imdi 20 binlere kadar dü?mü?tür. Oysa bu asr?n ba??nda 80 bin civar?nda olan ?ngilizce ?imdilerde 400 binin üzerinde bir kelime hazinesine sahiptir.? Dil Bayram?ndaki bir konu?mas?nda Hamza Zülfikar, ?80 bin kelimelik Osmanl? kamuslar?ndan 1940?ta 15 bin kelimelik Türkçe Sözlük?e gelindi?i bir gerçektir.? ?eklindeki ifadesiyle, kar??la?t?rma amac? gütmeden, sadece Türkçenin 1940?l? y?llarda meydana gelen h?zl? de?i?meden dolay? içine dü?tü?ü durumu hakl? olarak belirtiyor.
Öncelikle bu ifadelerde hem Türkçe, hem ?ngilizce için verilen rakamlar?n Türkçenin aleyhine, ?ngilizcenin lehine çok abart?l? oldu?unu belirtmek gerekir. Türkçenin gerçek söz varl??? hangi çal??ma ile kesin olarak tespit edilmi?tir? Mehmet Hengirmen, 1988 y?l?nda Türk Dil Kurumunun yay?mlad??? sözlükte ortalama 60 bin sözcük bulundu?unu söyler. Yazar?n yer verdi?i ?ngilizcenin üç sözlü?ündeki kelime say?s? da Redhouse 1968?de 160 bin, Cambridge ?nternational Dictionary of English 1995?te 100 bin, Webster?s New World Dictionary 1970?te 80 bin? ?eklindedir.
XI. yüzy?lda yaz?lm?? olan Divan ü Lugati?t-Türk?te yer alan kelimelerin say?s? 8624?tür. Oysa ayn? dönemde haz?rlanm?? bir Lâtince-?ngilizce sözlükte yer alan kelime say?s? 3000?dir. Türkçedeki kelime say?s?, bu dönemde, ?ngilizcedeki say?n?n yakla??k üç kat? kadard?r. Üstelik Ka?garl? Mahmut, eserinde, canl? dilde ya?amayan ve Türkçe kökenli olmayan kelimelere yer vermedi?ini de belirtir. XI. yüzy?l?n bu güçlü dili yukar?da belirtti?imiz çe?itli sebeplerle gerekti?i ?ekilde i?lenmedi?i, yüzy?llarca ihmal edildi?i halde bugünkü durumuna gelmi?tir. Türkçemiz bugün, Türkçenin ilim dili olamayaca??n?, Türkçenin fakir bir dil oldu?unu savunanlar?n iddia etti?i kadar vahim bir durumda de?ildir.
Türkçe bütün olumsuzluklara ra?men, günümüz dünya dillerinin hiçbirisinden geride de?ildir. Kelime say?lar?na dayal? bir kar??la?t?rma, Türkçenin yap? ve i?leyi?inden dolay? bütün kelime ve kelime de?erinde olan anlat?m araçlar? sözlüklerde yer almad??? için gerçek ve do?ru sonuçlar ortaya koyamaz. Sözlükte yer almayan veya hepsi sözlüklerde yer almayan, ancak her biri di?er kelimeler gibi birer anlat?m arac? olan Türkçenin gizli diyebilece?imiz çok geni? bir söz varl??? bulunmaktad?r. ?lk bak??ta, sözlüklerde yer almad??? için görülmeyen bu söz varl???n? ?öyle grupland?rabiliriz:
1- Türkçe bilindi?i gibi s?fat-fiil ve zarf-fiil ekleri bak?m?ndan zengin bir dildir. Hemen hemen bütün fiillerle kullan?labilen 20 civar?ndaki i?lek s?fat-fiil ve zarf-fiil ekimiz, cümle içinde kullan?lan geçici kelimeler türetmekte ve bu kelimeler isim, s?fat, zarf, vb. olarak kullan?lmaktad?r. Türkçede bulunan fiil say?s?n?n 20 kat? kadar kelime Türkçenin kelime hazinesine bu eklerle kazand?r?lmaktad?r. Ancak bu eklerle türetilen kelimeler, cümle içinde kullan?lan geçici kelimeler olduklar? için sözlüklerde yer almamakta, kelime say?s? belirlenirken göz önüne al?nmamaktad?rlar. Bu eklerden ?imek? fiiliyle kullan?lan ?-ken? zarf fiil eki, sadece fiil tabanlar?na de?il, hem çekimli fiillere ve hem de isimlerin bulunma hâli eki alm?? ?ekillerine eklenerek onlar?n cümlede zarf olmalar?n? sa?lamaktad?r. Oysa bu kelimelerden sadece s?fat-fiil eklerinin kal?pla?mas? sonucu olu?mu? kal?c? kelimeler sözlüklerde yer al?r.
