 |
Takma Ad  İngilizce kökenli bu söz, "lakap, takma ad" anlamına gelmektedir. Kurumumuz da bu söze karşılık, dilimizde zaten var olan ve kullanılan takma ad ifadesinin benimsenmesi görüşündedir.
Nick Name 
|
|
|
|
doğal zayıflama,
özel ders,
orjinal pembe maske,
ozoderm,
tercüme,
maydanoz hapı,
smoky 7,
sandalose,
metrik kılavuz,
psikolog,
african mango,
mesut yar
antakya
biber hapı ile zayıfladı
|
|
|  |
Türkçenin Dünü Bugünü ve Yar?n? |
Türkçe nedir? Bu sorunun cevab?n? hepimiz biliyoruz. Evet. Türkçe, her?eyden önce bir dildir. O halde, Türkçenin dününü, bugününü ve yar?n?n? anlatmadan önce dil denilen ?eyin ne olduguna bir göz atmak yerinde bir davran?? olacakt?r.
1. Dil nedir, ne de?ildir?
Dil her ?eyden önce bir avadanl?k, bir alet tak?m?d?r. Dil dedigimiz bu tak?m?n duruma göre seslerden, duruma göre harflerden olu?turulmu? aletlerini (kelimelerini, eklerini, edatlar?n?) usulüne (gramerine) göre kullanarak biribirimizle haberle?iriz. Biribirimiz üzerinde etkili oluruz. ?u salonun kap?s?n? aç?k/kapal? konuma getirmenin ?u anda benim için iki yolu vard?r: Birincisi, benim bulundugum bu yerden ayr?l?p, gidip elimle kap?y? istedigim konuma getirmek; ikincisi ise, sizlerden birisine kap?y? istedigim konuma getirmesini söyleyerek istedigim sonuca ula?makt?r. ?lk durumda, kap?y? istedigim konuma getirmek için kendi ayaklar?m?, ellerimi ve kap?n?n elcegini; ikincisinde ise, seslendirme organlar?m? kullanarak aran?zdan birisinin ayaklar?n?, ellerini ve yine kap?n?n elcegini kullanm?? olurum.
Her avadanl?kta, her aletin kendisine özgü -kullan?m k?lavuzunda belirtilen- bir yap?s? ve kullan?m? vard?r. Bir avadanl?k olarak ele ald?g?m?z dilin de her ögesinin -bundan böyle dilin aletlerinden her birini öge olarak adland?racag?z.- kendisine özgü bir yap?s?n?n ve kullan?m?n?n olmas? tabiidir. Bir dilin ögelerini kullanmay?, bir zanaat?n aletlerini kullanmay? ögrendigimiz gibi ya s?nama yan?lma yoluyla ya da kullan?m k?lavuzunu -dilin gramerini- ad?m ad?m izleyerek ögreniriz. Bu yollardan ilkine anadilimizi, ikincisine ise daha çok bir yabanc? dili ögrenirken ba? vururuz; ve muhakkak bir ç?rakl?k (ögrencilik) devresi geçiririz. Çok küçük ya?larda anadilimizi ögrenirken de bol bol s?nama yan?lma imkan? buldugumuz bir ç?rakl?k devremiz vard?r. Çevremizde bize göre usta say?labilecek anam?z, babam?z, belki abilerimiz, ablalar?m?z, h?s?m, akraba, aile dostlar?m?z, herhangi bir ?ekilde tan?d?klar?m?z, tan?mad?klar?m?z bulunur. Bunlar?n dil dedigimiz avadanl?g?n ögelerini kullanma tarzlar?n?, ald?klar? sonuçlar? gözlemler ve bu ögeleri onlar gibi kullanabilmek için çabalar dururuz. Bütün bu çabalar?m?z?n sonunda, biz de, yerine göre, çatal?, b?çag?; yerine göre, tas?, tarag?; yerine göre, keseri, kerpeteni kullanmay? ögrendigimiz gibi, dil ögelerini de edinip ve kullanmay? ögrenip ustalar aras?nda yerimizi almaya çal???r?z. Onu bir ölçüde kendimize özgü k?lar; özelle?tiririz. "Üslup", "dili kullan?m tarz?" dedigimiz ?ey de budur i?te.
