Ana Menü
Ana Sayfa
Makaleler
Haberler
Destekleyenler
Destek Resimleri
Destekleyen Siteler
Görüntü Kayıtları
Ses Kayıtları
Tartışma Alanı
Gaspıralı

Reklâm
Türk Dili Yaz?lar?
  Kültür
  Dil-Kültür ?lgisi
  Dilbilgisi
  Modern Türkçe Dönemi
  Yeni Türkçe Dönemi
  Yeryüzündeki Diller
  Türk Dilinin Tarihi Dönemleri
  Ekler
  Türkçenin Bugünkü Durumu Ve Yay?lma Alanlar?
  Türkçede Yeni Kavramlar? Kar??lama Yollar?
  Türk Dilinin Bugünkü Durumu ve Yay?lma Alanlar?
  Lehçeler
  Kökler
  Dil Nedir - 2
  Türk Yaz? Dilinin Tarihi Geli?imi
  Türkler'in tarih Boyunca Kulland?klar? Yaz?lar
  Türkçenin Dünya Dilleri Aras?ndaki Yeri - 2
  Türkçenin Tarihi Geli?imi
  A??z
  Kültür Ta??y?c? Olarak Dil

Türk Dili Yazıları Arşivi
Türkçe Kar??l?k
 Yıllık 
Fransızcadan dilimize giren almanak (almanache) sözü, "Yılın gün, hafta, ay gibi bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım gök bilimi, meteoroloji, istatistik bilgileri içeren kitap biçiminde hazırlanmış takvim." anlamına gelmektedir. Bu söz için, dilimizde kullanılmakta olan yıllık ifadesi uygun bir karşılıktır.
 Almanak 
doğal zayıflama, özel ders, orjinal pembe maske, ozoderm, tercüme, maydanoz hapı, smoky 7, sandalose, metrik kılavuz, psikolog, african mango,

mesut yar antakya biber hapı ile zayıfladı


Tarihten Gelece?e Türk Dili
Türk dilinin en eski izleri Sümer kaynaklar?ndaki Türkçe sözlerdir. M.Ö. 3100-M.Ö. 1800 y?llar? aras?na ait Sümerce metinlerde 300'den fazla Türkçe söz yer almaktad?r. Sümerceyle Türkçedeki ortak sözler ya ortak kökenden gelmektedir ya da al?? veri? sonucu ortaya ç?km??t?r. Hangi ihtimal do?ru olursa olsun Türkçenin ilk verileri M.Ö. 2000-3000 aras?na ç?kmakta, yani bundan 4-5000 y?l geriye gitmektedir. Ortak sözler Türklerle Sümerlerin kom?u olduklar?n? da gösterir. Türklerin hiç olmazsa bir bölümü M.Ö. 2000-3000 y?llar? aras?nda, belki de daha önce Ön Asya'da ya?am?? olmal?d?r.


M.Ö. 7.-3. yüzy?llar aras?nda Karadeniz'le Hazar'?n kuzeyinde ve Kuzeydo?usunda ya?ayan Sakalar?n önemli bir bölü?ü ve yöneticileri de büyük ihtimalle Türktü. M.Ö. 6. yüzy?lda ya?am?? olan Sakalar?n kad?n hükümdar?n?n ad? Yunan kaynaklar?nda Tomiris olarak geçer. Bu kelime Türkçe Temir (demir) olsa gerektir.





Dîvânü Lûgati't-Türk'te anlat?ld???na göre ?skender'in Türkistan seferi s?ras?nda (M.Ö. 330'lar) Türklerin bir k?sm?, hükümdarlar? ?u yönetiminde Hocent civar?nda, yani Seyhun'un yukar? havzalar?nda idiler. ?skender'in geli?iyle ?u ve idaresindeki Türkler Altaylara çekildiler; O?uzlar ise Hocent civar?nda kald?lar.