2- Türkçede isim soylu kelimelerin hepsi cümle içinde isim, s?fat, zarf, zamir olarak ve hatta bir k?sm? çekim edat? olarak kullan?lmaktad?r. ?sim, s?fat, zarf, zamir, çekim edat? görevleriyle kullan?lan bu kelimeler aras?nda morfolojik bir fark bulunmamaktad?r. Herhangi bir isim kullan?l??ta hiçbir ?ekil farkl?l???na u?ramadan bütün bu türlerde cümlede yer alabilmektedir. Cümledeki yerine ve görevine ba?l? olarak farkl? bir türde kullan?lan ve dolay?s?yla farkl? bir anlam kazanan kelime, sözlükte sadece bir yerde madde ba?? olarak yer almaktad?r. Baz? dillerde ise her hangi bir isim, s?fat olarak kullan?l?nca morfolojik bir farkl?l??a u?ramakta, dolay?s?yla sözlüklerde ayr? bir madde ba?? hâline gelmektedir. Kelime say?s?na dayal? olarak Türkçe ile bu yap?daki ba?ka dilleri kar??la?t?racak olanlar?n Türkçenin bu özelli?ini de göz önüne almalar? gerekir. ?simlerle kullan?lan ?-ki aitlik eki? hem yal?n hâlde bulunan ve hem de baz? hâl eklerini alm?? bulunan isimlere getirilerek bu kelimelerin türünü de?i?tirip cümle içinde s?fat veya zamir olarak kullan?lmalar?n? sa?lamaktad?r.
3- Türkçede varl?klar?, kavramlar? ve hareketleri tamlamalardan faydalanarak isimlendirmek çokça ba?vurulan bir yoldur. Belirtisiz isim tamlamas?, s?fat tamlamas?, birle?ik fiil, isnat grubu, k?saltma gruplar? yap?s?nda kar??m?za ç?kan bu dil birlikleri, tek kelimeler gibi bir anlat?m özelli?ine sahiptir. Varl?k, kavram ve hareketlerin ifadesi için kullan?lan bu gruplar bir kelimeden olu?mad?klar? için ço?u zaman sözlüklerimizde madde ba?? olarak yer almazlar. Türkçenin söz dizimi yap?s?n?n dile kazand?rd??? bu zenginli?i, imlâ kurallar?m?z?n gere?i olarak bu dil birliklerini ayr? yazmam?z, onlar? dilin söz da?arc???na dahil etmemize engel olmamal?d?r. Nitekim Almanca ile yaz?lm?? herhangi bir gazete yaz?s? veya makaleye göz att???m?z zaman, kelimelerin önemli bir k?sm?n?n birle?ik kelimeler oldu?unu görürüz. Aradaki fark, onlar bir kavram?, bir varl??? isimlendiren bu yap?daki kelimeleri hemen birle?tirir, biti?ik yazarlar; bizde ise büyük k?sm? ayr? yaz?l?r. ?mlâ K?lavuzu?nda bu konuyla ilgili kurala yer verilirken, ba?ta ?u aç?klama yap?l?r: ?Birle?ik kelimeler yaz?l?? bak?m?ndan biti?ik yaz?lanlar ve ayr? yaz?lanlar olmak üzere ikiye ayr?l?r. Biti?ik yaz?lan birle?ik kelimelere biti?ik kelime ad? verilir.? Biti?ik yaz?lmayan birle?ik kelimeleri, imlâ kural? dolay?s?yla ayr? yaz?ld?klar? için yok saymak, Türkçenin söz dizimi yap?s?n?n dile kazand?rd??? bu zenginli?i göz ard? etmek ne kadar do?ru bir de?erlendirme olur? Türkçenin sadece biti?ik kelimeleri de?il, birle?ik kelimeleri de, kelime say?s?n?n belirlenmesinde göz önüne al?nmal?d?r.
Türk Dil Kurumunun, dilimize son zamanlarda giren yabanc? kelimelere buldu?u kar??l?klar içinde yer alan ve iki kelimeden olu?tu?u için baz? ki?ilerin ele?tirdi?i kelimeleri Ahmet Bican Ercilasun, ?Göz kapa?? ile ka? aras?nda organ olmak bak?m?ndan hiç fark yoktur; ama biri için tek kelime, di?eri için iki kelime kullan?yoruz. Buna kar??l?k ?ngilizcede ka? için iki kelime ?eyebrow? kullan?l?yor.? ifadeleriyle savunur. ?unu da belirtmek gerekir ki, Türkçeye bat? dillerinden giren ve ad? geçen eserde, Türk Dil Kurumu taraf?ndan uygun görülen kar??l?klar? verilen yabanc? kelimelerin küçümsenmeyecek bir k?sm? iki kelimeden olu?maktad?r.