Bir dili kullanmada her isteyen ustal?g?n en yukar? mertebesine ula?amaz. Bu yüzden her zanaatta oldugu gibi, dili kullanmada da ustal?k çe?itli ölçütlere göre derecelendirilir. Çogumuzun ustal?g? anadilimiz konusunda da amatörlük seviyesini a?amaz. Aram?zdan baz?lar?, dogu?tan getirdikleri dili ögrenme ve kullanma yetilerini geli?tirerek, bu alandaki ustal?klar?n? zanaatkarl?k seviyesinden sanatkarl?k seviyesine yükseltirler. Yani dili kendilerine özgü k?lmalar?, özelle?tirme tarzlar? insanlar aras?nda bunlara bir ayr?cal?k kazand?r?r. Bunlar, söz konusu dilin hatipleri, ?airleri, yazarlar?d?r. Bir dil, bu sanatkarlar sayesinde itibarl? ve kullan?mda olur. S?radan olmayanlar, s?radan olmayan ihtiyaçlar?n? kar??lamak için dili geli?tirirler; ona yeni ögeler (aletler) katarlar; onun ögelerini al???lm???n d???nda kullanman?n yollar?n? bulurlar.
Bildigimiz kadar?yla, yüksek seviyede bir dili kullanmak insana özgüdür. ?nsan dogar, ya?ar ve ölür; çünkü canl?d?r. Dil ise, ilk insanla beraber bir kere dogmu?tur; belki son insanla beraber bir kere de ölecektir. Dünyaya gözünü açan her sagl?kl? insan onu hayatta bulur; özelle?tirir; gözünü kapayan her insan da onu hayatta, terekesinin en kal?c? parças? olarak b?rak?r. Bir bak?ma, dil ölmez; ebedidir. O, insan?n degil, bütün insanl?g?n mal?d?r.
?nsanlar yeryüzünde dag?ld?kça, farkl? ortamlardan kaynaklanan farkl? aletlere ve aletlerin farkl? kullan?m?na ihtiyaç duyduklar? gibi, farkl? dil ögelerine ve dil ögelerinin farkl? kullan?mlar?na da ihtiyaç duymu?lar ve duymaktad?rlar. Bu ihtiyaçlar, zamanla, aletler için degi?ik avadanl?klar?n olu?turulmas? gibi, dil ögeleri ve kullan?mlar? bak?m?ndan da degi?ik dillerin olu?mas?na yol açm?? ve açmaktad?r. Sanki her insan kendi ihtiyac? olan avadanl?klar?n? olu?tururken, kendi dillerini de olu?turur. Evet, her insan?n, degi?ik ortamlarda, degi?ik durumlarda kulland?g? birden fazla dili oldugunu söylemek yanl?? olmaz.
?nsanlar dünya üzerine serpi?tirilmi? bag?ms?z adalar gibidir. Ancak, avadanl?klar ve diller sayesinde, bir ölçüde bag?ms?zl?klar?n? yitirmelerine kar??l?k birle?erek güç olu?tururlar. Bu yüzdendir ki, insanlar ve insan topluluklar? aras?ndaki s?n?rlar kesin bir ?ekilde çizilebilse bile, diller aras?nda böyle s?n?rlar çizmek pratik aç?klamalar getirme d???nda pek mümkün görülmemektedir. Nihayet, günümüz dünyas?nda, devletlere ve bir ölçüde milletlere iyi kötü birer s?n?r çizilebilmi?, ancak dillerin kullan?m?na s?n?r çizilememi?tir. Bu bak?mdan, dil birligini, millet olman?n ?art? degil, bir ihtiyac? olarak görmek daha dogru olur.