Çin kaynaklar?ndaki ilk bilgilere göre Türkler Çin'in kuzeyindeki bozk?rlarda ya??yorlard?. M.Ö. 220'lerde ortaya ç?kan Tuman (Teoman) Yabgu ve M.Ö. 209'da hükümdar olan o?lu Motun (Mete) Yabgu, Hunlar?n büyük hükümdarlar? idiler ve merkezleri bugünkü Mo?olistanda bulunan Orhun vadisinde idi. Hunlardan sonra da Topalar, Avarlar, Göktürkler, Uygurlar dönemlerinde, M.S. 840'a kadar Türklerin merkezi Orhun vadisinde olmu?tur. M.Ö. 220 - M.S. 840 aras?ndaki 1000 küsur y?ll?k dönemde Türkler kudretli zamanlar?nda Okyanus k?y?lar?ndan Hazar'a, hatta bazen Karadeniz'in kuzeyine kadar uzanan topraklara hükmediyorlard?. Türklerden bir bölü?ü M.S. 370'lerde ?dil'i geçmi? ve Kafkaslarla Karadeniz'in kuzeyine ula?m??t?. Bat? Hunlar?, Bulgarlar, Avarlar, Peçenekler ve K?pçaklar 370'ten ba?layarak yüzy?llar boyunca Do?u Avrupa ve Balkanlar? yönetimleri alt?nda bulundurmu?lard?r.





Asya ve Avrupa Hunlar?na ait herhangi bir Türkçe metin elimizde bulunmamaktad?r. Ancak Çin ve Bizans kaynaklar?na geçen baz? özel adlar ve kelimeler onlara ait Türkçe veriler olarak kabul edilmektedir. Çin kaynaklar?nda geçen tehri, kut, yabgu, ordu, temir gibi sözlerin Çincele?mi? biçimleri, milât y?llar?na ait Türkçe verilerdir. Attilâ'n?n babas?n?n ad? olan Muncuk (Boncuk) ve o?ullar?n?n adlar? Dehizik, ?rnek, ?lek Türkçeyle aç?klanabilmektedir. 6.-9. yüzy?llardaki Tuna Bulgarlar?ndan y?l ve ay adlar? ile birkaç kelimelik baz? küçük metinler kalm??t?r. Y?llar hayvan adlar?yla adland?r?ld??? için y?l adlar? ayn? zamanda çe?itli hayvanlar?n adlar?n? gösteriyordu. Aylar s?ra say?lar?yla ifade edildi?i için Bulgar Türkçesindeki say?lar?n adlar?n? da böylece ö?renmi? oluyorduk.





Mo?olistan'da bulunmu? olan 6 sat?rl?k Çoyr yaz?t? tarihi bilinen en eski metindir. ?lteri? Ka?an'a kat?lan bir askeri anlatan metin 687-692 aras?nda yaz?lm?? olmal?d?r. Orhun an?tlar? olarak bilinen ??bara Tamgan Tarkan (Ongin), Köl ?ç Çor (?he-Hu?otu), Tonyukuk, Köl Tigin, Bilge Ka?an an?tlar? 719-735 y?llar? aras?nda yaz?lm??lard?r. Uygurlar?n ikinci ka?an? Moyun Çor Ka?an'a ait Taryat, Tes ve ?ine-Usu an?tlar? 753-760 aras?nda dikilmi?tir. Mo?olistan'da, Yenisey vadisinde, Kazakistan'da, Talas'ta (K?rg?zistan), Kuzey Kafkasya'da, ?dil-Ural bölgesinde, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Polonya'da Göktürk harfleriyle yaz?lm?? daha yüzlerce yaz?t bulunmu?tur. Bu küçük yaz?tlar?n 7.-10. yüzy?llar aras?nda yaz?ld??? tahmin edilmektedir. Demek ki bu yüzy?llarda Do?u Avrupa ve Balkanlardan, hatta Macaristan'dan Güney Sibirya'ya ve Mo?olistan içlerine kadar uzanan sahada Türkçe, Göktürk harfleriyle yaz?lan bir yaz?l? dil olarak kullan?lmaktayd?.





9. yüzy?ldan itibaren Türkçenin yaz?l? ürünlerini daha güneyde, Tar?m havzas?nda da görmeye ba?l?yoruz. 840'ta Tar?m havzas?nda ve Gansu bölgesinde devletler kuran Uygurlar; Göktürk, Uygur, So?dak ve Brahmi alfabeleriyle kâ??t üzerine yüzlerce eser yazd?lar, yüzlerce belge b?rakt?lar. Hatta bunlar?n bir k?sm? yazma de?il, basma eserlerdi. Uygur yaz?l? eserleri, Gansu bölgesinde 17. yüzy?la kadar devam etmi?tir.





