Ana Menü
Ana Sayfa
Makaleler
Haberler
Destekleyenler
Destek Resimleri
Destekleyen Siteler
Görüntü Kayıtları
Ses Kayıtları
Tartışma Alanı
Gaspıralı

Reklâm
Türk Dili Yaz?lar?
  Kültür
  Dil-Kültür ?lgisi
  Dilbilgisi
  Modern Türkçe Dönemi
  Yeni Türkçe Dönemi
  Yeryüzündeki Diller
  Türk Dilinin Tarihi Dönemleri
  Ekler
  Türkçenin Bugünkü Durumu Ve Yay?lma Alanlar?
  Türkçede Yeni Kavramlar? Kar??lama Yollar?
  Türk Dilinin Bugünkü Durumu ve Yay?lma Alanlar?
  Lehçeler
  Kökler
  Dil Nedir - 2
  Türk Yaz? Dilinin Tarihi Geli?imi
  Türkler'in tarih Boyunca Kulland?klar? Yaz?lar
  Türkçenin Dünya Dilleri Aras?ndaki Yeri - 2
  Türkçenin Tarihi Geli?imi
  A??z
  Kültür Ta??y?c? Olarak Dil

Türk Dili Yazıları Arşivi
Türkçe Kar??l?k
 Kötümserlik 
Fransızca pesimizm (pessimisme) sözü dilimizde optimizm kelimesinin karşıt anlamlısı olarak felsefe alanında kullanılmakta ve "Her şeyi en kötü yanından ele alan, her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşü." anlamına gelmektedir. Kurumumuz, daha önceden önerilmiş olan kötümserlik karşılığının bu söz için uygun olduğu görüşündedir. Sözün pesimist (pesimiste) biçimi için de dilimizde kötümser karşılığı bulunmaktadır.
 Pesimizm 
doğal zayıflama, özel ders, orjinal pembe maske, ozoderm, tercüme, maydanoz hapı, smoky 7, sandalose, metrik kılavuz, psikolog, african mango,

mesut yar antakya biber hapı ile zayıfladı


Türk Yaz? Dilinin Tarihi Geli?imi
Türkler, 6. yüzy?ldan itibaren de?i?ik bölgelerde, farkl? alfabelerle yaz?l? dil yadigârlar? b?rakm??lard?r. Bu eserlerde din, alfabe, konu... gibi farkl?l?klar?n yan?nda kullan?lan malzemede de çe?itlilik vard?r. Bunlar?n baz?lar? ta?lar üzerine, baz?lar? a?aç kütüklerine, baz?lar? derilere, kâ??tlara yaz?lm??t?r.

ESK? TÜRKÇE



Köktürkler döneminden itibaren yaz?l? metinlerle takip edilen ve geli?mesini 13. yüzy?la kadar tek yaz? dili olarak sürdüren Türkçedir. Bu dönemde Türkçenin yay?lma alan? ana hatlar?yla kuzeyde Yenisey ?rma?? çevresinden ve Mo?olistan?dan ba?lay?p Do?u Türkistan??n güney s?n?r?na; do?uda Mançurya?dan bat?da Aral gölü ve Hazar denizine kadar olan bölgeyi içine alan Orta Asyad?r. Eski Türkçe; Köktürk, Uygur ve Karahanl? dönemlerini içine al?r. Birbirinden ayr? bölgelerde yeni kültür merkezleri kuran bütün Türkler, hangi boydan olurlarsa olsunlar hep bu yaz? dilini kullanm??lard?r.



Dil bilgisi yap?s? bak?m?ndan Köktürk, Uygur ve Karahanl? dönemi eserleri aras?nda önemsiz bir iki fark d???nda de?i?iklik olmamakla birlikte bu dönemde birbirinin yerine geçen ve birbiri ard?ndan kurulan Türk devletlerinde Türkçeye, devletin girdi?i yeni medeniyet dairesinden yabanc? kelimeler girmi?tir. Meselâ, Köktürklerden sonra yeni bir medeniyet ve din aray??? içinde olan Uygur Türklerinin söz varl???nda, Sanskritçe kelimeler, Budizm ve Manihaizme ait Türkçe kelimeler görülmektedir. Karahanl?lar?n ?slâmiyet?i kabul etmelerinden sonra ise Türkçeye, Arapça ve Farsçadan yeni kelimeler girmi?, bunun yan?nda Türkçeden Müslümanl?kla ilgili yeni kelimeler (yap? bilgisinde de?i?ikli?e gitmeden) türetilmi?tir. Bunlar d???ndaki söz varl??? ise ortakt?r.