Dil bir silah gibidir. Silahla, nas?l bir dü?manla sava?abilir, hem de kendimizi öldürebilirsek; dille de, hem birle?ip, güçlenip millet olabilir, hem de bölünüp, güçsüzle?ip, daha güçlü toplumlara yem olabiliriz.
Son zamanlarda, mahalli dilleri, ag?zlar? ön plana ç?karmak isteyenler, ya bilerek ya da bilmeyerek mensubu veya dü?man? olduklar? toplumlar? bölmeye, güçsüzle?tirmeye çal??maktad?rlar. Mahalli diller ve ag?zlar elbette dünya durdukça olacakt?r. Ama, unutmayal?m ki, küçülen dünyam?zda, insanl?g?n tek ve ortak bir dile ihtiyaç duydugu bir s?rada, insanlar?, dil farkl?l?g?n? ileri sürerek kabile hayat?na dogru sürüklemek istemenin, hakl? bir davran?? oldugunu dü?ünmek, pek ak?ll?ca bir tutum olmasa gerek.
Mahalli dilleri ve ag?zlar? elbette ara?t?racag?z ve yeterince ögrenecegiz; bunlar bize zevkli anlar ya?atacak bir tak?, bir parföm, bir süs e?yas? gibi lükslerimiz aras?nda yer alabilir. Ancak, hayat?m?z? kolayla?t?rmakta kullanmay? dü?ündügümüz bir e?yay? al?rken nas?l geli?tirilmi? ve yayg?n bir standart ar?yorsak, dünyaca -en az?ndan ülkece- tan?nm?? markalara ihtiyaç duyuyorsak; etkin bir hayat ya?ayabilmemiz için, daha yayg?n kullan?lan standart dillere de ihtiyac?m?z vard?r. Türkiye için söylüyorum. Toplumun bir kesimi, daha geni? ufuklu, daha etkin bir hayat sürmek için, STT'ni; hatta, daha zengin bir bilgi birikimi sunduklar? için ba?ta Amerikan ?ngilizcesi olmak üzere diger geli?mi? kültür dillerini ögrenmege çabalarken, diger bir kesimini kimlik kazand?rma bahanesiyle en yüce kimlik olan insan olma kimliginden ç?kar?p bölerek etnik degerler içerisine hapsetmeyi istemek haks?zl?k degil midir?! Kald? ki, bir kimsenin etnik kökenini somut delillerle kan?tlamak bugünün genetik biliminin en geli?mi? teknolojisiyle bile imkans?zd?r. Bu bak?mdan, millet olmak için etnik köken olgusunun degeri, bir masaldan, bir efsaneden, bir duygusal egilimden fazla degildir. ?imdi soracaks?n?z. ""Millet olmak için, önce, dil birligi yetersizdir." dediniz. "?imdi de, etnik kökenin ise hiç önemi yoktur." diyorsunuz. Peki, millet olmak için sizce gerekli olan nedir?" Evet, günümüz dünyas?nda, akl? ba??nda kimselere, bir ülkenin vatanda?? oldugunu kabul etmek, o ülkenin vatanda?lar?yla ön ko?ulsuz dayan??ma içinde olmak, o ülkeyi ya?an?lacak en iyi, en geli?mi? ülke haline getirmek ve o ülkede ya?ayan insanlar? ba?ka ülkelerde ya?ayan insanlara imrendirmemek -yani insan? ülkeye küstürmemek- için çal??mak bir millet olman?n gerekli ve yeter ?art? olmal?d?r.