11. yüzy?lda Kâ?gar ve Balasagun çevresi de bir Türk kültür çevresi olarak ortaya ç?kar. 1069 tarihli Kutadgu Bilig Balasagun'da yaz?lmaya ba?lanm??, Kâ?gar'da Karahanl? hükümdar?na sunulmu?tur. 1070'lerde Ba?dat'ta kaleme al?nan Dîvânü Lûgati't-Türk de asl?nda Kâ?gar muhitinin eseridir. Türkler 10. yüzy?lda Müslüman olduklar? hâlde 11. yüzy?lda Arap yaz?s? henüz Türklerin yaz?s? hâline gelmemi?ti. Kâ?garl? Mahmud 1070'lerde Türk yaz?s?n?n Uygur yaz?s? oldu?unu kesin ?ekilde kaydeder.





Kâ?garl? Mahmud Türklerin 20 boy oldu?unu yazar ve onlar? bat?dan do?uya do?ru ?öyle s?ralar: 1. Beçenek, 2. K?fçak, 3. O?uz, 4. Yemek, 5. Ba?g?rt, 6. Basm?l, 7. Kay, 8. Yabaku, 9.Tatar, 10. K?rk?z, 11. Çigil, 12. Tohs?, 13. Ya?ma, 14. U?rak, 15. Çaruk, 16. Çomul, 17. Uygur, 18. Tangut, 19. H?tay. Listedeki H?tay'? Kâ?garl?'n?n ifadesiyle "Çin ülkesi" olarak ay?rmak gerekir. Bu s?ralamadan az sonra Kâ?garl? Beçeneklerle K?fçaklar aras?na Suvarlarla Bulgarlar? yerle?tirir. Kâ?garl?'n?n iki dilli olduklar? için dillerini bozuk sayd??? So?dak, Kençek, Argu ve Tangutlardan Argular? da Türk boylar? aras?nda saymal?y?z. Demek ki 11. yüzy?lda Balkanlardaki Bizans s?n?r?ndan Çin ve Mo?alistan içlerine kadar Türkçe konu?uluyordu.





13. yüzy?lda Türk yaz? dilinin merkezîle?ti?i bölge Aral'?n güneyindeki Harezm bölgesidir. 13.-14. yüzy?llarda Alt?nordu'nun merkezi olan Hazar'?n kuzey k?y?s?ndaki Saray'dan hatta daha bat?daki K?r?m'dan Tar?m havzas?n?n do?usundaki Gansu'ya kadar Türk yaz? dili kesintisiz olarak kullan?l?yordu. Tar?m havzas?yla Gansu'da kullan?lan dile Türkoloji literatüründe Uygur Türkçesi, Alt?nordu ve Türkistan sahas?nda kullan?lan dile ise Harezm Türkçesi denmektedir. Ancak ikisi aras?nda ses ve gramer yönünden hemen hemen hiç fark yoktur. Yaz?lar? ise farkl?d?r. Birincisi Uygur, ikincisi Arap yaz?s?n? kullan?r.





13. ve 14. yüzy?llarda Türk yaz? dili, bu ana sahadan ba?ka üç co?rafyada daha kullan?l?yordu. Bunlardan biri Yukar? ?dil (bugünkü Tataristan) sahas?d?r. Burada bulunan mezar kitabelerinin dili ?dil Bulgarcas? idi. ?kincisi M?s?r ve k?smen Suriye idi. Buradaki yaz? dili Harezm Türkçesine çok yak?nd? ve K?pçak Türkçesi ad?n? ta??yordu. Üçüncü saha Azerbaycan ve Anadolu sahas?yd?. 13. yüzy?lda bu alanda O?uz a?z?na dayanan yeni bir yaz? dili do?mu?tu. Bu yaz? dili Balkanlara do?ru sahas?n? geni?leterek kesintisiz ?ekilde bugüne dek sürmü?tür. Sadece mezar kitabelerinde gördü?ümüz ?dil Bulgarcas? 14. as?rdan sonra yerini K?pçakçaya b?rak?r. M?s?r ve Suriye'de ise 15. yüzy?ldan sonra K?pçak Türkçesi kullan?lmaz olur.