Kuzey ? Do?u Türkçesi, Bat? Türkçesi



11. yüzy?la kadar Altaylardan Hazar ve Karadeniz?in kuzeyine, hatta Orta Avrupa ve Balkanlara do?ru giden Türkler, ?slâmiyet?i kabul ettikten sonra ve ?ran devletlerinin de ortadan kalkmas?yla 11. yüzy?l?n ilk y?llar?ndan ba?layarak bugünkü Azerbaycan, ?ran üzerinden Anadolu?ya do?ru yönelmeye ba?lam??lard?r. Sonunda 13. yüzy?lda Azerbaycan ve Anadolu yeni bir Türk yurdu hâline gelmi?tir. Türklerin bat?da Anadolu?ya, kuzeyde Karadeniz?in kuzeyi ve bat?s?na kadar yay?lmalar?, buralarda yeni kültür merkezleri olu?turmalar?, o bölge halk?n?n a?z? ile eserler yazmalar? sonucunda Türk yaz? dili çe?itlenerek yay?ld??? bölgelere göre biri Kuzey ? Do?u Türkçesi, di?eri Bat? Türkçesi ol­mak üzere iki kola ayr?ld?. 13. yüzy?lda Türkçenin ikinci bir yaz? dili ortaya ç?kt??? için bu yüzy?l Türkçenin bir dönüm noktas? olarak da de?erlendirilir.

KUZEY ? DO?U TÜRKÇES?



Orta Türkçe döneminde, Eski Türkçenin bir devam? olarak 13. ve 14. yüzy?llarda Orta Asya ile Hazar denizinin kuzeyindeki Türkler aras?nda kullan?lan yaz? dilidir. Eski Türkçenin bir çok izlerini ta??makla birlikte yeni Türkçenin özellikleri de yava? yava? ?ekillenmeye ba?lam??t?r.



Kuzey ve Do?u Türkçesi aras?ndaki farklar?n giderek artmas?yla bu yaz? dili, 15. yüzy?lda Kuzey Türkçesi ve Do?u Türkçesi olarak iki kolda geli?mesini sürdürmü?tür:

a) Kuzey Türkçesi



K?pçak Türkçesi ve Tatar Türkçesi olarak da adland?r?lan Kuzey Türkçesi, Hazar denizinin kuzeyinden bat?ya do?ru yay?lan Türklerin kulland?klar? yaz? dilidir. Asl?nda bu yaz? dilinin Do?u Türkçesi yaz? dilinden pek de farkl? bir yan? yoktur. Ancak Kazan ve çevresinde bilhassa 18. ve 19. yüzy?llarda geli?me göstermi?tir. Bu dönemde tarihî yaz? dilini kullanan Türk gruplar?n?n yava? yava? edebî dillerine kendi a??zlar?ndan kelimeler katt?klar?n? görürüz. Gasp?ral? ?smail?in ?Dilde, fikirde, i?de birlik.? uran?* ile yay?mlad??? Tercüman gazetesi Kazan Türkçesini ?stanbul ve Ta?kent Türkçeleriyle birle?tirmeyi amaçlam??t?r. Bugünkü Kazan Tatarlar?n?n, K?rg?zlar?n ve Kazaklar?n dilleri Kuzey Türkçesinin önde gelen kollar?ndand?r.

b) Do?u Türkçesi



Harezm-K?pçak Türkçesinin bir devam? olarak 15. yüzy?ldan 20. yüzy?la kadar geli?mesini sürdüren, Orta Asya (yani Do?u) Türklü?ünün yaz? dilidir. Ça?atayca olarak da adland?r?lan bu yaz? dili, Sekkakî, Lütfî, Gedâî, Ali ?ir Nevâyî, Hüseyin Baykara, ?iban Han, Muhammed Salih; Babür; Ebulgazi Bahad?r Han gibi ?air ve yazarlar taraf?ndan temsil edilir.



?Klâsik devir Ça?atay edebiyat?n?n oldu?u kadar, bütün Türk edebiyat?n?n da en önemli ?ahsiyetlerinden biri olan Ali ?ir Nevâyî, Azerî ve Anadolu sahas?nda da okunmu?, Osmanl? ?airlerince üstat tan?nm?? ve XV. yüzy?ldan bu yana ?iirlerine pek çok nazire yaz?lm??t?r. Meydana getirdi?i divan, mesnevi, tezkire, hâl tercümesi, tarih vb. gibi de?i?ik türlerde; musiki, aruz, dil, din vb. gibi farkl? konularda kaleme ald??? otuza yak?n eser, klâsik Ça?atay edebiyat?n?n te?ekkülünde ve geli?mesinde büyük hizmet görmü?tür.?[3]



Ali ?ir Nevâyî?nin Türkçeyle Farsçay? kar??la?t?rarak Türkçenin Farsçadan üstün oldu?unu anlatan Muhâkemetü?l- Lûgateyn (?ki Dilin Muhakemesi) adl? eseri dil tarihi bak?m?ndan özellikle an?lmaya de?er niteliktedir.