Dillerin degi?im ve geli?iminde bir yandan, somut düzeyde, maddi hayat?n geli?mesi etkili olurken; diger yandan, soyut düzeyde, manevi hayat?n, yani toplumlar?n degi?en sosyokültürel yap?lar?n?n da oldukça derin etkileri görülür. Dünyam?zda, birkaç yüzy?l öncesine kadar, manevi hayat, toplumlar?n benimsedigi dinle belirlenirken, daha sonra, daha çok dünya hayat?n? düzenlemeyi amaç edinen sosyal ve politik ak?mlar?n etki alan?na girmi?tir. Dinin etkili oldugu devirde okur yazarl?k ve bilim din adamlar?n?n tekelinde bulundugu için dili de daha çok din adamlar? yönlendirip geli?tiriyorlard?. Bir örnekle aç?klarsak. Avrupada, bir yandan Katolik kilisesinin dili olan Latince, Bat? Avrupadaki H?ristiyanl?g?n Katolik mezhebini seçen halklar?n dilini etkilerken; Ortodoks kilisesinin dili say?lan Grekçe de, Ortodoks olan Dogu Avrupa halklar?n?n dillerini etkilemekteydi. Bu yüzden, Galyal?lar?n dili h?zla degi?erek Latin kökenli dil ögelerinin ag?rl?kl? oldugu bugünki Frans?zcay? meydana getirmi?ti. Dogu Avrupan?n Slav kavimlerinin kulland?g? Kiril harfleri Grek alfabesinden uyarland?g? gibi, Grekçe de bu kavimlerin dilleri üzerinde etkili olmu?tu. Tabii, H?ristiyanl?k öncesinde, Grekçenin, Latince üzerindeki etkisi de yine inanç sistemlerinin geçi?iyle aç?klanabilir.
2. Türkçenin Dünü
Bu uzunca giri?ten sonra, art?k as?l konumuza ba?layabiliriz. Önce, Türkçenin dününü, yani ilk yaz?l? metinlerinden günümüze gelinceye kadar olan geli?me safhalar?n? imkanlar?m?z elverdigi ölçüde ele alal?m. Bu konuda ana ba?l?klar?m?z ?unlar olacakt?r.
1. 1. Derilme Devresi (Köktürk Kaganl?g?; ?aman kültürü; Köktürk yaz? dili ve alfabesi.)
2. 1. Dag?lma Devresi (Uygur Devleti; Budist, Maniheist, Brahmi, Zerdü?t, H?ristiyan ve diger inanç sistemleriyle ilgili kültürler; Uygur yaz? dilleri; Sogot-Uygur, Mani, Brahmi, Estrangelo, Süryani, Tibet ve diger alfabeler.)
3. 2. Derilme Devresi (Karahanl?, Selçuklu, Çagatay, Osmanl? gibi Türk ?slam devletleri; ?slam kültürü; Sözkonusu devletlerin biribirleriyle ili?kili yaz? dilleri; Arap alfabesi.)
4. 2. Dag?lma Devresi (Gerileme dönemi Osmanl?, Türkiye Cumhuriyeti, Sovyet Türk Cumhuriyetleri devletleri; degi?ik sosyal, siyasi kültürler; biribirinden hemen hemen habersiz geli?en yaz? dilleri; Arap, Latin, Kiril alfabeleri.)
1. Derilme Devresi:
Orta Asyan?n Altay kavimlerinden olan Türklerin diline gelince, elimizde dogrudan Türkçe yaz?lm?? kaynak bulunmayan devreleri ister istemez bir yana b?rakarak diyebiliriz ki; 7. yüzy?lda, son defa, Kutlug (?lteri?) Kagan?n öncülügüyle, daha önce birkaç defa da??d?klar?n? bildigimiz Türk dilli halklar toplanarak Köktürk Devletini yeniden kurduklar? zaman, bunlar?n kendilerine has ?amanl?k diye an?lan tek tanr?l? bir dinleri vard?. Türkçe, yogun kültürel ve siyasi ili?kiler içinde bulunduklar? ba?ta Çinliler olmak üzere çevre ülkelerde ya?ayan kavimlerin konu?makta olduklar? dillerinden etkileniyor ve büyük bir ihtimalle onlar? da etkiliyordu. Ancak, Bu devrede Türk dili, Türklerin, tek bir merkez (Ötüken) etraf?nda toplanm?? olmalar?, tutarl?l?g? tart??mal? da olsa, Köktürk alfabesi dedigimiz ve kullan?m tarz?ndan en az bin y?ll?k bir geçmi?i olabilecegini tahmin ettigimiz bir alfabeyle yaz?lan tek bir yaz? dili sergiliyordu.