Karadeniz, Kafkaslar, Hazar denizi ve ?ran, Kuzey-Do?u Türkçesi ile Bat? Türkçesini ay?ran tabiî s?n?rlard?r. 11. yüzy?ldan itibaren O?uzlar ?ran'? a?arak Azerbaycan ve Anadolu'ya gelmi?ler ve Bat? Türklü?ünü olu?turmu?lard?r. Bat? Türklü?ü 14. yüzy?lda Balkanlara ta?m??, daha sonra Macaristan s?n?r?na dayanm??t?r. Bugünkü Irak ve Suriye'nin kuzey bölgeleri de Bat? Türklerinin 11. yüzy?ldan itibaren yerle?tikleri yerlerdi ve buralardaki nüfus Anadolu Türklü?ünün tabiî uzant?s?yd?. Öte yandan Kuzey Afrika ve Arap ülkelerine de önemli miktarda Osmanl? Türkü yerle?mi?ti. Bütün bu sahalarda Bat? Türkçesi ortak bir yaz? dili olarak kullan?lm??t?r. 13. ve 14. yüzy?llarda Anadolu ve Azerbaycan'da yaz?lan eserleri, yaz? dili olarak birbirinden ay?rmak kolay de?ildir. Bu as?rlarda yaz? dili henüz standartla?mam??t?r; esasen Azerbaycan, Anadolu ve Balkanlarda henüz siyasî birlik de yoktur; bölgede çe?itli Türk beylik ve devletleri hüküm sürmektedir. 15. yüzy?lda Osmanl?lar güçlenerek birli?i kurmaya yönelirler ve yeni olu?maya ba?layan ?stanbul a?z? esas?nda Osmanl? Türkçesi standart hâle gelir. 16. yüzy?lda Do?u ve Güney-Do?u Anadolu ile birlikte Suriye ve Irak da Osmanl? topraklar?na dahil olur; böylece bu bölgeler de Osmanl? Türkçesi alan? içine girerler. Kuzey ve Güney Azerbaycan, ?ran'la birlikte bir ba?ka Türk devletinin, Safevîlerin yönetiminde kal?r. Ancak yine de 16. as?rda Azerbaycan ve Osmanl? yaz? dillerinin kesin ?ekilde ayr?ld???n? söylemek do?ru de?ildir. Hatayî ve Fuzulî her iki çevrenin de ?airidir. 17. yüzy?ldan sonra iki yaz? dilinin ayr?ld???n? söylemek mümkündür; ancak aralar?ndaki fark yok denecek kadar azd?r.





Kuzey ve do?u Türklerinde Harezm Türkçesinin devam? niteli?indeki Ça?atay Türkçesi tek ve ortak yaz? dili olarak 15. yüzy?ldan 20. yüzy?l ba?lar?na kadar sürdü. Bunun bir tek istisnas? vard?: K?r?m Hanl???. Osmanl? idaresinde bulundu?u için K?r?m Hanl???nda kullan?lan yaz? dili Osmanl? Türkçesi idi.





13. yüzy?ldan itibaren iki ayr? yaz? dili hâlinde geli?en Do?u ve Bat? Türkçeleri sürekli olarak birbirleriyle temasta olmu?lard?r. Ça?atay sahas? eserleri, özellikle Nevayî Osmanl? ve Azerbaycan Türklerince hep okunmu?tur. Buna kar??l?k Osmanl? eserleri de özellikle ?dil-Ural bölgesinde sürekli okunmu?tur. Osmanl? ve Azerbaycan sahas?nda Nevayî'ye Ça?atayca olarak nazireler yaz?lm?? ve bu 19. yüzy?la kadar sürmü?tür.





1552'de Kazan'?n dü?mesiyle ba?layan Rus yay?lmas? 1885'te Bat? Türkistan'?n i?galiyle tamamlanm??t?r. Do?u Türkistan 1760'larda Çin i?galine u?ram??t?. 19. yüzy?l?n sonuna gelindi?inde ba??ms?z olan Türkler sadece Osmanl? Türkleriydi.