Bugünkü Pakistan, Hindistan ve Afganistan topraklar?nda 16. yüzy?l?n ba?lar?nda büyük bir Türk devleti kuran Babür ?ah, Ça?atay ?iirinin ve nesrinin güzel örneklerini vermi?tir. Babür ?ah??n Vekayi adl? eseri ise, dünya hat?ra edebiyat?n?n önemli kaynaklar?ndand?r.



17. yüzy?lda Ça?atay Türkçesini temsil eden Ebü?l-Gazi Bahad?r Han??n ?ecere-i Türkî ve ?ecere-i Terâkime adl? eserleri me?hurdur.



Do?u Türkçesi günümüzde, Bat? Türkistandaki Modern Özbek Türkçesiyle ve Do?u Türkistanda Yeni Uygur Türkçesiyle temsil edilmektedir.

BATI TÜRKÇES?



Hazar??n güneyinden bat?ya uzanan ve Azerbaycan (Kuzey Azerbaycan ve Güney Azerbaycan), Anadolu, Adalar, Rumeli, Irak ve Suriye?de konu?ulan Türkçeye Bat? Türkçesi denmektedir. Bugünkü yaz? dillerinin s?n?fland?r?lmas?nda Türkiye Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve Türkmen Türkçesi Bat? Türkçesi grubunda yer almaktad?r. Türk yaz? dilinin bu kolu O?uz lehçesine dayand??? için O?uz grubu olarak da adland?r?l?r.



12. yüzy?l?n sonlar?yla 13. yüzy?l?n ba?lar?ndan günümüze kadar kesintisiz olarak devam eden ve Eski Türkçeden sonra olu?an Türkçenin iki büyük kolundan biri olan bu yaz? dili, Türklü?ün en büyük ve en verimli yaz? dilidir. Türkçenin di?er yaz? dillerine göre en çok geli?me gösteren koludur.



Bugün Bat? Türkçesi; Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Gagavuz Türkçesi ve Türkmen Türkçesi olmak üzere varl???n? dört kolda devam ettirmektedir. Türkmen Türkçesi, yüzy?llarca Do?u Türkçesinin etkisi alt?nda kald???ndan Türkiye Türkçesine yak?nl??? Azerbaycan Türkçesi kadar de?ildir. Gagavuz Türkçesi de Sovyetler Birli?inin da??lmas?ndan sonra edebî dil olma yolunda büyük geli?meler göstermektedir.



Türkiye Türkçesi, Bat? Türkçesinin ana kolunu olu?turur ve tarihî süreçte kendi içinde üç döneme ayr?l?r:

a) Eski Anadolu (Eski Türkiye) Türkçesi



13. yüzy?l?n ba?lar?ndan 15. yüzy?l?n sonlar?na kadar Anadolu ve Rumeli?de kullan?lan, O?uz temelindeki Türkçe olup Bat? Türkçesinin ilk dönemini olu?turur.



Eski Anadolu Türkçesi, gramer ?ekilleri bak?m?ndan k?smen Eski Türkçeye ba?l? olmakla birlikte, Kuzey ve Do?u Türkçelerine göre h?zl? bir geli?me gösterdi?i için bu dönemde yeni gramer ?ekilleri ortaya ç?kmaya ba?lam??t?r.



Eski Anadolu Türkçesini Anadolu?daki siyasî ve sosyal geli?melere ba?l? olarak kendi içinde Selçuklu Dönemi Türkçesi, Beylikler Dönemi Türkçesi ve Osmanl? Türkçesine Geçi? Dönemi Türkçesi olmak üzere üç döneme ay?rmak mümkündür.