1. Dag?lma Devresi:
8. yüzy?l?n ortalar?na dogru Uygurlar Köktürk hakimiyetine son verdiler. Türk dilli halklar?n önemli bir kesimi art?k göçebeligi ve Ötüken'i terk etmi?, Tar?m havzas?nda ?ehirler kurarak yerle?ik hayata geçmi?ti. Ba?ta Budhizm (Burkanc?l?k) olmak üzere Mani, Zerdü?t, H?ristiyanl?k gibi çe?itli dinler Türkler aras?nda yay?lmaya ba?lam??t?. Her gelen din kendi terminolojisini, hatta kendi alfabesini de beraberinde getiriyordu. Köktürk harfleri hemen hemen unutulmu?, Sogotlardan al?nan Uygur alfabesi dedigimiz alfabe ba?ta olmak üzere Mani, Brahmi, Estrangelo, Süryani, Tibet alfabeleri kullan?larak çogunlukla çe?itli dini eserler Türkçeye çevriliyor; bu çevirilerle Türkçeye, yüzlerce kavram? kar??layan kelime giriyor. Bunlar?n önemli bir k?sm?na Türkçe kar??l?klar bulunmu? olsa bile dilin sadeliginin kayboldugu aç?kça görülüyordu. Al?nt?lar bazan sözdizimi düzeyine bile ula??yordu.
2. Derilme Devresi:
10. yüzy?ldan itibaren Türkler aras?nda ?slamiyet h?zla yay?lmaya ba?lad?. Bat?dan, H?ristiyanl?k ve Zerdü?tlük gibi ?ran üzerinden gelen ?slamiyet, bugün de sürmekte olan Türklerin Bat?ya yöneli?ini ba?latm?? oluyordu. ?slamiyetin ilk terminolojisi, Türklerden önce ?slamiyeti kabul etmi? olan Farslardan al?nd?. Daha sonra, Araplarla tan???ld?. ?slamiyetin kabulüyle Türk edebiyat?n?n dili Farsçan?n, biliminin dili Arapçan?n etkisine girdi. Bu iki dilden yap?lan al?nt?lar da zaman zaman Türkçenin sözdizimini etkileyecek düzeye ula?m??t?r. 10. yüzy?ldan beri kullan?lmakta olan Arap harfleri 20. yüzy?la kadar Türk dünyas?n?n ortak alfabesini olu?turdu. Anadolunun fethiyle Türkçeye ba?ta Rumca olmak üzere Anadoludaki topluluklar?n dillerinden de kelimeler girmeye ba?lad?. Özellikle deniz ve deniz ürünleriyle ilgili kelimeler Rumcadan al?nd?. Osmanl? devleti ?mparatorluga dönü?ünce ula?t?g? her yerden yeni kavramlar? kar??lamak üzere yeni kelimeler Türkçeye akmaya ba?lad?. Osmanl? donanmas? ?talyancadan, diplomasisi Frans?zcadan birçok kelimenin Türkçeye girmesine kap?lar? açt?. 20. yüzy?la gelindiginde, tesbiti güç bir kelime hazinesi ve içinden ç?k?lmaz sözdizimiyle Osmanl? Türkçesi bütün Türk dünyas?nda ag?rl?g?n? koymu? bulunuyordu. ?stanbul'da bas?lan bir kitap Üsküp'te, Kahire'de, Semerkant'ta, Belh'de mü?teri buluyordu.