19. yüzy?l?n ortalar?nda Türk yaz? dilleri için yeni bir süreç ba?lar. Kazan Üniversitesinde hocal?k yapan müste?rik ve papaz ?lminski, her Türk boyunun konu?ma dilinin ayr? bir yaz? dili hâline gelmesi gerekti?i görü?ünü ortaya koyar ve bunun için çal??maya ba?lar. Özellikle Tatar ayd?nlar?yla Kazan'da okuyan Kazak ayd?nlar? üzerinde etkili olur. Bu iki Türk boyunun baz? yazar ve ?airleri, ortak olan Ça?atay yaz? dili yerine kendi konu?ma dillerini yaz? dili hâline getirmeye çal???rlar. Yüzy?l?n sonlar?na do?ru Tatar ve Kazak yaz? dillerinin ilk eserleri verilmeye ba?lar. ?lminski'ye kar??l?k Gasp?ral? ?smail, 1884'te Bahçesaray'da (K?r?m) ç?karmaya ba?lad??? Tercüman gazetesi ve Türk dünyas?n?n her taraf?nda açt?rd??? usûl-i cedit okullar? vas?tas?yla ortak yaz? dilini savunur; bütün Türk dünyas?n?n sadele?tirilmi? ?stanbul Türkçesinde birle?tirilmesini ister. Rusya'da Me?rutiyetin ilân edildi?i 1905 y?l?ndan itibaren K?r?m, ?dil-Ural, Azerbaycan ve Türkistan bölgelerinde Türk yaz? dili konusu s?k? bir ?ekilde tart???l?r. Gasp?ral? ?smail'in tesirinde kalan Türk ayd?nlar? yaz? dilinde birlik fikrini savunurlar ve buna uygun eserler verirler. ?lminski'nin fikirleri ise ba?ka müste?rikler ve Çarl?k memurlar? taraf?ndan yay?lmaya çal???l?r. ?lminski gibi bir papaz ve müste?rik olan Nikolay Ostroumov 1870'ten 1918'e kadar Türkistan Vilâyetinin Gazeti?ni ç?kararak bu gazete vas?tas?yla ?rancala?m?? Özbek a??zlar?n? yaz? dili hâline getirmeye çal???r. 1888-1902 aras?nda ç?kar?lan Dala Vilâyeti gazetesi Kazakçay?, 1905-1908 aras?nda ç?kar?lan Mecmûa-y? Mâverây? Bahr-? Hazar Türkmenceyi yaz? dili yapmaya u?ra??r. Her üç gazete de Çar idaresince ç?kar?lmaktad?r. Yüzy?l?n ba??ndaki bu tart??ma ve uygulamalar kaynaklara ula?man?n zorlu?u yüzünden bugüne kadar ciddî ?ekilde ara?t?r?lm?? de?ildir. Ancak 1917'deki Bol?evik ihtilâlinden sonra serbest tart??ma ortam? yok edilmi?, ?lminski ve Ostroumov'un fikirleri zorla uygulanarak her Türk boyunun konu?ma dili ayr? yaz? dili hâline getirilmi?tir. Bu süreç Sovyetler Birli?i?nde 1930'larda tamamlanm??t?r. Çin idaresindeki Do?u Türkistan'da ise Uygurca, Ça?atay yaz? dilinin devam? olarak sürerken 1949'daki komünist idareden sonra mahallîle?tirilmi?tir. Alfabe de?i?iklikleriyle bu süreç h?zland?r?lm??, her Türk yaz? dili için ayr? alfabeler olu?turularak farkl?l?k art?r?lmaya çal???lm??t?r. Bütün bu çal??malar sonunda bugün 20 Türk yaz? dili ortaya ç?km?? bulunmaktad?r: 1) Türkiye Türkçesi, 2) Gagavuz Türkçesi, 3) Azerbaycan Türkçesi, 4) Türkmen Türkçesi, 5) K?r?m Tatar Türkçesi, 6) Karaçay-Malkar Türkçesi, 7) Nogay Türkçesi, 8) Kumuk Türkçesi, 9) Kazan Tatar Türkçesi, 10) Ba?kurt Türkçesi, 11) Kazak Türkçesi, 12) Karakalpak Türkçesi, 13) K?rg?z Türkçesi, 14) Özbek Türkçesi, 15) Uygur Türkçesi, 16) Altay Türkçesi, 17) Hakas Türkçesi, 18) Tuva Türkçesi, 19) Saha (Yakut) Türkçesi, 20) Çuva? Türkçesi. Rusya bugün dahi yeni yaz? dilleri olu?turma fikrini b?rakm?? de?ildir. Tataristan Cumhuriyeti d???nda kalan Bat? Sibirya Tatarlar? ile Güney Sibirya'daki ?orlar?n a??zlar? baz? fonlar ve yard?mlar yoluyla yaz? dili hâline getirilmeye çal???lmaktad?r.