Anadolu Selçuklular? döneminde bilim dili Arapça, resmî dil Farsça oldu?u için Türkçeyle dinî, ahlâkî özellikler ta??yan ve daha çok halka seslenen eserler yaz?lm??t?r. Bu eserlerin yaz?lmas?nda beylerin; kendi millî dil ve kültürlerine önem veren, Türkçe yazan bilim adamlar?n? ve ?airlerini koruyup destekleyen tutumlar? oldukça etkili olmu?tur. Bilhassa, Karamano?lu Mehmet Bey?in 15 May?s 1277?de dellâl ça??rtarak yayd??? ??imden gerü dîvânda, dergâhta, bârgâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden ba?ka dil kullan?lmayacakt?r.?[4] ferman? oldukça önemlidir.



Selçuklu devletinin parçalanmas?ndan sonra ortaya ç?kan Anadolu Beyliklerinde ise beylerin de millî geleneklere ve Türkçeye önem vermeleri sonucunda dil ve edebiyat aç?s?ndan verimli bir dönem ba?lam??t?r. Bu devirde Selçuklu döneminin az say?daki eserlerine kar??l?k yüzlerce eser meydana getirilmi?tir.



Arapça ve Farsça unsurlar?n henüz fazla olmad??? bu dönemin Eski Türkçeden ayr?lan özellikleri olmakla birlikte bugünkü Türkiye Türkçesinin de temelini olu?turur.

b) Osmanl? Türkçesi



Pratikte k?saca Osmanl?ca diye de adland?r?lan Osmanl? Türkçesi, 15. yüzy?l?n sonlar?ndan 20. yüzy?l?n ba?lar?na kadar Osmanl? devletinin s?n?rlar? içinde kullan?lan yaz? dilidir.



Bu dönemin en belirgin özelli?i, Arapça, Farsça gibi yabanc? dillerden oldukça fazla kelime ve gramer ?eklinin Türkçeye girmi? olmas?d?r. Klâsik bir edebiyat olu?turma ve sanat yapma anlay???yla Türk yaz? dili âdeta Arapça, Farsça ve Türkçe kelimelerden olu?an üçüz bir dil hâline getirilmi?tir. Konu?ma diliyle yaz? dili aras?ndaki farklar her geçen gün artarken bir tarafta konu?ulan fakat yaz?lmayan bir dil; di?er tarafta yaz?lan fakat konu?ulmayan bir dil ortaya ç?km??t?r.



Halka, halk?n diliyle seslenen halk ?airlerinin yal?n Türkçesi yan?nda sanat yapma endi?esiyle sadece belli bir zümrenin anlayabildi?i, halk?n anlamad???, konu?mad??? unsurlar divan ?airleri arac?l???yla dile girmi?tir. Bu durum 17. yüzy?lda doru?a ç?km??t?r.



Dilde ortaya ç?kan bu ikilikten kaynaklanan anla??lmazl?k sorunu, 17. yüzy?lda mahallîle?me hareketiyle yava? yava? çözülmeye ba?lad?. Bu çözülme 18. yüzy?l boyunca ve Tanzimat?a kadar devam ettiyse de Türkçe, yabanc? kelimelerle yüklü a??r bir dil olarak varl???n? Bat? Türkçesinin üçüncü dönemini olu?turan Türkiye Türkçesine kadar sürdürdü.

c) Türkiye Türkçesi



Bat? Türkçesinin bugün içinde bulundu?umuz üçüncü dönemidir. Türkiye Türkçesi teriminden, Türkiye Cumhuriyeti?nin resmî dili olan ve bugün çok geni? bir alanda kullan?lan Türk yaz? dili anla??l?r.



Ömer Seyfettin ve arkada?lar?n?n (Z.Gökalp, A.C. Yöntem, A.Koyuncu) konu?ma dilinden yeni bir yaz? dili yaratma amac?yla Genç Kalemler dergisinde ba?latt?klar? Yeni Lisan hareketi bu dönemin ba?lang?c? olarak kabul edilir. Yeni Lisan makalesinde bu hareketin amac?, ?Millî bir edebiyat meydana getirmek için önce millî bir dile ihtiyaç vard?r. Bu dil konu?ulan dil, ?stanbul Türkçesidir. Yaz? diliyle konu?ma dili birle?tirilirse millî bir edebiyat ancak o zaman dirilecektir. Bunun için de yap?lacak tek ?ey dilde Türkçenin kurallar?n? geçerli k?lmak olacakt?r.? ?eklinde özetlenmektedir.



Türkçenin sadele?mesinde de önemli bir yeri olan Yeni Lisan hareketinin gerçekle?mesinde bugün de geçerli?ini sürdüren ilkeler benimsenmi?tir. Bunlardan baz?lar? ?unlard?r:



· Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren dil bilgisi kurallar? ve bu kurallarla yap?lan bütün tamlamalar kald?r?lmal?d?r.