2. Dag?lma Devresi:
20. yüzy?l?n ba?lar?nda, 1. Dünya Sava??, Osmanl? ?mparatorlugunun sonunu noktalad?. Türk Dünyas? dag?lm??, Türkiye cumhuriyeti d???nda kalan Türkler ya uzak ülkelerde haklar? korunamaz az?nl?k durumuna dü?mü?; Yugoslavyada, Macaristanda, K?br?sta oldugu gibi; ya da Türkiye Cumhuriyetinin varl?g?n? kendisi için bir tehlike olarak gören kom?u ülkelerde bask? alt?na al?nm??t?; Sovyetlerde, Yunanistanda, Bulgaristanda, Suriye, ?rak ve ?randa oldugu gibi. Art?k, her Türk toplulugu kendi kaderiyle ba?ba?ayd?. Tek bag?ms?z Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti d???ndaki Türklere, kendi dillerinde egitim ve ögretim yapma hakk? bile, onlar? geri b?rakacak ?artlardan birisi olarak veriliyordu. Bulunduklar? ülkelerin standart dilinde ögretim görmeleri s?n?rlan?yor. Biribirleriyle temasta bulunup üst düzeyde egitim ve ögretim kurumlar? kurmalar?, biribirlerine kitap, dergi, gazete, ögrenci ve ögretim üyesi göndermeleri yasaklan?yor; özellikle o güne kadar yaz? dili olarak geli?memi? mahalli dilleri bir lütufmu? gibi yaz? dili haline getirilerek önlerine konuluyor; onlar? kabile düzeyine indirmek için insan haklar? ad? alt?nda mümkün olan her?ey yap?l?yordu. Böylece dünyaya aç?lmalar?, özellikle Türkiye Cumhuriyetiyle ili?kiye girmeleri sözde etnik kimliklerini koruma bahanesiyle önleniyordu. Her biri degi?ik anlay??larla düzenlenmi? Arap, Latin ve Kiril harfli alfabelerle bas?lm?? yay?nlar, bir topluluktan digerine kazara ula?sa bile, okunmas? özel bir bilgi gerektirdigi için bir i?e yaram?yordu. Özellikle, biz, Sovyet Türk Cumhuriyetlerindeki yazarlar?, ?ngilizce, Frans?zca, Almanca gibi Bat? dillerinden; onlar bizim yazarlar?m?z? Rusçadan bulabildigimiz kadar?yla okuyabiliyorduk.
3. Türkçenin Bugünü:
3. Derilme Devresi (Türkiye Cumhuriyeti, K?br?s Türk Federe Cumhuriyeti, Orta Asya Bag?ms?z Türk Cumhuriyetleri; ?slam kültürünü demokratik ve laik bir anlay??la yorumlama; ortak bir yaz? dili geli?tirme egilimi; Latin alfabesine yöneli?.)
3. Derilme Devresi:
?u s?ralarda 20. yüzy?l?n son çegregini tüketmek üzereyiz. Geli?en haberle?me imkanlar? bilgilenmeye konulan bütün engelleri tek tek y?k?p devirmekte. Yasaks?z, gerçek bir yar???n ba?la komutu verildi bile. Türkçe dünya üzerinde konu?ulmakta olan 3000'i a?k?n dil aras?nda, oldukça zengin bir kütüphanesi olan, bilinen1500 y?ll?k kesintisiz tarihiyle, alt? k?tadan ikisine yay?lm?? say?l? konu?ma ve yaz? dillerinden biridir. Aralar?ndaki sosyokültürel ve ekonomik ili?kileri s?n?rlayan siyasi engellerin hemen hemen ortadan kalkm?? olmas?yla, bugün Türkçe konu?anlar, Türk dilli halklar biribirlerini görme, duyma ve dinleme imkan?na sahip oldular. Ortak bir Türkçe, en az?ndan ortak bir yaz? dili olu?turmak için, ortak bir alfabenin ve ortak bir sözlügün olu?turulmas?na çal???yorlar. Bin y?ldan beri yüzde doksan? a?k?n?n?n benimsedigi ?slam kültürünü çagda? bir ?ekilde, demokratik ve laik bir anlay??la yorumlayarak kültürel yak?nla?man?n temellerini at?yorlar.