Türk dünyas?nda 1990'dan beri yeni bir süreç ba?lam??t?r. Be? Türk cumhuriyeti ba??ms?z olmu?, di?erleri de daha serbest hareket edebilme imkânlar?na kavu?mu?tur. ?imdi art?k kendi kültür politikalar?n? kendileri tayin edecek duruma gelmi?lerdir. Nitekim bunun etkisi de k?sa zamanda görülmeye ba?lanm??t?r. 1991 Aral???nda Azerbaycan, 1993 Nisan?nda Türkmenistan, 1993 Eylülünde Özbekistan, 1994 ?ubat?nda Karakalpakistan Lâtin alfabesine geçme karar? alm??lard?r. Bu ülkelerde yeni alfabeye geçi? kademeli olarak uygulamaya konmu?tur. Öte yandan K?r?m Türkleri ile Gagavuzlar da Lâtin alfabesine geçerek baz? süreli yay?nlar?n? yeni alfabeyle basmaya ba?lam??lard?r.





"Dil d??? ?artlar" dedi?imiz siyasî, iktisadî ve kültürel ili?kiler de Türk yaz? dilleri aras?nda yeni etkile?im ve olu?umlara yol açmaya ba?lam??t?r. Türkiye'de Türk cumhuriyetlerinin edebiyatlar?na ait baz? parçalar lise edebiyat kitaplar?na konmu?tur. Türk Ocaklar?, Kültür Bakanl???, TÖMER gibi kurulu?larca Türk lehçelerini ö?reten kurslar aç?lm??t?r. Nihayet dört üniversitede (Ankara, Gazi, Mu?la, Atatürk) Ça?da? Türk Lehçeleri ve Edebiyatlar? bölümleri aç?lm??t?r. Pek çok Türkiyeli genç Türk cumhuriyetlerinde ö?renim görmektedir. Say?lar? az da olsa sosyal bilim dallar?ndaki baz? genç ara?t?r?c?lar Türk topluluklar? aras?nda ara?t?rmalar yapmaya ba?lam??lard?r. Avrasya televizyonunun baz? genç yap?mc?lar? da Türk dünyas?na s?k s?k giderek yeni yap?mlara imzalar?n? atmaktad?rlar. Siyasî, iktisadî, ilmî ve kültürel heyetler de s?k s?k bu dünyaya yolculuk etmektedir. Türk cumhuriyet ve topluluklar?nda uzun süreli kalan i? adamlar? ve görevliler de az de?ildir. Bütün bu te?ebbüs ve ili?kiler Türk lehçelerinin Türkiyeli ayd?nlar ve gençler taraf?ndan ö?renilmesine yol açmaktad?r.





Türkiye Türkçesinin di?er Türklerce ö?renilmesi ise çok daha büyük ölçülerde kar??m?za ç?kmaktad?r. Türkiye'de ö?renim görerek bizim lehçemizi ö?renen ö?rencilerin say?s? 10.000'i geçmi?tir. ?ktisadî, kültürel veya ilmî sebeplerle Türkiye'ye gelip k?sa veya uzun süreli ülkemizde kalan ve Türkiye Türkçesiyle bizlerle anla?abilen pek çok insan vard?r. Öte yandan Türk cumhuriyet ve topluluklar?nda pek çok okul aç?lm??t?r ve bu okullarda on binlerce ö?renci okumakta, Türkiye Türkçesini ö?renmektedir. Do?rudan do?ruya Türk televizyonlar?n? izleyebilen Azerbaycan veya Avrasya yay?nlar?na bakan Türkistan cumhuriyetleri bu kanalla da Türkiye Türkçesine a?ina olmaktad?r.