· Dilimize Arapça ve Farsçadan girmi? kelimelerle yap?lacak yeni isim ve s?fat tamlamalar?, Türkçenin kurallar?na göre yap?lmal?d?r.



· Yaz? diliyle konu?ma dili aras?ndaki büyük ayr?l??? kald?rmak için yaz? dili konu?ma diline yakla?t?r?lmal?, ?stanbul konu?mas?, yaz? dili olmal?d?r.



· Bu ilkelerden yola ç?karak taklit de?il, yeni ve millî bir edebiyat meydana getirilmelidir.



Bu ilkelerden hareketle yabanc? kural ve kelimelerden h?zla temizlenen Türkçe, Millî Edebiyat Ak?m?yla da ?stanbul a?z?na dayanan bir yaz? dili ?eklinde geli?mesini sürdürdü.



?Türkiye Türkçesinin geli?mesi içinde Yeni Lisan hareketinden sonra en geni? çal??ma Dil ink?lâb??d?r. Dil ink?lâb?, dil konusunu, önemi ve geli?me ?artlar? bak?m?ndan çok yönlü ve sa?lam bir zeminde ele alma ve olgunla?t?rma hareketidir. 1928?de Lâtin alfabesinin kabulü, 1932?de Mustafa Kemal Atatürk taraf?ndan Türk Dili Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu)?nin kurulu?u bu hareketin önemli halkalar?d?r. Bu devrede Türkçeye devlet eli uzanm?? ve Türkçele?me hareketi devletin deste?i ile yürütülmü?tür. Bu hareketin ana hedefleri ?unlard?r:



1. Yeni Lisan hareketinden sonra da Türkçede kalm?? baz? yabanc? gramer ?ekilleri ve kelimeleri dilden atmak,



2. Dili, milleti birle?tiren, millî kültür etraf?nda toplayan önemli bir varl?k olarak görme fikrini geni?letmek,



3. Türkçeye, yap? ve özelliklerine uygun bir geli?me zemini haz?rlamak,



4. Türkçeyi e?itim dili hâline getirmek,



5. Türkçeyi, ilim ve kültür dili hâline getirmek,



6. Türkçeyi bir ilim kolu olarak inceleme ve ara?t?rma konusu yapmak,



7. Dile yeni kelime katacak kelime türetme yollar?na i?lerlik kazand?rarak, bu yolla dili zenginle?tirmek.



Dil ink?lâb? ile Türkçede, 1940?l? y?llardan itibaren bir tasfiyecilik hare­keti görülür. Zaman zaman Türkçenin tabiî geli?mesinin önünü t?kayan bu tasfiyecilik hareketi art?k h?z?n? kaybetmi?tir. Fakat bugün Türkiye Türkçesi yeni bir tehlike ile kar?? kar??yad?r. Bu da bat? kökenli kelimelerin kullan?l???n?n gittikçe artmas?d?r.?[5]

Azerbaycan Türkçesi



Türkiye Türkçesiyle büyük bir yaz? dili ayr?l??? göstermeyen Azerbaycan Türkçesi, esasen 16. yüzy?la kadar Eski Anadolu Türkçesi içinde bir a??z olarak varl???n? sürdürmü?, bu yüzy?ldan sonraki geli?melerle bir lehçe görünümü kazanm??t?r. Türkiye Türkçesi bat? dillerinden etkilenirken Azerbaycan Türkçesi, bir dönemdeki Sovyet hakimiyetinin sonucu olarak Rusçadan; Güney Azerbaycan??n ?ran s?n?rlar? içinde olmas? ve kom?uluk ili?kileri sebebiyle de Farsçadan etkilenmi?tir.



Azerbaycan Türkçesi bugün ba??ms?z bir devlet olan Azerbaycan Cumhuriyetinde, ?ran?daki Güney Azerbaycan?da ve da??lan Sovyetlerdeki Azerbaycan Türkleri aras?nda bir yaz? dili olarak kullan?lmaktad?r.



Kaynak: Suzep





 
Anasayfa | Tartışma Alanı | Destekleyenler | Destek Resimleri | Haberler | Makaleler | Yazım Kuralları | Künye | İletişim

®2005 - 2006 Anadilim.org Türkçe ve diğer Türk Lehçeleri(Dilleri) hakkında bilgi vermek ve bu dillerin kullanımını en üst seviyede tutmak için kurulmuştur.
Tüm Haklari N. Kaan Fakılı ya aittir. Bu site Php Nuke kodlarının % 70 değiştirilmesi ile oluşturulmuştur.