Türkçenin söz diziminin bu özelli?i, daha da önemlisi bir imlâ kural? dolay?s?yla biti?ik yaz?lmayan ve sözlüklerde madde ba?? olarak yer almayan birle?ik kelimeleri yok saymak, sonra da Türkçenin fakir oldu?u iddias?nda bulunmak do?ru bir de?erlendirme olmaz.
Türkçenin fakirli?ine hükmedenlerin yapt??? gibi, Türkçe ile ba?ka dilleri kelime say?lar? bak?m?ndan kar??la?t?rmak amac?nda de?iliz. Ancak bu tür kar??la?t?rmalar? yapanlar?n da biraz insafs?zca ortaya koyduklar? ve genellikle Türkçenin aleyhine verilen rakamlar?n do?ru olmad?klar?n? belirtmek gerekir. Daha önemlisi dilin gücü sadece kelime say?s?na dayand?r?larak ortaya konamaz.
Türkçeyi fakir sayanlar, bir dayanak noktas? olarak da, ba?ka bir dilden Türkçeye yap?lan tercümeler s?ras?nda çekilen güçlükleri göstermektedirler. Oysa bir dilde yaz?lm?? herhangi bir metni ba?ka bir dile çevirmenin her zaman birtak?m zorluklar? vard?r. Bu gerçek fakir bir dilden zengin bir dile yap?lacak tercümeler için de söz konusudur. Çünkü her milletin varl?klar ve kavramlar dünyas? ve bunlar? ifade ?ekilleri farkl?d?r. Farkl? kavram ve hareketleri olan, kendine özgü deyim ve kal?pla?m?? ifade ?ekilleri olan bir dille yaz?lm?? metin, daha zengin bir dile çevrilse bile, çevirenin baz? noktalarda zorlanmas? tabiîdir. Hele çevirici kendi dilinin ifade imkânlar?n? yeterince bilmiyorsa, çevirme i?i daha da güçle?ir. ??te bu güçlük bir k?s?m ayd?nlar?m?z aras?nda Türkçenin fakir oldu?u kuruntusunu do?urmu?tur. Dil ?uurundan yoksun olanlar, bu durumda, kolay yolu seçerek, o dildeki kelimeleri ye?lemektedirler.
Eski Uygur Türkçesi, Karahanl? Türkçesi, Eski Anadolu Türkçesi yaz? dillerinin anlat?m gücü, sadece o dönemin di?er dillerine göre de?il, belki günümüzdeki pek çok dile göre daha geni?tir. Bu zengin dilde yer alan kelime hazinesinin bir k?sm? Türk ayd?nlar? taraf?ndan yabanc? kelimelere feda edilmi?tir. Bu dönem yaz? dillerinin söz varl?klar? Do?an Aksan taraf?ndan, Türkçenin Söz Varl??? adl? eserde çe?itli yönleriyle dile getirilmi?tir. Bu eserinde yazar, Türkiye Türkçesinin ve tarihî Türk yaz? dillerinin, söz varl??? bak?m?ndan zenginliklerini incelemekte; Türkçenin ikilemeler, deyimler, türetme gücü, çok anlaml?l?k, terimler, kal?pla?m?? sözler, atasözleri gibi çe?itli yönlerden zenginliklerini ortaya koymaktad?r. Onun belirtti?i bu unsurlara, Türkçenin yukar?da sayd???m?z özelliklerinden ortaya ç?kan zenginliklerini de katmak gerekir. Biz burada sadece Uygur Türkçesinden rastgele seçti?imiz herhangi bir fiilden türetilmi? kelimeleri örnek olarak vermekle yetinece?iz. Ahmet Cafero?lu?nun Eski Uygur Türkçesi adl? eserinde ?kör- ? fiilinden türetildi?i anla??lan ?u kelimeler yer al?r: körgle (güzel), körglüg (görünen, güzel manzaral?), körgür (göster-), körk (güzellik, endam, ni?an, biçim, k?yafet), körket- (göster-), körkde? (güzellikte, endamda e?), körkitdeçi (gösteren, k?lavuz), körkit- (göster-), körkle (güzel, dilber), körkle (güzelle?-), körklüg (güzel,gösteri?li), körksüz (çirkin, yak???ks?z), körkür- (göster-), körkmeklig (görme), körmez (kör), körügse- (görmek iste-), körtgür- (göster-), körtle (güzel, dilber, prenses lâkab?), körtrek (daha güzel), körtük (â??k, seven), körük veya körüg (casus; güzellik, görü?), körüm (rüya, görünü?; piyes, görülecek olan ?ey), körünçle- (sergilemek, te?hir et-, sahnele-), körünçlegülük (te?hire lây?k, göstermeye de?er), körünçlük (sergi iskelesi, üzerinde e?ya sergilenen pano, sahne), körün- (görün-), körü?- (görü?-), körünççi (seyirci). Ayr?ca yine bu fiilin köküyle ilgili olan ?köz, köze- (arzula-), közet- (gözet-, sakla-), közetçi (muhafiz), közki?- (birbirini gör-), köznek (akis), közsüz (kör), közünç (ünlü), közüngü (ayna).