Bütün bu temas ve faaliyetlerin sonuçlar?n? önümüzdeki y?llarda görebiliriz. Türk televizyonlar?n? izleyen Azerbaycanl? çocuklar daha ?imdiden Türkiye Türkçesindeki farkl? kelimeleri tan?maya ve hatta kullanmaya ba?lam??lard?r. Samaylot yerine uçak kelimesi pek çok Türk toplulu?una ula?m??t?r. Türkiye Türkleri de art?k orun (yer), k?y?n (zor), çalar (nüans), kay?tmak (geri dönmek), aylanmak (çevresinde dönmek), uçra?mak (kar??la?mak), tapmak (bulmak) gibi kelimeleri tan?maya ba?lamal?d?rlar.





Eski Sovyetler d???ndaki Türk dünyas? ile ili?kilerimiz de artm??t?r. Bat? Trakya, Bulgaristan, Makedonya, Yugoslavya, Romanya gibi Balkan ülkelerinde ya?ayan Türklerle art?k daha s?k temas hâlindeyiz. Balkanlardan gelen pek çok Türk genci de Türk üniversitelerinde okumaktad?rlar. Bu ülkelerin ço?unda ilk ve orta dereceli okullarda Türkçe ö?retim yap?lmakta, Türkçe gazete ve dergiler ç?kar?lmaktad?r. Hemen hemen hepsinden Türk televizyonlar? izlenmektedir. ?ran'da da Azerbaycan Türkçesiyle (Arap harfleriyle) dergi ve kitaplar yay?mlanmakta, belirli saatlere mahsus olarak radyo ve televizyon yay?nlar? yap?lmaktad?r. ?ran?da art?k Türkçe e?itim talepleri ba?lam??t?r. Irak'ta, 36. paralelin kuzeyinde birkaç y?ldan beridir Türkçe ö?retim yap?lmaya ba?lanm??t?r; Türkçe gazete ve televizyon yay?nlar? yap?lmaktad?r.





Türk dili yar?n nas?l olacakt?r? Yukar?da say?lan geli?meler elbette Türk dilinin yar?n?n? büyük ölçüde belirleyecektir. 20 y?l sonra Türkiye Türkçesi, Türk dünyas?ndaki pek çok ayd?n taraf?ndan bilinen ve Türkler aras? plâtformlarda kullan?lan bir ileti?im dili olacakt?r. Bu süre içinde Birle?mi? Milletlerce kabul edilmi? olmas? da muhtemeldir. Türk dünyas?n?n baz? genç ayd?nlar? az da olsa makale, ?iir, hikâye ve kitaplar?n? Türkiye Türkçesiyle yazmaya ba?layacaklard?r. Onlar?n, bizim yaz? dilimizle yazd?klar? eserlerde kendi lehçelerine ait baz? kelimeler, hatta fonetik ve morfolojik özellikler bulunabilecektir. Böylece bizler de o lehçelerden küçük tatlar almaya ba?layaca??z. ?üphesiz Türkiye Türklerinden yeti?mi? baz? ?air ve yazarlar da eserlerine Türk lehçelerinden kelimeler ve baz? özellikler serpi?tireceklerdir. Bu hem Türkiye Türkçesinin kendi kaynaklar?ndan beslenerek zenginle?mesine, hem de yeni tatlarla çe?itlenmesine yol açacakt?r. Böylece 4000 y?l önce Sümer kaynaklar?nda görülen agar (a??r), di- (demek), dingir (tenri-tanr?), dug- (dökmek), men (ben), zae (sen), zag (sa?), gi?ig (e?ik-kap?) gibi kelimeler önümüzdeki bin y?llarda sonsuzlu?a do?ru yollar?na devam edeceklerdir.



Prof. Dr. Ahmet B. ERC?LASUN





 
Anasayfa | Tartışma Alanı | Destekleyenler | Destek Resimleri | Haberler | Makaleler | Yazım Kuralları | Künye | İletişim

®2005 - 2006 Anadilim.org Türkçe ve diğer Türk Lehçeleri(Dilleri) hakkında bilgi vermek ve bu dillerin kullanımını en üst seviyede tutmak için kurulmuştur.
Tüm Haklari N. Kaan Fakılı ya aittir. Bu site Php Nuke kodlarının % 70 değiştirilmesi ile oluşturulmuştur.