4. Türkçenin yar?n?:
Türk dilli halklar?n bu çabalar? ba?ar?ya ula??rsa, bu sadece kendilerinin yarar?na degil, bütün insanl?g?n yarar?na olacakt?r. Hangisi olursa olsun, iyi kullan?lan dil dostluklar? ve dayan??malar? kurman?n en iyi arac?d?r. ?nsanl?k yüzy?llardan beri ögrenilmesi ve kullan?m? kolay ortak bir dil aray??? içindedir. Esperanto, Volepuk, Interlingua gibi suni dillerle kar??la?t?r?ld?g?nda, özellikle, Stadart Türkiye Türkçesi (STT) tabii bir dil olarak böyle bir dil olmaya adayd?r. O, karma??k bogumlanma özellikleri gerektiren ara seslere hemen hiç bilgi yüklememi? yal?n bir fonolojinin sahibidir. Türkçeyi ögrenmi? yabanc?lar?n, onu ne kadar bozuk telaffuz ederlerse etsinler, söylediklerini oldukça kolay anlamam?z?n sebebi budur. Sözdizimi, "belirten öge bir anlam ögesiyse belirttigi anlam ögesinden önce; belirten öge bir görev ögesiyse belirttigi anlam ögesinden sonra getirilir; ancak, görevi i?aretli anlam ögelerinin biribiriyle yer degi?tirmesine müsaade edilir." ?eklinde tarif edecegimiz basit bir temel kurala (postülata) baglanm??t?r. Biribirini tamamlayan bu sesbilimsel (fonolojik) ve sözdizimsel (sentaktik) iki yap? özelligi, her düzeydeki uyumlar? azaltm?? ve basitle?tirmi?tir. Cinsiyet, kemiyet, keyfiyet uyumlar?n?n en alt düzeyde olu?u, dil olarak Türkçenin kavranmas?n? kolayla?t?rm??t?r. Bu dilin, her dilden kolayca kelime alabilir ve ald?klar?n? fazla degi?iklige ugratmadan kullan?ma sunabilir olmas? da bir dünya dilinden beklenecek en önemli özelligidir. Dogu?undan günümüze kadar, hemen hemen Avrasyan?n bütün dillerinden çe?itli dil ögeleri alm?? olmas?na ragmen ilk günki canl?l?g?n? ve tazeligini yitirmemi?tir. Görev ögelerinin, yani ek ve edatlar?n?n yaz?m?na getirilecek basitle?tirici birkaç standartla yaz? dili olarak da h?zla geli?me imkan?n? bulacakt?r.
Sözlerimi günümüz Azerbaycan ?airi Bahtiyar Vahabzade'nin m?sralariyle bitiriyorum. Vahabzade Türkçe için ?öyle diyor:
Dil açanda ilk defe "ana" söyleyirik biz,
"Ana dili" adlan?r bizim ilk dersliyimiz.
?lk mahn?m?z laylan? anam?z öz südüyle
?çirir ruhumuza bu dilde gile-gile.
Bu dil - bizim ruhumuz, é?gimiz, can?m?zd?r,
Bu dil - birbirimizle ehdi-péyman?m?zd?r.
Bu dil - tan?tm?? bize bu dünyada her ?éyi
Bu dil - ecdad?m?z?n bize miras vérdiyi
Giymetli xezinedir... onu gözlerimiztek
Goruyub, nesillere biz de hediyye vérek.
Dr. Efrasiyap GEMALMAZ
|
| |
|
|