Ne yaz?k ki Türkçenin bu türden binlerce kelimesi zamanla terk edilmi?, yerlerine yabanc? kar??l?klar? konmu?tur. Terk edilen bu türdeki on binlerce kelime bir tarafa, Türkçenin bir dönemlerinde kullan?lm??, her biri belki binlerce kelime kazand?racak pek çok yap?m eki de bugün unutulmu? ve terk edilmi?tir. Meselâ Divan ü Lugati?t-Türk?te, isimlere getirilerek, o isimle belirtilen kavram veya varl??? özleme veya o ismin kökünü te?kil eden fiilin belirtti?i hareketi yapmay? isteme anlam?nda, ?itise-, aç?sa-, içise-, ?d?sa-, ahsa-, urusa-, üzüse-, a??sa-, ag?sa-, ewse-, ewise-, ukusa-, egise-, ögüse-, üküse-, al?sa-, ölüse-, ?l?sa-, emise-, enise-? fiillerini türeten -sA eki, s?fatlar? derecelendiren -rAk eki, vb. Talat Tekin, bu konuyu; ?Dilimizdeki yap?m eklerinin yar?dan ço?unun i?lek olmamas?n?n, daha do?rusu bunlar?n i?lekli?ini yitirmi? olmalar?n?n nedeni, Osmanl? ayd?n ve okumu?lar?n?n yüzy?llarca Türkçe köklerden Türkçe eklerle kelime yapmam??, türetmemi? olmalar?d?r.? ?eklindeki ifadesiyle dile getirir.
Gerçekten de bu zengin dilin yerini, Osmanl?lar döneminde, önemli oranda Arapça ve Farsçaya dayanan bir dil alm??t?r. Zengin ifade imkânlar?na sahip olan dilimiz bu dönemde ?uurla i?lenmedi?i için geli?memi?tir. Dilimiz geli?medi?i için de önemli bilimsel eserler ortaya konamam??t?r. Çünkü, yabanc? dille e?itim çok emekle az bilgiye ula??lan ve dü?ünme yetene?i kazand?rmayan, haz?r kal?plar? ezberlemeyi gerektiren bir e?itimdir. Ne yaz?k ki Türkiye?de bugün de ayn? durum yarat?lmak istenmektedir. Orta ö?retimde ve üniversitelerde, Türkçenin d???ndaki dillerle e?itim te?vik edilmektedir. ?ngilizler fethettikleri ülkelerde, ??ngiliz kültürünü yaymak, sömürgesi olan ülkenin ana dilinin geli?mesini önlemek, yerlilerin dü?ünme ve üretme yeteneklerini s?n?rland?rmak, onlar? anlamadan ezberlemeye mecbur etmek ve ?ngiliz kültür ve medeniyetinin üstünlü?ünü kabul ettirerek onlarda a?a??l?k duygular?n? geli?tirmek? amac?yla yabanc? dille e?itimi orta ve yüksek ö?retimde zorunlu k?lm??lard?r.
Osmanl? ayd?nlar?n?n dil ?uurundan yoksun bu davran??lar?, bugün de baz? ayd?nlar taraf?ndan devam ettirilmektedir. Osmanl?lar döneminde çe?itli sosyal ve siyasî nedenlerle ve özellikle, yanl?? veya do?ru dinî bir anlay??la Arapça ve Farsçaya yönelik olan bu e?ilimin, bugün yönünün de?i?ti?i ve kanaatimizce y?llarca sinsi bir ?ekilde yarat?lan a?a??l?k duygular? sonucunda bat? dillerine do?ru kayd??? görülmektedir.
Bu dü?ünceden hareketle Türkçenin bilim dili olup olamayaca??, ne yaz?kt?r ki bir k?s?m Türk ayd?n?n?n (!) tart??ma konular?n? olu?turur.
Kanaatimizce, bugün Türkçenin bilim dili olamayaca??n? iddia edenlerin içinde bulundu?u gaflet ve cehalet, Kurtulu? Sava?? döneminde ?ngiltere?nin veya Amerika?n?n mandac?l???n? isteyenlerden kat kat ileridedir.
Ayd?nlar?m?z?n bu tutumlar?na kar??l?k, yabanc?lar?n bu konulardaki hassasiyetleri, dile sahip ç?kma bak?m?ndan bizimle onlar aras?ndaki fark? gözler önüne sermektedir. Bununla ilgili olarak, Frans?zlar?n ç?kard??? A?ustos 1994 Tarih ve 94-665 Say?l? Frans?z Dilinin Kullan?m?na ?li?kin Yasa?da yer alan ?Yabanc? bir dilde yaz?lmas? zorunlu olan sözle?me, belge, bildiri gibi yaz?lar?n Frans?zca çevirileri ya da özetleri de yer alacak; bu sözle?melerde, yabanc? dilden bir deyime yada sözcü?e; bu deyim ya da sözcü?ün ayn? anlamda Frans?zca bir kar??l??? bulunuyorsa ve özellikle bu kar??l?k, Frans?z dilinin zenginle?tirilmesiyle ilgili tüzük hükümlerinin öngördü?ü ko?ullara da uygun ise yer verilemez.? ?eklindeki ifadelerini hat?rlatmak yeterlidir. Bizde ise Yüksek Ö?retim Kurulunun 2547 Say?l? Yasa Tasla???nda yer alan puanland?rma sistemine göre; ?Türk dili ile yaz?lan inceleme ve ara?t?rma eserlerinin, s?rf dili dolay?s?yla ikinci s?n?f bir de?erlendirme?e tâbi tutulduklar?? görülmektedir. Bu iki örnek, bugün de Türkçeye sahip ç?k?lmad???n? ve insanlar?m?z?n Türkçe?yi bilmedeki ve kullanmadaki yetersizliklerinin suçunu Türkçenin üzerine att?klar?n? göstermektedir.
Bütün boylar?yla milletimizin ad? oldu?u için bütün Türk ?ivelerinin söz varl???n? kapsamas? gereken ?Türkçe? ismini, burada sadece Türkiye Türkçesi yaz? dilinin ad? olarak kullan?yoruz. ?fade etti?imiz bu zenginlikler sadece Türkiye Türkçesine has zenginliklerdir. Türkçenin bütün ?ivelerinin söz varl???n? kapsayan sözlükler bir tarafa, Türkiye Türkçesinin çe?itli dönemlerine ait bütün klâsik eserlerinde yer alan kelimeleri kapsayan sözlükler bile haz?rlanmadan; Türkçenin kelime varl???n? sadece bir dönemde yaz? dilinde kullan?lan kelimeleri içeren sözlüklerdeki say?yla s?n?rlay?p, sonra da bunlar? ba?ka dillerin bütün a??zlar?ndaki, bütün ?ivelerindeki, bütün klâsik eserlerindeki kelimeleri kapsayan sözlüklerdeki say?yla kar??la?t?rmak do?ru olur mu?
Dilimiz tarih boyunca ayd?nlar?m?z taraf?ndan çe?itli sebeplerle ?uurlu bir yakla??mla i?lenmedi?i hâlde bugün hiçbir dünya dilinden daha geride de?ildir. Türkçenin bütün klâsik eserlerinde yer alan kelimelerini içeren eksiksiz bir sözlü?ü haz?rlanmam??t?r. Yap?s? dolay?s?yla anlat?m gücünü art?ran ögelerin pek ço?u göz ard? edilmekte, sözlüklerde bu unsurlara yer verilmemektedir. Yanl?? bir yakla??mla haz?rlanm?? bu eksik sözlüklerden hareketle Türkçeyi kelime say?s? bak?m?ndan yabanc? dillerle kar??la?t?rmak ve sonuçta Türkçenin fakir bir dil oldu?unu iddia etmek, yanl?? bilgilere dayal? yanl?? de?erlendirmelerdir. Türkçeyi yeterince bilmedikleri için böyle bir iddiada bulunanlar, kendi kusurlar?n? Türkçenin omuzlar?na yüklemek gibi bir haks?zl?kta bulunmaktad?rlar.
Yard. Doç. Dr. Ahat ÜSTÜNER
|
| |
|
|